Özgürlükçü sol, hiyerarşisiz ve tabandan yükselen bir dünya tahayyül ederken, ırkçılık, göçmen karşıtlığı ve sömürgecilik mirasının gölgesindeki adaletsizliklerle yüzleşmede sıklıkla yetersiz kalıyor. Batı merkezli sol hareketler, bu meseleleri sınıf mücadelesine indirgeme eğiliminde; bu da popülist sağın “göçmen korkusu” gibi zehirli anlatılarına karşı birleşik bir karşı-hegemonik anlatı kurmayı zorlaştırıyor. Bu kör nokta, özgürlükçü solun kitlelerle bağ kurma potansiyelini zayıflatıyor…
*
A. Haluk Ünal
Kaynak: @Grok
Küresel kaos hemen her ülkeyi kuşattı: Ekonomik eşitsizlikler derinleşiyor, iklim krizi kapıda, otoriter rejimler yükseliyor, popülist sağ kitlelerin öfkesini ustalıkla kendi bayrağı altında topluyor.
Sol hareketler bu fırtınada yolunu bulmakta zorlanıyor. Özgürlükçü sol ise (libertarian socialism) devletsiz, hiyerarşi karşıtı ve tabandan (grassroots) yükselen bir model üzerinde düşünürken hem bir umut ışığı hem de sert bir sorgulama alanı yaratmaya çalışıyor.
Ben de yazımın birinci bölümünde Grok’un sunduğu kaynakça içinden Jacobin, Le Monde diplomatique, CounterPunch, New Left Review ve Reporterre gibi mecralarda yayımlanan önemli yazı/yazarlardan bir kısmını seçip, bu krizi masaya nasıl yatırdıklarına bakmaya çalışacağım. Özgürlükçü sol hangi çıkış yollarını tartışıyor ve kitlelerle buluşma arayışına nasıl yanıt arıyor?
Türk sol okuru için bu tartışmalar hem bir ayna hem de mukayeseli bir tartışma gündemi yaratabilir. İkinci bölümde ise, “yolları çatallanan bahçenin” Türkiye için resmini çekmeyi hedefliyorum. Gelin, bu fikirlerin taşıyıcılarını, solun krizine dair analizlerini ve kitlelere ulaşma önerilerine göz atalım.
Batı Solu’nun Çıkmazları ve Özgürlükçü Çözüm Arayışları
Bhaskar Sunkara, Jacobin dergisinin kurucusu, ABD’deki sosyalist hareketlerin nabzını tutan genç bir gazeteci. Şubat 2024’te yayımlanan “The Crisis of the Left: What Went Wrong?” (Solun Krizi: Yanlış Giden Neydi?) yazısında, solun neoliberalizm karşısında neden çuvalladığını sorguluyor.
Sunkara’nın analizi, solun popülist sağ karşısında nasıl gerilediğini cesurca eleştiriyor; Bernie Sanders kampanyalarının yarattığı dalganın sönüşü, Türkiye’deki Gezi sonrası hayal kırıklıklarına benzer bir yankı uyandırmış. “Popülist sağ, göçmenler ya da elitler gibi basit bir düşman yaratarak kitleleri kazanıyor,” diyor Sunkara. “Sol ise karmaşık teorilerle boğuşuyor. Sanders kampanyaları, milyonları harekete geçirdi ama bu enerjiyi kalıcı bir harekete çeviremedik. Sol, kitlelerin günlük dertlerine –işsizlik, sağlık, barınma– dokunan bir dil geliştirmeli, yoksa sağın gölgesinde kaybolacağız. İnsanlar ‘sosyalizm’ kelimesinden korkmuyor; ama soyut teorilerden bıkıyor” [^1].
Noam Chomsky, hepimizin tanıdığı, 90’lı yaşlarında hâlâ küresel adaletsizliklere karşı sözünü sakınmayan bir entelektüel. Yunan kökenli siyaset bilimci C.J. Polychroniou ile birlikte, CounterPunch’ta Temmuz 2024’te yayımlanan “Libertarian Socialism in the Age of Decline” (Çöküş Çağında Özgürlükçü Sosyalizm) röportajında, solun kurumsal çöküşünü ele alıyor.
