ODTÜ öğrencisi ve paralimpik judocu Taylan İnce, 19 Mart süreciyle başlayan protestolara katıldığı gerekçesiyle tutuklanarak 29 gün cezaevinde kalması nedeniyle Türkiye milli takımından çıkarıldı.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlayan protesto eylemlerinde gözaltına alınan öğrencilerin serbest bırakılması için 25 Nisan’da Ankara Konur Sokak’ta düzenlenen eyleme katıldığı gerekçesiyle 29 gün cezaevinde tutulan öğrenciler arasında ODTÜ öğrencisi ve milli para judocu Taylan İnce de vardı.
Paralimpik judocu İnce, yaşadıklarını şöyle anlattı:
“25 Nisan günü Ankara Konur Sokak’taydım. Tutuklu öğrenciler serbest bırakılsın diye bir araya geldik. Alanda çok farklı kesimlerden insanlar vardı; 1 Mayıs alanı Taksim diyen de, doğum hakkını savunan kadınlar da. Ben ise sadece şunu söylemek istiyordum: Arkadaşlarımız haksız yere tutuklu. Bunu sessizce kabul etmeyeceğiz ama o gün orada yaşanan, anayasal hak değil, açık bir şiddetti. Polis, alanda bulunan kadın bir arkadaşımıza işkence ederken, ben o şiddetin karşısında durdum. Onun elini bırakmadım. O andan sonra ben de ağır şekilde darp edildim. Yerlerde sürüklendim, başım hedef alınarak defalarca tekmelendim. Gözaltına bu şekilde alındım. Vücudumda oluşan hasarlar için resmi olarak darp raporu aldım. O gün sadece düşüncelerim değil, bedenim de cezalandırılmak istendi.
İki gün gözaltında kaldım. Ardından gelen talimatla tutuklandım ve 29 gün cezaevinde kaldım. Suçum neydi bilmiyorum. Bildiğim tek şey, adaletsizliğe karşı çıkmak için oradaydım. Cezaevindeyken dışarıda dolaşan videolar, fotoğraflar sayesinde herkes tutuklandığımı öğrendi. Bu da hayatımda yeni bir sayfa açtı: Milli takım kariyerim bitti. Kulübümle ilişkim zedelendi. Spor yapma hakkım, onca yıllık emeğim, bir anda elimden alındı. Sebebi yalnızca sesimi yükseltmemdi. Kırgınım ama kızgın değilim. Çünkü biliyorum: Doğru olanı yaptım. Benim mücadelem minderde başladığı gibi sokakta da devam ediyor. Bu ülkede spor, sadece madalya kazanmakla ölçülmemeli. Bazen gerçek mücadele, sesini kaybetmeden sokaklarda, meydanlarda olmaktır.
“GÖRMEZDEN GELMEN DE BEKLENİYOR, BEN BUNU YAPAMADIM”
Sanırım artık temsil edebileceğim tek takım ODTÜ Judo Takımı. Bir süre üniversitemin renklerini taşıyacağım. Bu da benim için büyük bir gurur; çünkü ODTÜ’de öğrenci olmak yalnızca bir sıfat değil, aynı zamanda bir duruş meselesi. Ve bu duruşla, judoya olan bağlılığımı, emeğimi devam ettirmek istiyorum. Elbette bir sporcunun en büyük hayali olimpiyatlarda yarışmak. Ben de istiyorum. Kim bilir, belki 2028 Los Angeles Paralimpik Oyunları’na kota alırım ama mevcut koşullarda, Türkiye’de bu pek mümkün görünmüyor. Sadece sporcu olmak yetmiyor bazen; sessiz olman, görmezden gelmen de bekleniyor. Ben bunu yapamadım.
Yine de bu yol burada bitmiyor. Eğer yurt dışı yasağı gibi bir engel konmazsa, Avrupa’da özellikle Fransa ve Almanya’daki judo liglerinde dönemsel olarak yarışma ihtimali var. Orada kiralık olarak turnuva bazlı mücadele edilebiliyor. Teklif gelirse değerlendirmeye açığım. Ayrıca bu süreçte Athleten Deutschland gibi uluslararası sporcu hakları örgütlerinden destek mesajları aldım. Onlar da bu yolun yalnız yürünmeyeceğini hatırlattı bana. Kısacası; spor hayatım, koşulların izin verdiği yerlerde ve vicdanımın çizdiği sınırlar dahilinde devam edecek. Judoyu bırakmıyorum, sadece artık mindere hangi bayrakla çıkacağımı zaman gösterecek.
