Gazze savaşının iki yılı: İsrail hedeflerine ulaşabildi mi?

🔴 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e saldırısıyla başlayan savaşta 66 binden fazla Filistinli öldü, Gazze Şeridi harap oldu. Peki İsrail savaştaki hedeflerine ulaşabildi mi?
Deutsche Welle’den Thomas Latschan yazdı:

7 Ekim 2023, İsrail tarihinin en kara günlerinden biri olarak kayıtlara geçti. ABD ve AB tarafından terör örgütü olarak tanınan Hamas ve bağlantılı milislerin İsrail topraklarına girerek düzenlediği baskında İsrail verilerine göre bin 200’den fazla kişi öldü, 251 kişi rehin alınarak Gazze Şeridi‘ne kaçırıldı.

Teröristlerin İsrail’in sıkı koruma altındaki sınırlarından geçerek ülke içlerine kadar ilerleyebilmesi ülkede hâlâ hissedilen bir travmaya yol açtı.

İsrail hükümeti hemen ertesi günü Gazze Şeridi’ne yönelik operasyon başlattı. Bu, aynı zamanda Filistinlilerin tarihindeki en kara iki yılın başlangıcıydı. Hamas kontrolündeki Gazze Sağlık Bakanlığının verilerine göre İsrail operasyonlarında çoğu sivil 66 bini aşkın Filistinli öldürüldü, 160 binden fazla kişi yaralandı. Hamas’ın rakamları, bölgede faal durumdaki BM tarafından da güvenilir olarak sınıflandırılıyor. BM verilerine göre bölgedeki binaların yüzde 90’ından fazlası ya yıkılmış ya hasarlı durumda. Enkazlar altında halen ulaşılamamış çok sayıda ceset olduğu göz önüne alındığında gerçek ölü sayısının çok daha fazla olduğu tahmin ediliyor.

Gazze Şeridi’nde yıkımın yanı sıra akut açlık krizi yaşanıyor. Savaş öncesi nüfusu 2,2 milyon olarak tahmin edilen bölgede şu an 1,9 milyon kişi yerinden edilmiş durumda.

İsrail savaş hedeflerine ulaşabildi mi?

7 Ekim saldırıları sonrasında Gazze’ye harekât başlatan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu iki hedef belirlemişti: Tüm rehinelerin kurtarılması ve Hamas’ın tamamen yok edilmesi.

Savaşta iki yıl dolarken iki hedefe de tamamen ulaşılamadı.

Hamas’ın kaçırdığı 251 rehineden 148’i canlı olarak İsrail’e dönebildi. Bu kişilerden 140’ı Hamas ile İsrail arasındaki takas anlaşmaları çerçevesinde serbest bırakılırken sadece 8 tanesi İsrail birliklerince kurtarıldı.

Hayatını kaybeden pek çok rehinenin naaşı da İsrail’e teslim edildi. İsrail’in resmi verilerine göre şu an Hamas’ın elinde 47 rehine bulunuyor. Aralarından sadece 20’sinin hayatta olduğu tahmin ediliyor.

Netanyahu, Hamas’ı tamamen yok etme hedefinde de henüz başarıya ulaşamadı. Son iki yılda siyasî lideri İsmail Haniye ve yerine gelen Yahya Sinvar gibi üst düzey yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda savaşçısı İsrail operasyonlarında öldürülse de Hamas varlığını sürdürüyor. ABD’deki Yahudi lobi kuruluşu J-Street’in verilerine göre şimdiye kadar çatışmalarda 23 bin Hamas savaşçısı öldürüldü. J-Street, Hamas’ın paramiliter bir örgütten merkezî olmayan bir gerilla grubuna dönüştüğü tespitinde bulunuyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta sunduğu 20 maddelik Gazze planı, hayata geçirilmesi durumunda İsrail’in hedeflerine daha yaklaşmasını sağlayabilir. Plan, Hamas’ın elindeki tüm rehineleri serbest bırakmasını ve örgütün silahsızlandırılmasını öngörüyor, İsrail ile barış içinde yaşamaya hazır savaşçılara af çıkarılacağı vaadinde bulunuyor. Bu planın hayata geçirilmesi, uygulamada silahlı bir milis gücü olarak Hamas’ın sonu anlamına gelse de Hamas ideolojisinin tamamen yok edilip edilemeyeceği ayrı bir soru işareti.

İsrail’in düşmanları askerî açıdan zayıflatıldı

Son iki yılın kanlı çatışmaları sadece Gazze Şeridi ile sınırlı kalmadı. Gazze savaşının başlamasının hemen ardından Hamas ile dayanışma gösteren Lübnan’daki Hizbullah ve Yemen’deki Husi milisleri de İsrail saldırılarının hedefi oldu. Üç örgütün de İran’dan malî ve askerî destek gördükleri biliniyor.

İsrail’in düzenlediği operasyonlarda Beyrut’ta Hizbullah lideri Hasan Nasrallah öldürüldü, çağrı cihazlarına yerleştirilen patlayıcıların eş zamanlı olarak patlatılmasıyla Lübnan’daki çok sayıda Hizbullah mensubu hayatını kaybetti. Lübnan’ın güneyine düzenlenen hava saldırılarıyla Hizbullah belirgin şekilde zayıflatıldı.

Hamas lideri İsmail Haniye’nin, İran’ın yeni cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın göreve başlama törenine katılmak üzere gittiği başkent Tahran’da 31 Temmuz 2024’te İsrail operasyonuyla öldürülmesi de İran’a verilmiş bir mesajdı. İsrail, bu yıl Haziran ayında 12 gün süren savaşta bu sefer doğrudan İran’ı hedef aldı, ülkenin stratejik askerî tesislerine ve nükleer tesislere saldırılar düzenledi.