“Devletçi sol, kitlelerin güvenini kaybetti,” diyor Chomsky. “Tabandan hareketler –sendikalar, kooperatifler, yerel inisiyatifler– solun yeniden doğuşu için kritik. Ama bu hareketleri koordine etmek için daha fazla çalışmalıyız; yoksa dağınık kalırız. Örneğin, ABD’de sendikalar hâlâ işçilerin sadece küçük bir kısmını temsil ediyor” [^2]. Chomsky ve Polychroniou’nun taban vurgusu, merkeziyetçi, otoriter sola karşı Gezi’nin lidersiz ruhuna hatırlatıyor ama henüz kitlelere ulaşacak net bir yol haritası ya da model sunmuyor.
Richard Seymour, Britanyalı Marksist yazar ve Verso Books editörü, Nisan 2025’te Verso Blog’da yayımlanan “The Left After the Fall: Reimagining Socialism” (Çöküşten Sonra Sol: Sosyalizmi Yeniden Düşünmek) yazısında, pandeminin sol üzerindeki yıkıcı etkisini analiz ediyor. “Sol, devletçi sosyalizm ile kimlik politikaları arasında sıkıştı,” diyor Seymour; “Pandemi, kapitalizmin çelişkilerini açığa vurdu, ama sol bu fırsatı değerlendiremedi. Özgürlükçü bir vizyon gerekli; kitlelerin günlük dertlerine –iş, barınma, adaletsizlik– dokunan bir hikâye anlatmalıyız. Pandemi sonrası insanlar umutsuz; sol, bu umutsuzluğa umutla yanıt vermeli” [^3]. Seymour’un analizi keskin, kitlelere ulaşacak somut bir program ihtiyacının da çok farkında görünüyor.
Asad Rehman, Britanya’da ırk ve iklim adaleti (climate justice) üzerine çalışan bir aktivist, yazar. OpenDemocracy’de Ocak 2025’te yayımlanan “Why the Left is Fractured – and How to Fix It” (Sol neden bölündü ve nasıl düzeltilebilir) yazısında, solun sınıf, ırk ve ekoloji eksenlerinde bölünmüşlüğünü ele alıyor.
“Sol, iklim adaleti ve ırk eşitliği gibi somut mücadeleleri birleştiren bir anlatı kurmalı,” diyor Rehman. “Bu, kitlelerin günlük sorunlarına hitap eder – işsizlik, barınma, çevresel yıkım. Britanya’da Black Lives Matter ve Extinction Rebellion, gençleri ve işçileri bir araya getirdi, çünkü bu hareketler insanların doğrudan yaşadığı adaletsizliklere odaklandı. Londra’daki kiracı hareketleri, kira zamlarına karşı mahallelerde örgütleniyor; bu, solun kitlelerle bağ kurmasının bir yolu. Örneğin, 2021’de Glasgow’daki iklim zirvesinde aktivistler, küresel şirketlere karşı işçilerle dayanıştı; bu, solun kitleleri nasıl birleştirebileceğini gösterdi” [^4]. Rehman’ın “ortak mücadele anlatısı” (common struggle narrative), solun parçalanmışlığını aşmak için bir çerçeve sunuyor.
