Özgürlükçü solun sokaklardaki ateşli coşkusuna karşı, liberal ve merkez sol çevreler – Libération, Le Monde ve Mediapart gibi mecralarda ses bulan kesimler – Bloquons Tout hareketini daha temkinli bir gözle ele alıyor. Hareketin Macron’un neoliberal politikalarına karşı bir halk tepkisi olduğunu kabul ediyorlar, ancak radikal blokajlar yerine diyalog ve reformcu bir sol öneriyorlar.
Libération, hareketi “solu ateşleyen bir kıvılcım” olarak övüyor: Mélenchon’un blog yazılarıyla sahiplenilen bu öfke, aşırı sağ RN’nin geri adım atmasıyla solun zaferi sayılıyor. “Eşitsizliğe karşı bir grev dalgası bu; sol birleşebilir, ama RN’nin sızmasından kaçınmalı,” diyorlar. Katılımcıların genç, eğitimli (yüzde50 üniversite mezunu) ve Macron’dan bıkmış olduğunu vurguluyorlar, ancak boykotların (banka kartı kullanmama, ücretsiz alışveriş) etkisizliğini eleştiriyorlar:
Editör: A. Haluk Ünal
Muhabir: Grok
İsviçre, 12 Eylül 2025 – Fransa, son günlerde adeta bir öfke dalgasıyla sarsılıyor. Emmanuel Macron’un hükümeti, emekli maaşlarını dondurmak, ulusal tatilleri kaldırmak gibi önlemlerle dolu 44 milyar euroluk tasarruf paketini dayatırken, 10 Eylül’de başlayan “Bloquons Tout” (Her şeyi engelle/durdur) eylemleri ülke genelinde yolları, tren hatlarını, limanları ve hatta üniversiteleri kilitlemeye çalıştı.
Binlerce insan sokağa döküldü; Paris’ten Lyon’a, Toulouse’dan Rennes’e kadar polis müdahaleleriyle karşılaştılar, gaz bombaları ve coplar devreye girdi, yüzlerce kişi gözaltına alındı. İçişleri Bakanlığı’na göre 197 bin kişi katıldı, CGT sendikası ise 250 bini aşkın katılım gösteriyor – ama hareket durmadı, tam tersine özgürlükçü solun desteğiyle daha da güçlendi. Bu, 2018’deki ‘Sarı Yelekliler’in düzensiz patlamasını andırıyor, ama bu sefer daha planlı, daha köklü bir direniş: Greve, boykota, sabotaja ve taban demokrasisine dayalı bir isyan.
Hareketin temeli yazın ortalarına dayanıyor. Temmuz ayında “Les Essentiels” adlı bir blogda doğan çağrı, Telegram grupları ve X üzerinden hızla yayıldı. Başlangıçta karmaşık bir kalabalıktı – küçük esnaftan aşırı sağcılara kadar – ama özgürlükçü solun (anarşist federasyonlar, devrimci sendikalar gibi) devreye girmesiyle net bir sol radikal çizgi kazandı. CNT (Ulusal Çalışma Konfederasyonu) gibi anarşist sendikalar, 27 Ağustos’ta “Genel grev inşası” çağrısı yaptı: “Devrimci sendika olarak grevi en güçlü silah görüyoruz; bu, toplumu özgür kılacak bir değişim için blokaj ve grevle pekişmeli.” Info Libertaire gibi anarşist haber siteleri, bunu “küresel kapitalizmin krizlerine karşı sınırsız bir direniş” diye yorumluyor – sınırlar yok, çatışmalar her tarafta- hem içeriden hem dışarıdan.
10 Eylül günü tam bir kaos günüydü. Sabahın erken saatlerinden itibaren eylemler başladı. Paris’te Opera Binası’nda teknisyenler ve geçici işçiler greve gitti; “Bloquons tout” sloganıyla ışıklar söndü, gösteriler durdu. Toulouse’da binlerce kişi otoyolu kesti, polis barikatlarını aştı; çatışmalar sertleşti, araçlar ateşe verildi, sekiz kişi mahkemeye çıkarıldı. Drôme-Ardèche’te köylüler karavanlarla yola çıktı, tarım işçileriyle birleşip limanlara yürüdü. Rennes’te 10 binden fazla kişi rocade’i bloke etti – filtreli barikatlar, broşür dağıtımı, grev nöbetleri; polis iki zırhlı araçla müdahale etti, ama kalabalık dağılmadı. Lyon’da üniversite kapılarını kilitlemeye çalışan 22 kişi gözaltına alındı; Grenoble’da altı kişi bloke eylemlerinde yakalandı. Ülke çapında 812 eylem kaydedildi, trenler durdu, havaalanları gecikmeler yaşadı – resmi rakamlar 473 gözaltı gösteriyor, aktivistler ise “Bu, zaferin maliyeti” diyor.
