Mecit Zapsu: Zamanın sessiz nehri…

Genel

 İnsan, doğduğu andan itibaren görünmez bir nehrin içine bırakılır. Bu nehrin adı zamandır. Akışını durduramaz, yönünü değiştiremez, suyunu eksiltemez. Biz onun içinde yüzerken, o sessizce bizi sürükler.

Ve ne kadar çabalarsak çabalayalım, zaman hep bizden bir adım öndedir. Zaman ne dosttur ne düşman; ne merhametlidir ne de zalim. O, yalnızca akandır. Ve biz, bu akışta nasıl hareket edeceğimize karar vererek hayatımıza yön veririz.

İnsanın en büyük yanılgısı, zamanı elinde tuttuğunu sanmasıdır.

Oysa biz zamanı harcadığımızı zannederken, aslında zaman bizi tüketir. Her saniye bir hücremiz ölür, her gün biraz daha eksiliriz. Takvim yapraklarını biz koparmayız; zaman koparır bizi hayattan. İnsanoğlu zamanı çoğu zaman “sonra” ile harcar. “Şu iş bitsin de başlarım.” “Şartlar oluşsun, o zaman yaşarım.” “Biraz daha para biriktireyim, sonra gezerim.”

Bu “sonra” kelimesi, ömrün en büyük yalanıdır. Çünkü zaman, bekleyene değil, yaşayanadır. Biz hayatı erteledikçe, zaman beklemeden ilerler. “Hazır olduğumuzda” belki de artık çok geçtir. Bir gün dönüp baktığında, hayalini kurduğun şeylerin hiçbirini yapmadığını, yaşamak için beklerken yaşamın seni beklemediğini fark edersin.

Ve o zaman anlarız: Ertelemek, zamanın en sessiz katilidir. Zamanı anlamak, onun içinde kaybolmak değil, onunla dans etmeyi öğrenmektir. Çünkü zaman, yalnızca saniyelerin ilerleyişi değil; insanın varoluşunu anlamlandırdığı sahnedir. Bir sabahın serinliğinde yapılan yürüyüş, bir dostla edilen muhabbet, bir çocuğun kahkahası…

Bunlar, takvimde birer çizik değil, ömrün anlamla dolduğu anlardır. Gerçek yaşam, geleceği beklerken değil, şu anda nefes alırken kurulur. “Şimdi” dediğin an, geçmişin biriktirdiklerinin ve geleceğin ihtimallerinin tam ortasında duran tek gerçektir. Ve işte o gerçek, hayatın ta kendisidir. Bir gün hepimiz aynı noktaya varacağız: Ne biriktirdiğimiz paralar ne kurduğumuz düzen bizimle gelecek.

Zamanın defteri kapanırken, geriye yalnızca yaşadıklarımızın bilançosu kalacak. Eğer zamanı bilinçle yaşadıysan, o defter sevgiyle, kahkahayla, dostlukla, cesaretle dolu olacaktır. Eğer ertelediysen, boşluk ve pişmanlıkla dolu sayfalarla karşılaşırsın. Bu yüzden mesele ömrü uzatmak değil; mevcut zamanı anlamla doldurmaktır.

Çünkü hayat, sahip olduklarınla değil, yaşadıklarınla ölçülür. Ve zamanı anlamla dolduran insan, servetini kasalarda değil, anılarda saklayan gerçek bir zengindir. Zamanı satın alamazsın ama onunla ne yapacağını seçebilirsin.

Bekleyerek değil, yaşayarak. Biriktirerek değil, paylaşarak. Kaçırarak değil, sarılarak. Çünkü sonunda, zamanın ellerinden kayıp gitmesine değil, onunla nasıl bir hayat kurduğuna bakılacak.

 

İlginizi Çekebilir

Bahçeli: Türk-Kürt ayrışmasını tetikleyen iç ve dış düşman cephesidir
ABD’de birçok medya kuruluşu, Pentagon’un yeni basın kurallarını imzalamayı reddetti

Öne Çıkanlar