Hürriyet Kaytar: Biriken Öfke, Değişen Hedef…

Yazarlar

“Öfkenin Yönüyle Oynamak: Devlet Aklının Stratejisi…”

Öfkeyi anlamlı bir yere koymak gerekiyor; çünkü Rojava, bu sürecin yalnızca en hassas başlığı değil, aynı zamanda Kürtlerin vicdanında açılmış en derin yaraydı. Rojava, umutla korkunun; kazanımla kayıp ihtimalinin aynı anda taşındığı bir eşiği temsil ediyordu. Tam da bu yüzden adı anılmadı. Bilinçli bir sessizlikle çevrelendi, muğlak bırakıldı, askıda tutuldu. Ne savunuldu ne de inkâr edildi.

Bu sessizlik bir boşluk yarattı; ancak sıradan bir boşluk değil, insanın içini kemiren bir boşluktu. Çünkü Rojava konuşulmadıkça öfke yönünü kaybetti. Muhatabını bulamayan öfke devlete değil, birbirine döndü; dışarı akamayan duygu içe çöktü. Ve böylece siyasal bir mesele, sessizce ahlaki bir yıkıma dönüştü.

Zira Rojava, sürecin en hassas, en sembolik ve en korkulan başlığıydı.

Bu öfke aniden ortaya çıkmadı; yönetilen bir sessizlik içinde, yavaş yavaş birikti. Gerçeği bilmek, bilinmezlik içinde umut taşımaktan her zaman daha katlanılabilirdir. Toplumun bilgiden mahrum bırakıldığı bu muğlak alan, zamanla devletin öfkeyi yönlendirebileceği verimli bir zemine dönüştü. Bu durum sürdükçe öfke hedefini kaybetti. Muhatabını bulamayan duygu, devlet aklının işaret ettiği yönlere daha kolay akabildi.

Bu yönlendirme açık bir baskıyla değil; sessizlik, parçalı bilgiler ve zamanlaması iyi ayarlanmış hamleler üzerinden işledi — ve tam da bu yüzden etkili oldu. Kürt siyasal aklı topluma daha açık ve daha şeffaf bir dille seslenebilseydi, bugün bu denli ağır bir öfke birikmezdi. Cevapsız bırakılan sorular, anlatılmayan süreçler ve yarım kalan cümleler zamanla basit bir suskunluğa değil; içten içe büyüyen bir huzursuzluğa dönüştü. Bu huzursuzluk ise kaçınılmaz olarak öfke üretti.

Sürecin başından itibaren özellikle Rojava meselesinin bilinçli bir muğlaklığa terk edilmesi, derin bir güven krizini beraberinde getirdi. Uzun süre bastırılmış bir sabrın rasyonel bir öfkeye dönüşmesi başlı başına bir sorun değildir; sorun, öfkenin yönüdür. Sessiz bir siyasal mühendislikle bu öfke, ana failden — yani devletten — saptırılarak içe yönlendirildi.

Bu süreçte Devlet Bahçeli etkili bir mühendislik yürüttü. Bu mühendislik barışı inşa etmeye değil; zamanı kontrol etmeye, siyasal boşlukları yönetmeye ve anlamı aşındırmaya odaklandı. Sert çıkışlar yerine beklemeyi, yüksek ses yerine sembolik hamleleri tercih etti. Bu nedenle de karşılık buldu. Sürecin başından beri oluşturulan “devlet aklı devrede” algısı, ikinci çözüm süreci için beklentiyi daha üst bir noktaya taşıdı. Ancak bu devlet aklı, geçmişe oranla daha hazırlıklıydı; toplumsal duyguları yeniden düzenliyor ve daha ince bir hassasiyetle hareket ediyordu.

Bu stratejinin en görünür figürü Bahçeli’dir. Bahçeli, Erdoğan’ın doğrudan cepheleştirici ve suçlayıcı dilinin Kürt toplumunda artık bir bağışıklık yarattığını biliyor. Bu yüzden farklı bir yol izliyor: Süreci açıkça sahiplenmeden çerçevesini çiziyor; toplumu kendi iç tartışmasının merkezine itiyor. Görüşme notlarının servis edilme zamanlaması, sembolik jestler ve yarım bırakılan ifadeler tesadüf değil; bilinçli bir zamansallık politikasının parçasıdır. Amaç, öfkenin devlete çarpıp sönümlenmesi değil; siyasetin iç merkezine doğru akmasıdır.

Bu mühendisliğin asıl gücü, öfkenin yönünü değiştirmesinde yatıyor. Devletten gelen açık baskı toplumu kenetler; içerideki sembollere yönelen kuşku ise bölünme yaratır. Devlet muhatap olmaktan geri çekilirken, öfkeyi meşruiyetin kaynağına ve ideolojik merkeze yönlendirdi. Bu durum Kürt siyasetinde örgütlü bir yabancılaşmayı tetikliyor.

Bu strateji elbette kusursuz değildir; ancak kısa vadede hedefine ulaşmış görünüyor. Bahçeli, karşısındaki temsil hattını yenmedi; onu tartışmanın kendisine dönüştürdü. Tartışılan her şey aşınmaz; ancak yeniden düşünülüp sahici sorularla yüzleştiğinde gerçek gücüne kavuşur.

İçe yönelen bu öfke, etik ve politik bir dile mi kavuşacak; yoksa sessizliğin içinde büyüyerek kalıcı bir yabancılaşmaya mı dönüşecek?

İlginizi Çekebilir

CHP milletvekili Akdoğan’ın eski danışmanı Serdar Özkanatoğlu ölü bulundu
Avrupa Birliği, İran Devrim Muhafızları’nı terör listesine almayı görüşecek

Öne Çıkanlar