Tevhid ve Sünnet cemaatinin lideri “Ebu Hanzala” kod adlı Halis Bayancuk ile cemaatin önde gelen isimlerinden “Ebu Haris” kod adlı Haris Karadağ İzmir merkezli bir operasyon kapsamında gözaltına alındı.
Operasyon 3 polisin yaşamını yitirdiği silahlı saldırıya ilişkin gerçekleştirildi. Cemaat’ten yapılan açıklamada “Birileri bir yanlışa düşmüşse bunun sorumluluğunu Halis Hoca’ya yüklemek akıl dışıdır” denildi.
Cemaatin duyuru kanalı “Tevhid Gündemi”nin aktardığına göre; operasyon kapsamında cemaatin elebaşısı “Ebu Hanzala” kod adlı Halis Bayancuk’un evinde arama yapıldı ve Bayancuk gözaltına alınarak İzmir’e sevk edildi.
Operasyon kapsamında cemaatin önde gelen isimlerinden “Ebu Haris” kod adlı Haris Karadağ da gözaltına alınıp, İzmir Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Şüphelilerden İlyas Aydın’ın ise yurt dışında olduğu tespit edildi.
Operasyonun İzmir’de 3 polisin yaşamını yitirdiği Balçova Salih İşgören Polis Merkezine yönelik 8 Eylül’de gerçekleştirilen silahlı saldırıya ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gerçekleştirildiği öğrenildi.
Şüphelilerin, saldırıyı gerçekleştiren 16 yaşındaki Eren Bigül ile bağlantılarının araştırıldığı, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin sürdüğü bildirildi.
CEMAAT’TEN AÇIKLAMA
Cemaatin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada “Birileri bir yanlışa düşmüşse bunun sorumluluğunu Halis Hoca’ya yüklemek akıl dışıdır” denildi.
Açıklamada şunlar denildi:
“Operasyonlara gerekçe olarak ne söylenirse söylensin, asıl sebep her zaman inancımız oluyor. Topluma “Bu kişileri düşünceleri ve inançları nedeniyle gözaltına alıyoruz ve yargılıyoruz” diyemedikleri için yalan ve iftiralarla bir suç algısı oluşturuyorlar.
Suruç patlamalarının ardından operasyon yapıldı ve bu olayla bağlantılıymış gibi haberlere yansıtıldı. Ancak eylemlerle ilgili tek bir soru bile sorulmadı. Bunun yerine inancımıza dair sorgulamalar yapıldı. Oy vermememiz, Kemalist ideolojiyi benimsemememiz… Bu durum aslında ortada bir suç bulunmadığının; yalnızca rahatsız edilen fikir ve çalışmalarımızı engellemek için bahaneler üretildiğinin açık bir göstergesiydi.
Topluma “Biz inancı nedeniyle bu kişileri derdest ediyor ve yargılıyoruz.” diyemedikleri için yalan ve iftirayla suç algısı oluşturuldu. Bugün de birkaç ay önce İzmir’de yaşanan bir olay bahane edilerek aynı tutum sürdürülüyor. Eğer operasyon gerçekten o olay nedeniyle yapıldıysa, neden bu kadar zaman beklendi? Yanıt aslında uzak değil; son günlerde artan Kemalist sistem eleştirilerinde saklı olabilir mi?
29 Ekim ve 10 Kasım sürecinde yükselen tepkiler nedeniyle rejim istemediği sesleri bastırmak için sert yüzünü ortaya koyuyor olabilir mi? Hoca’mızın yanlış olduğunu açıkça beyan ettiği bir saldırıyla ilgili soruşturmaya dâhil edilmesi kabul edilebilecek bir şey değildir.
Muhtemelen “Şahıs, Halis Hoca’nın sohbetlerini dinlemiş, kitaplarını okumuş” gibi söylemler öne sürülerek trajikomik bir algı oluşturulacaktır. Sohbetleri halka açık olan, videoları sosyal medyada paylaşılan, kitapları resmi olarak basılan bir Hoca’nın eserlerine insanların ulaşması son derece normaldir. Birileri bir yanlışa düşmüşse bunun sorumluluğunu Halis Hoca’ya yüklemek akıl dışıdır. Sonuç olarak, on yılı aşkın süredir değişen hiçbir şey olmadığı açıkça görülmektedir.”
IŞİD SUÇLAMASIYLA TUTUKLANMIŞTI
Halis Bayancuk geçmişte “silahlı terör örgütü kurma ve yönetme” suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmış ancak 10 Temmuz 2023’te tahliye edilmişti.
İktidara yakınlığıyla bilinen Akit TV, IŞİD suçlamasıyla daha önce dört kez tutuklanıp serbest bırakılan Bayancuk’u Kasım 2024’te canlı yayına çıkarmıştı.
Yayında tarikatının cuma namazı kılmadığını söyleyerek, bunun kendi fıkıh anlayışlarına uymadığını savunan Bayuncuk, Kemalizm’in Türk halkını İslam’dan uzaklaştırdığını iddia etti ve “Kemalizm Türk halkına ne yapmışsa, PKK da Kürt halkına aynısını yapmıştır” dedi.
Bayancuk, IŞİD’i 2013’e kadar desteklediğini itiraf etmişti. Sonraki eylemlerini ise onaylamadığını belirtmişti.
NE OLMUŞTU?
8 Eylül Pazartesi günü sabah saat 08.30 sıralarında Balçova Salih İşgören Polis Merkezine 16 yaşındaki Eren Bigül tarafından pompalı tüfekle ateş açıldı. Nöbet kulübesi yakınında bulunan polis memuru Hasan Akın, Murat Dağlı ve Ömer Amilağ’ın vücuduna saçmalar isabet etti.
Kısa süre sonr saldırganla polis arasında çıkan çatışmada, Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir ve sivil bir vatandaş yaralandı. Saldırgan da polis ekiplerince bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi ve gözaltına alındı.
Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir ve Polis Memuru Hasan Akın hayatını kaybederken saldırıda yaralanan Polis Memuru Ömer Amilağ ise saldırıdan 23 gün sonra hayatını kaybetti.
Soruşturma kapsamında saldırgan Eren Bigül, annesi A.B. ve babası N.B, ‘terör amaçlı kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürme’, ‘silahlı terör örgütüne üye olma’, ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme’ dahil toplam 12 suçtan tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.
Şüphelilerden M.A, K.N, C.T, F.S.A, M.E. ve B.Y ise ‘silahlı terör örgütüne üye olma’ suçundan tutuklama talebiyle, T.Y. ve F.Ç’nin de aynı suçtan adli kontrol şartı talebiyle mahkemeye sevkleri yapıldı.
Saldırgan, babası N.B. ile M.A, K.N, C.T, F.S.A. ve M.E. çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı, saldırganın annesi A.B ile T.Y, B.Y ve F.Ç. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
/Kaynak: BirGün/









