Oktay Candemir: CHP’nin ‘Hayır’ı Mansur Yavaş’ın Adaylığı İle İlgili Olabilir mi?

Genel

Günlerdir CHP’nin komisyonun İmralı’ya gitmesine yönelik aldığı ‘Hayır’ kararını konuşuyoruz ama öncelikle, kulislerde uzun süredir konuşulan bir beklenti vardı: Hükümetle, özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi bağlamında, bir yumuşama zemini…

İmamoğlu ve bazı belediyeler konusunda küçük de olsa bir jest…

Ama kapı aralanmadı. CHP bu kapanan kapının ardından Milli Birlik, Dayanışma ve Demokrasi Komisyonu’na “Hayır” diyerek katkısını geri çekti. İkinci bir hesap ise daha derinde. AKP ve MHP’nin milliyetçi tabanında yaşanabilecek bir kaymayı doğru okuma çabası. Mansur Yavaş’ın muhtemel adaylığıyla milliyetçi seçmenin bir bölümünde oluşabilecek yeni bir adres arayışına yatırım yapma isteği…

Ben bu kararla CHP’nin Mansur Yavaş’a zemin hazırladığını düşünüyorum. Üçüncü başlık ise CHP’nin kendi iç dünyasıyla ilgili. Uzun süredir ihmal edilen ulusalcı kesim ile ilişkilerin yeniden tamir edilmesi… Parti adeta kendi ideolojik kitaplarını tozlu raflardan indirdi. Bunu yaparken de bir nevi “fabrika ayarlarına döndü” diyebiliriz.

Ancak asıl kritik nokta şu: CHP tüm bu hesapları yaparken Kürt seçmeni göz ardı etti. Türkiye’nin siyasetinde en belirleyici unsurlardan biri olan bu kitlenin tepkisini yeterince hesaba katmadı. İstanbul’dan başlamak üzere birçok metropolde Kürt oyları olmadan bir denge kurmak artık mümkün değil. Bu nedenle CHP’nin aldığı karar, AKP’nin Otoriteryanizm’ine karşı oluşturduğu ‘Demokratik, Özgürlükçü’ algısını yerle yeksan etti. CHP, sütü büyük bir emekle sağdıktan sonra kovayı tekme ile deviren yeni gelin gibi davrandı.

Konu Kürt meselesi olunca; Tarihsel perspektiften bakınca tablo daha da belirginleşiyor: DEP milletvekillerinin Meclis’ten alınarak cezaevine götürüldüğü yıllar… 2016’da HDP vekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması süreci… Şimdi de, İmralı’ya gidecek komisyona ‘Siz gidin, biz yokuz’ demesi… Kritik dönemeçlerde CHP’nin tavrı, İmralı kararıyla birlikte, bir süreklilik çizgisi oluşturuyor. Şunu da özellikle not düşmek gerekir: “AKP daha mı iyi, AKP’yi mi savunuyorsun” gibi bir eleştiri bu şartlarda asla doğru olmaz.

Bu Kürtlere ölümü gösterip, sıtmaya razı etmek anlamına gelir. Siyasette en kötüsüyle kıyaslarsanız herkes bir anda “daha iyi” olur. Bu bir algı yanılsamasıdır. CHP, uzun yıllardır konu Kürt meselesi olduğunda içine kapanıyor ve kurucu kodlarına takılıyor. Kendi çizgisini netleştirmekte zorlanıyor; hatta bazen bir Devlet Bahçeli kadar bile konumunu belirginleştiremiyor.

Bu yüzden CHP, bu kararı yeniden düşünmeli. Siyaset, hatanın fark edilmesiyle olgunlaşır. Ve Türkiye’nin bugün ihtiyacı olan şey de tam olarak budur: Faydacı değil, dingin ve sorumluluk sahibi ve çözüm üreten bir siyaset aklına hepimizin ihtiyacı var.

İlginizi Çekebilir

Hunermend Vahap Aydoğan: Gerdûneke Surreal li ser Mihwera Xewn-Rastîyê
Ali Engin Yurtsever: Tarihte Ne olduysa Öyle Olması Gerektiği İçin…

Öne Çıkanlar