Serhad Serhad: Rusya’da bir konferans; Hristiyan Ezidiler ve kendinden kaçış…

Genel

Sovyetler Birliği 1990’larda yıkıldığında sadece devlet ve adına sosyalist denilen sistem yıkılmadı, dünya genelinde sosyalizm ve nihayetinde sınıfsız sömürüsüz komünist toplum ütopyası da yıkıldı.

Sovyetlerin yıkılması sonrası birliğin 16 cumhuriyet federasyonları hızla ulus-devlet olma yolunu seçtiler. Bunların sonuçları biliniyor, tekrara gerek yok. Ancak bu yıkıntının arasında, daha doğrusu enkazı altında yüzlerce statüsüz topluluk, inanç grupları ve halklar kaldı.

Bunlardan bize ilgilendiren, daha doğrusu doğrudan ilgilendiren ise Kürtler…

Lozan’la Kürdistan’ın 4 parçaya bölünmesi, yeni sınırların çizilmesi ile Kürtler Kuzey ve Rojhılat sınır bileşkesinde bir kısmı Azerbeycan, bir kısmı da Ermenistan sınırlarına dahil edildiler.

Bu Kürdistan sınırlarından koparılan Kürtler iki temel dini inanca sahiptiler ve bu her iki grup genel ağırlığı olan yerlerde yaşayanlardı.  Bunlar kısmen, 1910-1921 tarihleri arasında ve Ağrı Direnişi (1927-1931) döneminde adı geçen alanlara göç etmişlerdi.

Kominist partisinin “kedi kaderini tayin hakkı” ilkesi temelinde tüm halklara Sovyet kuruluşunda ulusal haklar tanındı. Bu tanıma kararları ekseninde Kızıl Kürdistan’a da otonom, yerel kültürel özerklik verildi.

Bu verilen özerk bölgede genel ağırlığı Müslüman Kürtler yaşıyordu. Ezdi Kürtler ise Erivan ovasından Iğdır’a kadar, Leninenakan (Elegez Dağı) etrafında yerleşiktiler.

Sovyetler döneminde, özellikle 1936-1937’de TC ile anlaşan Bolşevikler farklı gerekçeler yaratarak Kürtlerden 100 bin kişiden fazla bir topluluğu Orta-Asya cumhuriyetlerinden Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan çöllerine sürgün ettiler.

Buradaki sürgünlerin yerleştirilmesi de çok ilginç; toplu olmalarına izin verilmiyor, köy köy, aile aile genel üç ülkeye serpiştiriliyorlar ve genelini de Karapapak, Türkmen köylerine veya yakınlarına yerleştiriyorlar! Tam da TC’nin demografik yerleşimlerini kopya edercesine iskan ediliyorlar.

Ezidi Kürtler den önemli bir kısmı da Gürcistan ve Rusya içlerine zorunlu göçlere tabi tutuluyorlar (Cihangir Ağa örneği).

Sovyetlerin dağılımında kimi Kürt aydınları ve KGB istihbarat çalışanlarından oluşan bazı kesimlerin yeniden Kızıl Kürdistanı kurma amaçlı konferansaları ve toplantıları olsada Ermenistan ve Azerbeycan’ın politik askeri bariyerlerini aşacak niteliğe ve niceliğe sahip olmadıklarından bu çabalar sonuç vermiyor. Daha doğrusu var olan umutları da tüketiyor.

1980’li yıllarda Kuzey Kürdistan’da başlayan gerilla mücadelesi bu alanlarda beli bir heyecan yaratır ve ülkeye dönme umudunu diriltir. Kazakistan’dan ve Ermenistan’dan Müslüman ve Ezdi gençlerinin gerilla saflarına katılımı gelişir. Genel olarak Sovyetler’deki Kürtler içinde politik faaliyetler gelişmeye başlar. Özellikle Sovyetlerin yetiştirdiği aydın ve akademisyenlerin  Mala Kurda adında organizasyonlar açmaları, her alanda gazete ve dergiler çıkarmaları ve Sovyet Kürtleri adına önemli kitlesel konferanslar geliştirmelerine öncülük etmeleri önemlidir.