Peki özgürlükçü sol bu işe ne diyor? Bu kesim – Fédération Anarchiste gibi anarşist gruplar, Rebellyon, Paris Luttes, La Horde gibi kolektifler ve CNT sendikaları – hareketi “halk öfkesinin özgürleştirici gücü” olarak görüyor, ama aynı zamanda eleştiriyor: Sınırlarını zorlamalıyız. Ricochets sitesindeki bir yazıda, “Küresel kapitalizmin krizlerinde sınır diye bir şey yok; hükümetler ve medyaları çatışmaları manipüle ediyor, ama biz tabandan örgütlenerek onları alt edebiliriz. Blokajlar harika, ama uzun vadede alternatif dayanışma ağları kurmazsak, kaynaklarımız biter.” La Horde’un antifaşist bakışından ise, “Irkçılık, devlet baskısı ve ekonomik sömürü duvarları yıkılıyor; 10 Eylül ve sonrası, sadece bloke etmekle kalmayıp her yerde doğrudan demokrasiyi kurmak demek.” Paris Luttes, hareketin gelişimini Sarı Yelekliler ve emeklilik reformu direnişleriyle kıyaslıyor: “Başta karışıklık vardı – aşırı sağ bile karıştı – ama sol radikaller çevrimiçi üstünlüğü ele geçirdi; şimdi antifaşist, taban temelli bir yapıya dönüştü.”
Talepler gayet somut: Bayrou-Lecornu bütçesini tamamen iptal etmek, emekli maaşlarına dokunmamak, tatil günlerini korumak. Ama özgürlükçü sol daha derine gidiyor – “Tam istihdam, sanatçılara güvence, iklim krizine karşı esnek çalışma saatleri; beslenme, barınma ve eğitim için kökten bir yeniden düzenleme.” CNT, çağrısını genişletiyor: “Grev, blokaj, sabotaj, miting, boykot, itaatsizlik, dayanışma – tek tek kaybedeceğimize, hep birlikte kazanalım.” La Bogue gibi yerel kolektifler, Corrèze’de halk meclisleri (genel kurul toplantıları) düzenliyor: “Sandviçli sohbetlerle tabanı güçlendirelim, federal bir ağ oluşturalım.” Boykot çağrıları da var: Banka kartlarını kullanmama, otoyol geçişlerini bedava yapma, süpermarketlerde “ücretsiz sepet” veya terk etme – ama Banque de France’a göre banka işlemlerinde belirgin düşüş yok, yani “kılıç havada sallandı ama yere inmedi” diyorlar.
Şimdi herkes 18 Eylül’e kilitlendi: “Kara gün” genel grevi geliyor – sağlık, demiryolu, hava trafiği durma noktasında. Özgürlükçü sol, “Bu bir başlangıç; stratejik düşünelim: Amaçlarımız ne? Taktiklerimiz ne? Geçmiş mücadelelerden ne çıkardık?” diye soruyor. Ricochets, “Siyasetçiler tedirgin, istihbarat tetikte – bu iyi bir işaret. Ama genel kurullar çoğalıyor, katılımcılar artıyor; demokrasi doğrudan olmalı, her mahallede, her fabrikada.” X’te @infoLibertaire gibi hesaplar, “Bloquons tout: Sınırlar mı? Hayır, yayılma vakti” diye paylaşıyor; çatışma videoları, grev nöbetlerini yayıyor. Hareketin resmi hesabı @bloquonstout ise zafer ilan ediyor: “Onları büktük! Austerity planı suya düştü, bütçe bloke, tasarruflar donduruldu – sokakların gücüyle kazandık ilk turu. Lecornu ne diyecek bakalım, ama biz bırakmayız.”
Hareketin yarın ne olacağı belirsiz, ama özgürlükçü solun mesajı net: Bu, elitlere karşı bir sıfırlama; faşizme, otoriterliğe, sömürüye karşı bir kalkış. “Ateş yayılıyor, sönmüyor – bloquons tout!” diye bitiriyor bir çağrı. Fransa, 1968’den bu yana en derin krizlerinden birinde; bu öfke Macron’u sallayacak mı, yoksa yeni bir devrim dalgasına mı evrilecek? Sokaklar konuşuyor, peki dinleyen olacak mı?
Liberal ve Merkez Solun Çağrısı: Öfkeyi Kucakla, Ama Reformla Yönlendir
Özgürlükçü solun sokaklardaki ateşli coşkusuna karşı, liberal ve merkez sol çevreler – Libération, Le Monde ve Mediapart gibi mecralarda ses bulan kesimler – Bloquons Tout hareketini daha temkinli bir gözle ele alıyor. Hareketin Macron’un neoliberal politikalarına karşı bir halk tepkisi olduğunu kabul ediyorlar, ancak radikal blokajlar yerine diyalog ve reformcu bir sol öneriyorlar. Katılımcıların %69’unun Mélenchon destekçisi, %10’unun NPA gibi radikal solcu olduğunu gösteren Jean Jaurès Vakfı anketine dayanarak, hareketi “sosyal adalet arayışı” olarak tanımlıyorlar. Sarı Yelekliler’in kaosundan ders çıkaran bu kesim, LFI, PS ve Yeşiller’in desteğini bir fırsat görüyor.
