Diyarbakır Barosu, çözüm ve entegrasyon için atılması gereken hukuki adımları paylaştı

Diyarbakır Barosu, “Toplumsal Barış ve Entegrasyon Sürecine İlişkin Hukuki Görüş ve Öneriler” raporu hazırladı. Hazırlanan rapor Baro Başkanı Abdulkadir Güleç ve Baro yönetiminin katılımı ile açıklandı.

Açıklamayı Diyarbakır Barosu Başkan Yardımcısı Av. Şilan Çelik Şimşek okudu. Yeni süreçte atılacak hukuki adımlara ilişkin başlıklar sıralandı.

SÜRECİN KALICI BARIŞA EVRİLMESİ GEREKİYOR

 Şimşek, “Gelinen aşamada, sürecin kalıcı barışa evrilebilmesi için en temel gereklilik; silahlı çatışmanın sona erdirilmesini hukuki güvenceye bağlayan, toplumsal entegrasyonu mümkün kılan ve demokratik hukuk devleti ilkeleriyle uyumlu özel bir yasal çerçevenin oluşturulmasıdır.” dedi.

AÇIKLAMANIN VİDEOSUNU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Baro hazırladığı önerileri bu şekilde paylaştı:

• 1991 tarihinde yürürlüğe giren Terörle Mücadele Kanunufiilen silahlı çatışmanın sürdüğü olağanüstü güvenlikkoşulları esas alınarak hazırlanmış bir kanundur. Ancak çatışmanın sona erdiği, silahlı örgütün feshedildiği ve şiddetin açık biçimde reddedildiği bir entegrasyondöneminde, TMK’nın olağan uygulama alanı hukuki ve meşru temelini büyük ölçüde yitirmektedir. Bu sebeple TMK yürürlükten kaldırılmalı, entegrasyon sürecinihukuki güvence altına alacak özel ve istisnai bir Kanun hazırlanmalıdır.

 

• Hazırlanacak olan Kanun’da onarıcı adalet yaklaşımı esas alınmalı, bu şekilde çatışma sonrası toplumun yeniden bütünleşmesini sağlamada daha etkili bir yöntem yaratılmalıdır. Türkiye’de mevcut ceza hukuku mekanizmaları (etkin pişmanlık, şartlı salıverme vb.) toplumsal ve siyasal boyutu olan çatışmaların çözümü için yeterli değildir. Bu sebeple özel ve istisnai hükümlerle, silahlı çatışmaya katılan örgüt üyelerinin toplumsal ve siyasal hayata entegrasyonunu sağlayacakşekilde özel bir Kanun çıkarılmalıdır. Cezai sorumluluğun ve cezai sonuçların onarıcı adalet esaslarına göre dönüştürülmesi ve bu yaklaşımla, hem Anayasa’nın hukuk devleti ve yargı bağımsızlığıilkeleriyle uyumlu hem de toplumsal barışın gerekleriyle orantılı bir hukuki düzenleme olmalıdır.

 

• Kadınlar ve gençler, çatışma sürecinden en fazla etkilenen kesim olarak aynı zamanda barışın toplumsallaşmasında en önemli rolü üstlenebilecek gruplardır. Bu nedenle kadınlara ve gençlere yönelik mekanizmalar ile güvenlik ve kişisel verilerin korunmasına yönelik özgün tedbirler hayata geçirilmelidir.

 

• Demokratik katılımın önündeki engeller kaldırılmalı; seçme-seçilme ve siyasi faaliyet hakları güvence altına alınmalıdır.

 

• Kimlik ve kültürel haklara ilişkin anayasal düzenlemeler eşit yurttaşlık temelinde güçlendirilmelidir.

 

• TBMM bünyesinde insan hakları savunucuları, barolar, sivil toplum temsilcileri ve mağdur temsilcilerinden oluşan Hakikat ve Toplumsal Hafıza Komisyonları kurulmalı, yerelde Barış İzleme Kurulları oluşturularak sürecin şeffaf biçimde izlenmesi ve raporlanması sağlanmalıdır.

 

• Sürecin meşruiyeti ve sürdürülebilirliği açısından uluslararası insan hakları standartlarıyla uyum büyük önem taşımaktadır. Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmeler doğrultusunda kişi özgürlüğü ve güvenliği, adil yargılanma hakkı ve insan onurunun korunması güvence altına alınmalıdır. Uluslararası gözlem ve iş birliği mekanizmaları, sürecin şeffaflığını ve güvenilirliğini artıracaktır.

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Ji Bo Dersên Bijarte yên Kurdî Dema Dawî 20’ê Sibatê Ye
Eyüp Burç: Kürtler Mitaniler’den bu yana Rojava’da yaşamaktadırlar

Öne Çıkanlar