Acıbadem Üniversitesi Suç ve Şiddetle Mücadele Merkezi ile İMDAT Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği’nin araştırmasına göre istismara uğrayan çocukların yüzde 80’den fazlası kız çocuğu.
2020–2024 arasındaki 864 çocuk istismarı vakası incelendi. Bunların yüzde 83.1’inin kız çocuğu olduğu görüldü.
İstismar çoğunlukla evde, yine çoğu zaman da çocuğun en yakınındakiler tarafından uygulanıyor.
En sık evlerinde istismara uğruyorlar
Faillerin yüzde 27,1’i babalar, yüzde 15,9 yabancılar, yüzde 9,5’i komşular, yüzde 8.6’sı üvey babalar, yüzde 6,2’si akrabalar, yüzde 3,6’sı öğretmenler ve yüzde 2,9’u anneler.
İstismarın gerçekleştiği yerler arasında yüzde 37,8 ile ev ilk sırada. Bunu yüzde 17,5’le sokak, yüzde 9,5’le okul, yüzde 8,9’la işyeri, yüzde 3.2’le araç ve yüzde 2,3’le yurt izliyor.
Araştırmayı yöneten Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Oğuz Polat bu tabloyu şöyle yorumladı:
“Elde ettiğimiz veriler, çocuk istismarının yalnızca bireysel bir travma değil, toplumsal bir sorun olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Çocuğu korumak, aslında toplumu korumaktır.
İstismara uğrayanların büyük çoğunluğunun kız çocuğu. Toplumsal cinsiyet rolleri, sessizlik kültürü ve utanma duygusu kız çocuklarını görünmez hale getiriyor.
Tablo tehlikenin çoğu zaman evin içinden geldiğini ve çocuğun en güvende olması gereken yerde istismarın yaşandığını gösteriyor.”
Ev, çocuğun güven duygusunun temellendiği yer olmalı. Oysa veriler, güvenli alanın ihlal edildiğini gösteriyor.”
864 vakanın yüzde 77’sinde hukuki işlemlerin başlatılmış. Yüzde 46,5’inde failler tutuklanmış. Mağdurların yüzde 84’ü hayatta kalırken, yüzde 16’sı şiddet sonucu hayatını kaybetmiş.
Çocuklara ‘hayır’ demek öğretilmeli
Çocuğun korunmasında ilk sorumluluk aileye ait. Polat ailelere şunları hatırlattı: “Aileler çocuklarıyla açık, empatik bir iletişim kurmalı.
Çocuklara bedenlerinin sınırları, ‘hayır’ deme hakkı ve iyi dokunuş-kötü dokunuş farkı yaşına uygun biçimde anlatılmalı.
Bu yaklaşım, çocuğun istismarı gizlememesini ve yardım arayışına girmesini kolaylaştırıyor. Güvenli aile ortamı, istismarı bildirme cesaretini artırır ve erken müdahale şansını yükseltir.”
Dijital ortamlar çocuklar için riskli alanlara dönüşebiliyor. Polat çocukların teknoloji kullanımının ebeveyn denetiminde olması gerektiğini söyledi: “Çocuklar siber zorbalık, online taciz ve pedofili risklerine karşı bilinçlendirilmeli.
Aileler güçlü parola kullanımı, kişisel bilgilerin paylaşılmaması ve tanımadıkları kişilerle iletişime geçmemeleri konusunda rehberlik etmeli.
Ailelerin çocuklarıyla dijital içerikleri birlikte keşfetmesi, güvenli bir dijital öğrenme ortamı oluşturuyor.”
Çocuk istismarının önlenmesinde yalnızca ailelerin değil, toplumun tüm kurumlarının sorumluluğu var. Polat’a göre, eğitim kurumları, sağlık kuruluşları ve sivil toplum örgütleri farkındalık programlarını artırmalı. Medya etik yayıncılık ilkelerine sadık kalmalı, mağdurların kimliklerini korumalı. Çocuk istismarının hem evde hem dijital ortamda önlenmesi için bütüncül politikalar oluşturulmalı.
Polat sair önerilerini şöyle sıraladı:
* Aileler, çocuklarıyla teknolojisiz zamanlar geçirerek duygusal farkındalıklarını artırmalı.
* Çocuklara dijital kültür, haklar ve güvenlik kuralları basit ve anlaşılır bir dille anlatılmalı.
* Ebeveynler, çocukların çevrimiçi hesaplarını güvenlik ayarlarıyla korumalı, şifre paylaşımını engellemeli.
* Okullar, siber zorbalık konusunda farkındalık yaratmalı ve öğrenciler, öğretmenler, veliler arasında ortak bir anlayış geliştirmeli.
* Sosyal medyada çocukların kişisel bilgileri paylaşılmamalı.
* Çocukların dijital medya okuryazarlığı geliştirilmeli.
Kaynak:Diken