Daniel Guérin, 20. yüzyılda özgürlükçü sosyalizmi popülerleştirmiş bir tarihçi ve aktivist; onun mirası, Macron yönetimindeki otoriter politikalara karşı evrensel bir eleştiri sunuyor. Fransız anarşist düşünür Daniel Guérin’in fikirleri, Contretemps dergisinin Mart 2024 tarihli “La gauche en crise : un bilan libertaire” (Krizdeki sol: özgürlükçü bir bilanço) yazısında kolektif bir editoryal ekip tarafından yeniden yorumlanmış: “Macron’un otoriter politikaları, solun devletçi eğilimlerini ifşa etti,” diyor Contretemps ekibi. “Guérin’in anarşist ilkeleri –hiyerarşisiz, tabandan örgütlenme– bugün yeniden canlanmalı. Sol, devlet kurumlarına bel bağlamak yerine, yerel inisiyatiflerle kitleleri kazanabilir” [^5]. Guérin’in Contretemps ekibi, tarihsel birikimle güncel mücadeleleri bağlamaya çalışsa da kitlelere ulaşacak somut bir program tartışmasından henüz uzak.
Sophie Wahnich, Fransız tarihçi ve siyaset bilimci, Le Monde diplomatique’te Haziran 2024’te yayımlanan “L’état de la gauche : entre déclin et renouveau” (Solun durumu: çöküş ve yenilenme arasında) yazısında, solun tarihsel krizlerini bugüne taşıyor. Fransız Devrimi üzerine uzmanlığıyla Wahnich, anti-faşist ve özgürlükçü demokrasi (libertarian democracy) perspektifinden “Anti-faşist ve devrimci demokrasi, solun birleştirici ruhu olabilir,” diyor Wahnich. “Fransız Devrimi’nin ruhu, kitlelerin özgürlük arzusunu ateşledi; bugün de faşizme karşı bu ruhu yeniden canlandırmalıyız” [^6]. Wahnich’in tarihsel çağrısı önemli bir noktaya işaret ediyor, ama soyut ve pratik bir programdan o da yoksun.
Yannis Thanassekos, Belçikalı sosyolog ve ekoloji aktivisti, Basta! dergisinin Kasım 2024 tarihli “La gauche libertaire face à l’effondrement” (Çöküşle karşı karşıya olan özgürlükçü sol) yazısında, iklim krizinin solun stratejilerini nasıl yeniden şekillendirdiğini tartışıyor. Thanassekos’un ZAD hareketleri (zones à défendre – savunulacak alanlar) örnekleri, Kaz Dağları veya Cerattepe direnişlerini akla getiriyor; iklim krizine duyarlı gençlerin ilgisini talep ediyor. “ZAD’ler, kapitalist yıkıma karşı somut bir mücadele sunuyor,” diyor Thanassekos. “İnsanlar, kendi topraklarını savunduklarında harekete geçiyor, çünkü bu mücadele doğrudan onların hayatına dokunuyor. Fransa’daki ZAD’ler, yerel çiftçilerden genç aktivistlere kadar geniş bir kitleyi bir araya getirdi; bu, solun kitlelere ulaşmasının bir modeli” [^7]. Thanassekos’un yerel direniş vurgusu, kitlelerle bağ kurma potansiyeli taşıyor. Ama o da program tartışmasından henüz uzak.
Fransa’nın ekoloji odaklı platformu Reporterre, Şubat 2025’te yayımlanan “Bilan de la gauche en 2025: impasses et espoirs” (2025 yılında solun bilançosu: çıkmazlar ve umutlar) yazısını kolektif bir ekiple kaleme aldı. Ekolojist gazeteciler ve aktivistlerden oluşan ekip, ekososyalist (ecosocialist) perspektifleriyle, gençlerin iklim krizine ilgisini solun anlatısına bağlıyor; “İklim adaleti, solun yeni popüler anlatısı olabilir,” diyor Reporterre.
“Sel baskınları, kuraklık, gıda güvensizliği herkesin hayatını etkiliyor. Sol, devletçi çözümlerle değil, yerel kooperatifler ve taban hareketleriyle bu meseleyi sahiplenmeli. Notre-Dame-des-Landes’deki ZAD hareketi, köylülerin ve aktivistlerin birleşmesiyle havalimanı projesini durdurdu; bu, kitlelerin somut bir mücadele etrafında nasıl birleşebileceğini kanıtlıyor” [^8]. Reporterre’nin önerisi, yerel zaferleri küresel bir anlatıya bağlama potansiyeli taşıyor.