“BU ÜLKENİN VİCDANLI BİR YURTTAŞIYIM”
Bu sürecin benim için en kritik anı, sporun beni artık korumadığını fark ettiğim andı. Yıllarca verdiğim emek, kazandığım madalyalar, taşıdığım milli forma; bir kadına uygulanan işkenceye sessiz kalmadığımda, tutuklu arkadaşlarım için sokağa çıktığımda yok sayıldı. Gözaltında darp edildim, raporlarla kayıt altına alındı. Hukuksuzca tutuklandım, 29 gün cezaevinde kaldım. Bu süreçte spor yapma hakkım elimden alındı. Milli Takım’dan çıkarıldım. Çok az kişi sordu ‘Neden içeride?’ diye. Çünkü bu ülkede kimi susturmak istiyorlarsa, önce yalnız bırakıyorlar.”
Taylan İnce’nin avukatı Deniz Özbilgin ise hukuki süreçle ilgili şunları söyledi:
“19 Mart sürecindeki protestoların, hak taleplerinin veya isyanın temel sebeplerinden birisi hukuki dille söylemek gerekirse masumiyet karinesinin suçu ispat olmadıkça bir insanın suçlu addedilmesinin, yaftalanmasının, itibarsızlaştırılmasının da aynı zamanda kamuoyu nezdinde protestosuydu. Taylan da aslında bunu protesto edenlerden biriydi. Taylan’ın katıldığı ve tutuklandığı eylemin temel talebi tutuklu öğrencilerin serbest bırakılmasıydı. Demokratik hakkını kullandığı için cezalandırılmama üzerine bir talepti kendisi de aynı şeye maruz kaldı. Dolayısıyla Taylan henüz hakkındaki deliller toplanmadan, video kayıtları dahi dosyaya girmeden, herhangi bir suç isnadı olmadan sadece kolluğun bir tutanağına dayanılarak suçlu addedildi. Tutukluluğun bir tedbir olmasını varsayıyorum, itirazla tutukluluk kaldırıldı ama Milli Takımdan çıkartılması kulübünden sporcu kariyerinin sonlandırılması hakkında hiçbir delil olmayan ve tamamen politik konjektürel bir sürecin parçası olmasından ötürü Taylan’ın cezalandırılması mahiyetindedir ve bu anlamda hukuksuzdur.
“TAYLAN SPOR YAPAMIYOR, SORUN BU”
Taylan için öncelikli hedef katıldığı ve tutukluluğuna sebebiyet veren hukuksal süreçte aslında sadece anayasal demokratik barışçıl gösteri hakkını kullandığı, bu gösteriyi yönetmek yönlendirmekle suçlandığı fakat zaten bunu sağlayacak fiziksel koşullara sahip olmadığı, Taylan aynı zamanda yüzde 40 engelli bir milli sporcu. Dolayısıyla bu anlamda öncelikle bu dosyadan beraat etmesi, tabii ki önceliğimiz takipsizlik ama tutuklama talep etmiş bir savcının muhakkak iddianame yazacağı kanaatindeyiz. Takipsizlik vereceğini düşünmüyoruz çünkü kolluk yönlendirmesiyle ilerleyen bir hukuksal süreç var. Beraat ettikten sonra Taylan’ın maruz kaldığı bu kriminalize yaklaşıma karşı hukuksal yollara başvurulabilir. Burada mesele sadece ilerleyen aşamada tazminat almak değil, bu arada genç ve spor yaşı geçen bir kişinin sporculuk kariyerinin sonlandırılması söz konusu. Taylan spor yapamıyor, sorun bu. Taylan’ın profesyonel kariyeri baltalanıyor. Benzer durumdaki başkaca milli sporcular, sanatçılar söz konusu. Taylan bu süreçte sadece kurbanlardan birisi.”
/ Kaynak: BirGün/