Ancak geçen zaman ve Sovyetler’deki eğitim imkanlarının da olmayışı Kürt gençlerinin akademilerde okuyamamaları, yeni kuşaklardan toplumsal aydın yetiştirmede bir gerileme ve kısırlık dönemine girilmiştir.

Toplumsal var olma, ekonomik eksene ve kolektif sosyal yaşam bireysel varoluş eksenine kaymıştır. Özellikle Kürt kültür ve geleneğine taşıyıcısı yaşlı kuşağın genel ağırlığının doğal ölümleri, yeninin yaratılmayışı da Kürt toplumsallığını boşa çekmiş. Var olan Kürtlük adına çalışan örgütlerin de toplumun ihtiyaçlarına cevap verecek ne maddi ne de manevi güçlerinin olmayışı adeta halkı farklı yönelimlere meyil ettirmiştir.

 Bu yönelimler; Ezdi kitlesinde Ermenistan devletinin ideolojik ve anayasal olarak ikiye ayırarak Ezdi halkı ve Kürt halkı adlandırması ile bölmüştür. Bir kesimi “biz Ezdiyiz, Kürt değiliz” diyor ve Parlamentoda Ezdiler adına bir sandalye verilmiş. Bir kotada kendine “bizim dinimiz Ezdi ama Kürdüz” tanımı  yapıyor ve bunların da bir parlamenteri var. 

Müslüman Kürtlerde Orta-Asya’da Türkiye’nin eliyle selefizim tarafından kuşatılmıştır ve bu selefist akım ciddi anlamda kendini örgütlü kılmış durumdadır. Ancak Rusya’daki Müslüman kitle içinde etkileri sınırlıdır, o da Kürt örgütlülüğünden dolayı zemin bulamıyor.

Tüm bunları niye anlattık. 

8 Kasım 2025 günü Moskova’da Tanrı Tanıyanlar, Sadece Tanrıya inanlar adına bir konferans yapıldı. Kürtçe adı. Xwedê Nas idi. Hristiyanlığa geçmiş Ezdiler adına yapılıyordu ki bunların Hristiyanlığa geçişleri son 15-20 yılık bir süreçtir. 

Konferanslarına yaklaşık 80 kişi katılmıştı. Genel kitlenin ağırlığı kadın ve gençlerdi. Konuşmalar Kürtçe ve Rusça yapıldı. Konferans delegeleri Ermenistan, Gürcistan ve Rusya’nın farklı şehirlerinden gelen delegelerden oluşmuştu.

Konferansta Hristiyanlığa geçen Ezdi Kürtleri, kendilerini Kürt ve Kürdistanlı olarak tanımladılar. Ülkelerinin Kürdistan olduğunu belirttiler. Verilen mesajlarda: Kürt ulusunun bir parçası olduklarını, İsa Mesihe inandıklarını ve bu yolla daha mutlu olduklarını belirtiler.

Bu topluluğun çalışma alanı Ezdi kitlesinin içindedir. Çünkü Ezdi kitlesinde Sovyetlerin yıkılması ile Şex ve Pirlerin topluma öncülük edememesi, manevi boşluğu dolduramamalarından dolayı bir kesim Ezdi YAHOVİST leşti ve bir kesimi “em ezdine” diyerek tümden Kürdistan’dan ve Kürtlükten kopmaya çalışıyor, bir kısmı da Hristiyanlığa geçmiş.

Bu konferansta görülen Sovyet sahasında Ezdi Kürtlerin ruhsal- ya da dini boşluğu, buna ideolojik-kültürel boşlukta denebilir. Buradan çekilen her tuğladan dağılan Ezdi toplumsallığıdır. Aydını bitmiş, toplumsal önderlerini yetiştirememiş ve yitirmiş bir realitedir söz konusu olan.

Bu konferans, inanan ve bir birine tutunan kollektif  bir bileşendi, kızabilir, yerebilirsiniz ama toplumsal yasalar boşluk kaldırmaz. Umarım hafızasını yitirmemiş olanların uyanmasına vesile olur…

 

İlginizi Çekebilir

İshak Tepe yaşamını yitirdi
Almanya: Köln’de 6. Dayanışma Festivali başladı

Öne Çıkanlar