Ali Engin Yurtsever:  Ulusal Birlik mi Kürtlerin Birliği mi? -1

Yazarlar

 

          Tarih kendiliğinden oluşmaz. İlahi bir güç veya kendiliğinden oluşan bir hareket sonucu bir tarih oluşmaz. Her birey, her grup veya her ulus kendi tarihini kendi yazar. Elbette bu tarih yazımı sadece bir tarafın kendi penceresinden gerçekleşmez, karşı tarafta bulunan güç hem kendisi, hem de mücadele içinde bulunduğu taraf için bir tarih yazmaya çalışır. Bunun için de elinde bulunan olanaklardan sadece silahı kullanmaz, aynı zamanda i̇deolojik bir savaş da yürütür. Bu temelde belirtebiliriz ki, sınıfsal ve ulusal savaşların egemen tarafları sürekli olarak, bir başka deyişle maddi hayatın yeniden üretimini sağlayarak egemenliklerini korumak, karşı tarafı da kendi egemenliklerinin sonsuz olduğuna ikna etmek üzere tarih yazmaya soyunurlar. 

         Böyle bir tarihsel sürecin başlangıcı ve devamlılığı içindeyiz. Dört bir yanda, dört sömürgeci güç, bölgenin en kadim halklarından olan Kürt halkını bir tarihi, bir vatanı ve ortak bir geçmişi olmadığına inandırmak için yüzyıllara dayanan bir tarih bilinci oluşturup, bunu da Kürt halkına kabul ettirmeye çalışıyorlar. Ancak hem haksızlar, hem de kazanamayacakları bir savaşın, sonunu getiremeyecekleri bir tarih yazımının peşine düştüler. 

       Kürt ulusu, ağırlıklı olarak son iki yüzyılda daha da görünür bir şekilde kendi tarihini yazmaya başladı. Bu sadece kendi kaderini değil, aynı zamanda bölgenin kaderini değiştirmeyi de beraberinde getirdi. Geçtiğimiz yüzyılda yükselen Kürt isyanları zirveye Kurdistan Özgürlük Hareketinin isyanıyla çıktı ve halen orada, indirilemedi. Bu isyanı sadece Kurdistan’ın belirli bir bölgesinde, belirli bir yapıya dayanan hareket olarak görmek yanıltıcı olur. Bütün bir ülkeyi kapsayan ve geniş bir toplumsal desteğe uzanan bu isyanın tanımı açıktı; bütünlüklü bir isyan, bütünlüklü bir hedef ve bütünlüklü bir öncü güce dayanmak. Isyan başladığında kısa süreli bir zaman dilimini değil, uzun vadeli ve çeşitli aşamalardan geçen bir halk savaşının evrelerini hedefledi. Genel isyanlarda izlenen süreç; silahlı güçlerin öncülüğünde “kırdan şehire” uzanan bir savaş sonucu iktidarın ele alınmasıyken, bu isyanda uzun süreli bir halk savaşının kimi zaman askeri, kimi zaman da siyasi mücadele yapısının belirleyiciliği öne çıktı. Dünya örneklerinde yaşandığı gibi değil, kendi koşullarının ürünü olan mücadele ve öncülük eden gücün yani Kurdistan Özgürlük Hareketinin ve önderliğinin tahlillerinin izlediği bir yöntem belirlendi. Bu yöntem üzerinden devam ediliyor.

      Kurdistan Özgürlük Hareketinin mücadelesi Kurdistan’ın bütün parçalarına ve diasporaya yayıldığı için süreç içinde mücadele eden diğer parti ve örgütler ile bütünen Kürt ulusunu ortak bir potada bulunmaya çağırdı. Bu çağrı günümüze kadar istenilen karşılığını bulmakta gecikti. Bunun gerekçesi elbette anlaşılır bir konumdaydı. Her örgütsel yapı (doğal olarak) kendi egemenliği altında bir mücadele ve kurtuluş tahlili yaptığı için, ulusu ve mücadele güçlerini kendi bayrağı altına toplamak gibi bir iradeyi sunmaktaydı. Öte yandan çok parçalı ve ayrı ayrı yaşanan mücadele süreçleri bir bütünlüğe ulaşamamıştı. Her bölge kendi sömürgecisiyle savaşmakta ve bölünmüşlüğün yarattığı düşünsel çemberi yarıp geçmekte zorlanmaktaydı. Bu tarih yazımı ilk defa Kurdistan Özgürlük hareketinin mücadelesiyle parçalandı. Her bölgede örgütlenen hareket, her bölgeden katılım sağladı ve bu anlayış dünyaya açılan pencere oldu. 

               Orta Doğu’nun bu dönemde yaşadığı savaşlar öyle beklenildiği gibi egemen güçlerin belirleyeceği çizgide olmayacak. Orta Doğu’nun orta yerinde yükselen Kürt ulusunun (Kurdistan Özgürlük hareketinin öncülüğündeki) mücadelesi gösterdiki egemenlerin ve işbirlikçi sömürgecilerin planlarının karşısında bir Kürt direnişi var. Bugüne kadar bastıramadıkları bu mücadele askeri alandan siyasi alana da geçti. Çok çabalamalarına rağmen Rojava bölgesinin temsiliyetini engelleyip silemediler. Elbette bir rehavete kapılmamak gerekir. Bulunduğumuz nokta öncü güçlerin ve ulusun dikkatinin yoğunlaşmasını gerektiriyor. 

             Mücadele artık tek bir gücün değil, birleşik Kurdistani güçlerin bir araya gelip direnişiyle kurtuluşa ulaşacaktır. Sadece Orta Doğu’ya ilişkin değil, Kurdistan’ı da hedefleyen bu süreçte eğer bir çok devlet bir araya gelip kaderimizi (olumsuz yönde) belirlemek gibi bir tarih yazımına soyunduysa, neden Kürtler de bir araya gelip kendi kaderlerini yazmak gibi soylu bir eyleme imza atmasınlar, neden asgari ölçülerde birleşerek mücadele etmesinler? 

           Rojava’ya yapılan son saldırılarla belki de hedefledikleri moral bozukluğu, direnişten vazgeçme ve kadere razı olmaktı, fakat hiç beklemedikleri bir tepkiyle karşılaştılar. Kürt ulusu dünyanın bütün ülkelerinde tek yürek yürüdü ve artık parçalı değil birleşmiş bir mücadeleyi talep ettiler. Bu, tüm siyasi ve askeri yapılara olan bir çağrıydı. Bir ay boyunca tüm yürüyüşler, toplantılar, sohbetler, bayrak ve flamalar hep aynı talepte birleşti. Artik birleşik bir mücadele yürütülmeli ve temsilciler bir araya gelmelidir. Bu çağrı sadece ulus olarak dile getirilmedi, temsilciler de dile getirdi. Geriye ulusal birlik kongresinin yapılması için adım atılması kaldı. 

İlginizi Çekebilir

Nurullah Alkaç: Klasik Kürd Edebiyatının Yıldızları
Rusya: NATO Estonya’ya nükleer silah yerleştirirse biz de nükleer silahla vururuz

Öne Çıkanlar