Suriye’de Beşar Esad’ın 2024 Aralık ayında devrilmesiyle İran bölgede bir müttefikini daha kaybetti. Böylece bölgede İran, Suriye, Lübnan ve Gazze’yi kapsayan ittifak önemli yara aldı, İsrail’in bölgedeki askerî ağırlığı hiç olmadığı kadar arttı.

Soykırım suçlaması ve dış politikada izolasyon

Ancak İsrail’in bu stratejik başarılarının siyasî bedeli yüksek oldu. Özellikle de İsrail’in savaşta yol açtığı sivil kayıpların boyutu uluslararası eleştirilerin giderek sertleşmesine neden oldu.

İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nde hastane ve okul binalarını vurması, binlerce kadın ve çocuğun, gazetecilerin, yardım kuruluşu çalışanlarının öldürülmesi, bölgeye insanî yardımların erişimini engellemesi, İsrail hükümetine yönelik soykırım suçlamalarını beraberinde getirdi.

Gelinen noktada Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, dünyanın en büyük soykırım araştırmacıları derneği IAGS ve hatta B’Tselem ve İnsan Hakları için Hekimler gibi İsrailli insan hakları örgütleri Gazze’de soykırım yapıldığı tespitinde bulundu. İsrail hükümeti ise suçlamaları kesin bir şekilde reddediyor.

Güney Afrika’nın Aralık 2023’teki girişimiyle soykırım iddiası Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) de taşınmış durumda. UCM Kasım 2024’te İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile dönemin savunma bakanı Joav Gallant hakkında insanlığa karşı suç işledikleri şüphesiyle yakalama kararı çıkarttı. İsrail ve ABD gibi destekçi ülkeler karara sert tepki gösterdi. ABD UCM başsavcısı ve yargıçlarını yaptırım listesine alırken Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Netanyahu’yu ülkesine davet etti, “siyasî bir mahkeme” haline gelmekle suçladığı UCM’den çekileceklerini açıkladı.

Filistin devletinin tanınması ve AB yaptırım tehditleri

Gazze’de sivil halkın giderek kötüleşen durumu, Filistin devletinin tanınması sürecine de ivme kazandırdı. Savaşın başladığı 7 Ekim 2023 tarihi itibarıyla dünyada Filistin devletini tanıyan 137 ülke varken bu ülkelere 20 ülke daha eklendi. Filistin devletini tanıma kararı alan ülkeler arasında Fransa, İngiltere, İspanya, Avustralya, Kanada gibi dünyanın önde gelen sanayi ülkelerinin bulunması dikkat çekti. Güçlü ülkelerin bu adımı, iki devletli çözümü “Hamas terörünü ödüllendirmek” diye reddeden İsrail Başbakanı Netanyahu’ya yanıt niteliği taşıyordu.

Aralarında Kolombiya, Güney Afrika ve Malezya’nın da bulunduğu pek çok ülke de İsrail’e silah ihracatını askıya aldı. Savaşın ilk dönemlerinde İsrail’e yönelik eleştiride çekimser kalan Avrupa Birliği de söylemini sertleştirdi. AB İsrail’e ekonomik yaptırımları gündemine alırken İsrail ile Ortaklık Antlaşması’nın askıya alınmasını, İsrail vatandaşlarına vizesiz seyahat uygulamasının sınırlandırılmasını ve Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimlerinden ithalatın durdurulmasını savunan üye ülkelerin sayısı artıyor.

İsrail içinde bölünme

Gazze konusunda İsrail içinde de görüş ayrılıkları giderek derinleşiyor. Aşırı sağcı bakanlar Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich Hamas’a karşı sert askerî tutumun sürdürülmesini, Batı Şeria’nın ilhak edilmesini ve böylece iki devletli çözümün tamamen masadan kaldırılmasını savunuyor.

Başta rehinelerin aileleri ve destekçileri olmak üzere İsrail kamuoyunda çatışmaların sona erdirilmesini savunanlar aylardır hükümete karşı gösteriler düzenliyor. Rehine yakınları hükümeti kendilerini yüzüstü bırakmakla suçluyor, müzakerelerle çözüme ulaşılmasını talep ediyor.

Savaşa karşı Arap kökenli İsrailliler, eski ordu mensupları, asker yakınları gibi gruplar da protesto gösterileri düzenliyor. Bu yıl Temmuz ayında yapılan bir ankete göre İsraillilerin yüzde 70’inden fazlası ateşkesten yana. Ancak bu konuda toplum içinde büyük bir bölünme var.

Trump’ın planı umut ışığı oldu

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta açıkladığı Gazze planı, savaşın nihayet sona erdirilmesi, akan kanın durması için bir umut ışığı oldu. Ancak planın gerçekte hayata geçirilip geçirilemeyeceği belirsiz.

Plan, iki yıllık savaşın ardından silahların tamamen ve kalıcı olarak susmasını sağlasa bile 7 Ekim 2023 ve ardından geçen iki yılın her iki tarafta da açtığı yaralar kolay kapanmayacak. Bu, muhtemelen yıllar hatta on yıllar alacak.

 

/Deutsche Welle/

İlginizi Çekebilir

Avrupa Baş Hahamı: Antisemitizm siyasi bir araç haline geldi
Rezan Epözdemir: Bu dosyadan mahkum olursam hayatıma son vereceğim

Öne Çıkanlar