Nancy Fraser, ABD’li feminist filozof ve eleştirel teorisyen, New Left Review’un Ocak-Şubat 2025 sayısında yayımlanan “Capitalism’s Crisis and the Left’s Response” (Kapitalizmin Krizi ve Solun tepkisi) yazısında, kapitalizmin çoklu krizlerini (ekonomik, ekolojik, sosyal) analiz ediyor.
Fraser’ın ekososyalist ve feminist yaklaşımı; bakım emeği (care work) gibi evrensel meseleleri işaret ediyor. “Kapitalizmin krizleri, sol için bir fırsat,” diyor Fraser. “İnsanlar işsizlikten, çevresel yıkımdan ve bakım krizinden bunalıyor. Sol, feminist, ekososyalist ve anti-kapitalist bir ‘karşı-hegemonik blok’ (counter-hegemonic bloc) kurmalı. Örneğin, bakım emeği gibi herkesin hayatına dokunan bir meseleyi merkeze alarak, sol hem kadınları hem işçileri kazanabilir. ABD’de öğretmen grevleri, maaş ve bakım talepleriyle kitleleri harekete geçirdi; bu, solun nasıl bir anlatı kurabileceğinin bir örneği” [^9]. Bu, iyi bir çerçeve, ancak içini dolduracak bir programa ihtiyacı var.
Özgürlükçü Beyaz Solun Görmedikleri: Irkçılık, Göçmenlik ve Sömürgecilik Mirasıyla Yüzleşme
Özgürlükçü sol, hiyerarşisiz ve tabandan yükselen bir dünya tahayyül ederken, ırkçılık, göçmen karşıtlığı ve sömürgecilik mirasının gölgesindeki adaletsizliklerle yüzleşmede sıklıkla yetersiz kalıyor. Batı merkezli sol hareketler, bu meseleleri sınıf mücadelesine indirgeme eğiliminde; bu da popülist sağın “göçmen korkusu” gibi zehirli anlatılarına karşı birleşik bir karşı-hegemonik anlatı kurmayı zorlaştırıyor. Bu kör nokta, özgürlükçü solun kitlelerle bağ kurma potansiyelini zayıflatıyor. Bu noktada Batı’da yaşayan de-kolonyalist sömürge aydınları söz alıyor. (Türkiye’de yokluğunu sıkça hissettiğimiz katman.)
Britanyalı akademisyen ve aktivist Priyamvada Gopal, London Review of Books’ta Aralık 2024’te yayımlanan “Decolonising the Left: Race, Migration, and Solidarity” (Solun Dekolonizasyonu: Irk, Göç ve Dayanışma) yazısında, solun bu eksikliğini sert bir şekilde eleştiriyor:
“Batı solu, sömürgecilik mirasını ve onun bugünkü ırkçılık ve göçmen karşıtlığı biçimlerini yeterince sorgulamıyor,” diyor Gopal. “Göçmenler, popülist sağın günah keçisi olurken, özgürlükçü sol genellikle bu tartışmayı ekonomik eşitsizliklere indirgiyor ve ırkçılığın tarihsel köklerini göz ardı ediyor. Örneğin, Britanya’da 2024’teki göçmen karşıtı ayaklanmalar, sömürgecilik sonrası ırkçılığın ve ekonomik umutsuzluğun kesişiminde patlak verdi. Sol, bu kesişimselliği (intersectionality) kucaklamalı ve göçmen işçilerle yerel işçileri ortak bir mücadelede birleştirecek bir anlatı kurmalı. Fransa’daki banliyö isyanları ve ABD’deki Black Lives Matter hareketi, bu dayanışmanın nasıl inşa edilebileceğine dair ipuçları sunuyor” [^14].