Libération, hareketi “solu ateşleyen bir kıvılcım” olarak övüyor: Mélenchon’un blog yazılarıyla sahiplenilen bu öfke, aşırı sağ RN’nin geri adım atmasıyla solun zaferi sayılıyor. “Eşitsizliğe karşı bir grev dalgası bu; sol birleşebilir, ama RN’nin sızmasından kaçınmalı,” diyorlar. Katılımcıların genç, eğitimli (%50 üniversite mezunu) ve Macron’dan bıkmış olduğunu vurguluyorlar, ancak boykotların (banka kartı kullanmama, ücretsiz alışveriş) etkisizliğini eleştiriyorlar: “Ekonomi zaten durgun, şiddetli blokajlar orta sınıfı korkutabilir.” Raphaël Glucksmann gibi merkez sol figürler mesafeli: “Bayrou’nun düşüşü yetmedi, şimdi ne olacak? Sol, kaosu değil, bir vizyon sunmalı.” PS ve EELV destek verse de, Glucksmann 2027 seçimleri için temkinli.
Le Monde, hareketin sosyolojik profilini çiziyor: Katılımcıların %80’i vatandaş meclislerine ve referanduma inanıyor – “Doğrudan demokrasi talebi, ama radikal solun gölgesinde.” Telegram’da LFI ve CGT’nin üstünlüğünü övüyor, ancak “istihbaratın ‘ultrasol’ etiketi ve şiddet riski” konusunda uyarıyor: “Macron’un popülaritesi %20’lerde, koalisyon çağrısı çöktü; bu, AB için risk.” Mediapart, solun Sarı Yelekliler’deki hatalardan ders çıkardığını söylüyor: “Halk öfkesi sahiplenilmeli, ama sendika-sol işbirliğiyle; austerity yılların birikimi – zenginler vergilendirilsin, kamu hizmetleri korunsun.” Talepler (emekli dondurmaya hayır, sağlık kesintisi iptali) haklı, ama “sol bu öfkeyi 2027’ye taşımalı, şiddet değil reform” diyorlar. 18 Eylül grevi için “kara gün” uyarısı var, ama “felç yerine diyalog” öneriyorlar – hareketin %63 kamu desteği, solun halkçı imajını güçlendirebilir.
Sermayenin Telaşı: Kaos Korkusu, Reform Savunusu
Paris, 12 Eylül 2025 – Bloquons Tout’un sokaklardaki patırtısına karşı, sermaye yanlısı yayınlar – Les Echos, Le Figaro, BFM Business – hareketi bir ekonomik tehdit olarak görüyor ve “kaosun reformları baltaladığını” haykırıyor. Sosyal medyadan doğan bu “yıkıcı” dalgayı eleştirip, 44 milyar euroluk tasarruf paketini “kaçınılmaz” diye savunuyorlar. Blokajları işsizlik ve büyüme kaybı olarak hesaplıyorlar, ama katılımın düşük kalmasını “başarısızlık” diye alkışlıyorlar. Sarı Yelekliler’in “pahalı mirasına” benzetiyorlar: Kısa vadeli öfke, uzun vadeli zarar.
Les Echos, “gerilim var ama felç yok” diye başlık atıyor: 10 Eylül’de 550 eylem, 262 blokaj olsa da ekonomi toparlandı – randevular ertelendi, uzaktan çalışma arttı, büyüme kaybı sıfıra yakın. Ama 18 Eylül grevi için korku büyük: “Trenler, havaalanları durursa GSYİH %0,5 daralır, işsizlik %8’i geçer.” Ekonomist Sylvain Bersinger, “boykotlar fiyasko; bankalar komisyon kaybetmedi, nakit kullanımı sadece %2 arttı” diyor. Véronique Reille Soult, “sosyal medyada rekor paylaşım var, ama Sarı Yelekliler’den zayıf; öfke çok, örgüt az” diyerek hareketi “balon” diye etiketliyor. Le Figaro daha sert: “Şüpheli hesaplar manipüle ediyor” iddiasıyla Rus etkisinden şüpheleniyor, hareketi “kaosçu” diye damgalıyor. Bayrou’nun “haksız yere düşürüldük” sözünü destekliyor: “Borç %114, tasarruf olmazsa olmaz.”
BFM Business’te Régine Challe-Raleche, “banka kartı boykotu etkisiz, ama 18 Eylül’de ticaret durursa KOBİ’ler batar” diyor; esnaflar, “korkudan klima değil, demir kapı alıyoruz” diye isyan ediyor. Bruno Retailleau’nun “Fransa’yı bloke edemediler” sözü manşet: 175 bin katılımcı “az”, 540 gözaltı “güvenlik zaferi”. Talepler “popülist”: Emekli dondurma “denge için gerekli”, zenginleri vergilendirme “yatırımları kaçırır”. “Öfkeler yetmez, diyalog lazım” diyorlar; Macron’un istikrarsızlığını eleştirseler de solun siyasileşmesi RN’yi güçlendirir diye korkuyorlar. 18 Eylül için “AB’ye sıçrayacak bir euro krizi” uyarısı var: “Sokaklar borsayı düşürür, sükunet şart.”











