*Siyasi bilincimin ve insan hakları savunuculuğumun şekillenmesinde ailemin ve köyümün Zilan Katliamı’nda yaşadıkları belirleyici oldu.
*Cezaevinde kendimi okumaya ve yazmaya verdim. Bu, hem edebi gelişimim hem de düşünsel derinliğim için büyük bir fırsat oldu
Hollanda’da yaşayan politik mülteci Şemsettin Özer ile yaşamı, mücadelesi ve yazarlığı üzerine bir söyleşi yaptım zira, Türkiye’de 30 yıl cezaevinde kalan Özer, içerde ve tahliye olduktan sonra da dışarıda yazdıklarıyla aynı zamanda bir kuşağın belleğine ses oldu.
Baki Karadeniz/Amsterdam
Yaşamını halkının mücadelesine adayan gazeteci ve yazar olarak Özer, İçeride ve dışarıda kalemi hiç elinden bırakmadı. Bugün de gazetede köşe yazıları yazıyor ve yeni kitaplar yazmaya devam ediyor. Üretken biri Özer…Onunla mücadele içinde geçen hayatını, gazetecilik ve yazarlık serüvenini konuştuk.
– Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?
1968 yılında Van’ın Erciş ilçesine bağlı Pertak köyünde yurtsever bir ailede dünyaya geldim. Siyasi bilincimin ve insan hakları savunuculuğumun şekillenmesinde ailemin ve köyümün Zilan Katliamı’nda yaşadıkları belirleyici oldu. Babamın ailesinin katliamda yaşadığı acılar ve bizim gördüğümüz zorluklar, beni daha derin bir sorgulamaya yönlendirdi.
Eğitimimi Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Felsefe Bölümü’nde tamamladıktan sonra, 1990 öncesinde Kürdistan özgürlük hareketi ile tanıştım ve devrimci bir yolda ilerlemeye karar verdim. 1994 yılında esir düştüm. Cezaevlerindeki direnişler ve baskılar, düşünce dünyamda yeni ufuklar açtı.

Şimdi ise yazarlığın yanı sıra, Yeni Özgür Politika gazetesinde düzenli yazılar kaleme alıyorum.
– Siyasal bilinç edinmeniz ve mücadeleye katılma kararınız nasıl şekillendi?
Çocukluğumdan itibaren Zilan Katliamı’na dair anlatımlarla büyüdüm. Köyüm ve ailem bu büyük trajedinin tanıklarıydı. Bu tarihsel hafıza, beni sorgulamaya itti. Sonraki yıllarda Kürdistan özgürlük hareketi ile tanışınca, aktif devrimci mücadeleye katılmaya karar verdim. Halkımın özgürlük mücadelesine katkı sunmak benim için bir yaşam amacı oldu.
– Zilan Katliamı sizin kişisel yolculuğunuzda nasıl bir iz bıraktı?
Babamın ailesi katliamda büyük ölçüde yok edildi. Çocukluk yıllarımda onun sırtındaki yarayı ve taşıdığı acıyı hep gördüm. Bu, beni derinden etkiledi. Sorgulamalarım ve arayışlarım, devrimci mücadeleye yönelmemde belirleyici oldu. Acılar, bende bir yılgınlık yaratmadı; tam tersine cesaret ve azim verdi.
– Cezaevi yılları yazarlığınızı nasıl etkiledi?
Cezaevinde kendimi okumaya ve yazmaya verdim. Bu, hem edebi gelişimim hem de düşünsel derinliğim için büyük bir fırsat oldu. Kibele ve Tigris gibi dergilerde yazılarım yayımlandı, tiyatro senaryoları yazdım. Yazmak benim için bir nefes alma, umudumu ve sesimi koruma yoluydu.
İlk kitabım, iki ciltten oluşan Felsefeden Kendini Arayan İnsan’dır. Ardından Ömrümün Yedi Günü isimli şiir kitabım çıktı. Son çalışmam ise 600 sayfadan oluşan Devrimci Sanat Felsefesi ve Klasik Kürt Sanatıdır.
Bugün de Yeni Özgür Politika gazetesinde haftada bir makale yazmaya devam ediyorum.