Filistin asıllı akademisyen Lila Abu-Lughod, New Left Review’un Mart 2025 sayısında yayımlanan “The Left and the Colonial Wound” (Sol ve Sömürgeci Yara) yazısında, solun sömürgecilik sonrası adaletsizliklerle yüzleşme zorunluluğunu vurguluyor:
“Sol, Filistin’den Yemen’e, Haiti’den Rojava’ya uzanan mücadeleleri birleştiren bir anti-sömürgeci anlatı kurmalı,” diyor Abu-Lughod. “Batı’nın sömürgecilik tarihi, bugünkü göçmen krizinin ve ırkçı politikaların temelinde yatıyor. Örneğin, 2024’te Akdeniz’de mülteci teknelerinin batışı, Avrupa’nın sınır politikalarının sömürgeci mantığını açıkça ortaya koydu. Özgürlükçü sol, bu tarihsel yarayı iyileştirmek için yerel ve küresel mücadeleleri birleştirmeli” [^15].
Angela Davis, ABD’li feminist ve anti-kapitalist aktivist, Verso Books’ta Ekim 2024’te yayımlanan “Race, Class, and the Left’s Blind Spots” (Irk, Sınıf ve Solun Kör Noktaları) yazısında, özgürlükçü solun ırk ve sınıf kesişimselliğini göz ardı ettiğini eleştiriyor. “Sol, ırkçılığı ve cinsiyet eşitsizliğini sınıf mücadelesinden ayrı tutamaz,” diyor Davis. “ABD’de 2020’den beri Black Lives Matter, işçilerin ve kadınların taleplerini birleştiren bir hareket inşa etti. Özgürlükçü sol, bu tür kesişimsel mücadeleleri merkeze almalı; aksi halde beyaz, erkek merkezli bir hareket olarak kalır. Örneğin, 2023’te ABD’deki hapishane grevleri, ırkçılık ve emek sömürüsüne karşı ortak bir direniş yarattı” [^16].
Achille Mbembe, Kamerunlu filozof ve sömürgecilik sonrası teorisyen, Radical Philosophy’de Şubat 2025’te yayımlanan “Necropolitics and the Left’s Silence” (Nekropolitik ve Solun Sessizliği) yazısında, solun sömürgecilik sonrası nekropolitiği görmezden geldiğini savunuyor. “Batı solu, sömürgecilik sonrası dünyada kimin yaşayıp kimin öleceğine karar veren nekropolitik yapıları sorgulamıyor,” diyor Mbembe. “Afrika’dan Ortadoğu’ya, mülteci kamplarından maden ocaklarına, kapitalizmin ölüm politikaları sürüyor. Özgürlükçü sol, bu yapıları yıkmak için anti-sömürgeci bir vizyon geliştirmeli. Örneğin, 2024’te Kongo’daki maden işçilerinin grevi, sömürgecilik sonrası sömürüye karşı küresel bir dayanışma fırsatı sundu” [^17].
Arundhati Roy, Hindistanlı yazar ve aktivist, The Guardian’da Ocak 2025’te yayımlanan “Caste, Colonialism, and the Left’s Myopia” (Kast, Sömürgecilik ve Solun Miyopluğu) yazısında, küresel Güney’den özgürlükçü sol için bir perspektif sunuyor. “Batı solu, kast sistemi ve sömürgecilik gibi yerel adaletsizlikleri anlamadan küresel bir mücadele kuramaz,” diyor Roy. “Hindistan’da Dalit hareketi, işçilerle ve çevreci aktivistlerle birleşerek kapitalizme karşı güçlü bir direniş yarattı. Özgürlükçü sol, bu yerel mücadelelerden öğrenmeli ve bunları küresel bir anti-kapitalist anlatıya bağlamalı. Örneğin, 2023’te Hindistan’daki çiftçi protestoları, sömürgecilik sonrası adaletsizliklere karşı kitleleri harekete geçirdi” [^18].
Bu haritalandırmanın eksikleri olabilir, gözden kaçırdığım farklı düşünürler olması mümkündür. Ama seçtiğim yazarlar ve yayınlara bakıldığında Batı Sol’unun krizinin altında yatan en önemli noktalardan belki de ilkinin Beyaz zihniyeti aşamaması olduğu görülüyor. De-Kolonyalist yazarların eleştirileri de bu gözlemimi kuvvetle doğruluyor.
İkinci bölümde, kendisi “yeni sömürge” olup, bir iç sömürgeye (Bakur Kürdistan) sahip olan Türkiye’nin solu ne durumda bakmaya çalışacağım.
Devam edecek…
- Bölüm: Türkiye Solu’nun Çıkmazları ve Özgürlükçü Çözüm Arayışları
Dipnotlar
[^1]: Sunkara, B. (2024). “The Crisis of the Left: What Went Wrong?” Jacobin. https://jacobin.com/2024/02/crisis-of-the-left-neoliberalism-populism
[^2]: Chomsky, N. & Polychroniou, C.J. (2024). “Libertarian Socialism in the Age of Decline.” CounterPunch. https://www.counterpunch.org/2024/07/15/libertarian-socialism-in-the-age-of-decline/
[^3]: Seymour, R. (2025). “The Left After the Fall: Reimagining Socialism.” Verso Books Blog. https://www.versobooks.com/blogs/news/the-left-after-the-fall
[^4]: Rehman, A. (2025). “Why the Left is Fractured – and How to Fix It.” openDemocracy. https://www.opendemocracy.net/en/why-the-left-is-fractured-and-how-to-fix-it/
[^5]: Contretemps Kolektifi (2024). “La gauche en crise : un bilan libertaire.” Contretemps. https://contretemps.eu/la-gauche-en-crise-un-bilan-libertaire
[^6]: Wahnich, S. (2024). “L’état de la gauche : entre déclin et renouveau.” Le Monde diplomatique. https://www.monde-diplomatique.fr/2024/06/WAHNICH/66234
[^7]: Thanassekos, Y. (2024). “La gauche libertaire face à l’effondrement.” Basta!. https://basta.media/la-gauche-libertaire-face-a-leffondrement
[^8]: Reporterre Kolektifi (2025). “Bilan de la gauche en 2025 : impasses et espoirs.” Reporterre. https://reporterre.net/bilan-de-la-gauche-en-2025
[^9]: Fraser, N. (2025). “Capitalism’s Crisis and the Left’s Response.” New Left Review, January-February 2025. https://newleftreview.org/issues/ii151/articles/nancy-fraser-capitalisms-crisis-and-the-lefts-response
[^10]: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2023 Maden Raporu. https://www.csb.gov.tr/maden-raporu-2023
[^11]: TÜİK, 2024 Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması. https://www.tuik.gov.tr/raporlar/gelir-yasam-2024
[^12]: Türk Tabipleri Birliği, 2024 Sağlık Sistemi Raporu. https://www.ttb.org.tr/saglik-sistemi-2024
[^13]: KONDA, 2025 Gençlik Araştırması. https://www.konda.com.tr/genclik-2025
[^14]: Gopal, P. (2024). “Decolonising the Left: Race, Migration, and Solidarity.” London Review of Books. https://www.lrb.co.uk/2024/12/decolonising-the-left
[^15]: Abu-Lughod, L. (2025). “The Left and the Colonial Wound.” New Left Review, March 2025. https://newleftreview.org/issues/ii152/articles/lila-abu-lughod-the-left-and-the-colonial-wound
[^16]: Davis, A. (2024). “Race, Class, and the Left’s Blind Spots.” Verso Books Blog. https://www.versobooks.com/blogs/news/race-class-left-blind-spots
[^17]: Mbembe, A. (2025). “Necropolitics and the Left’s Silence.” Radical Philosophy. https://www.radicalphilosophy.com/article/necropolitics-and-the-lefts-silence
[^18]: Roy, A. (2025). “Caste, Colonialism, and the Left’s Myopia.” The Guardian. https://www.theguardian.com/commentisfree/2025/jan/caste-colonialism-left-myopia









