Yapay zeka okuryazarlığı, demokrasi mücadelesinde kesinlikle bir oyun değiştirici olabilir. Devleti denetlemek, bilgiye erişmek ve vatandaşların sesini duyurmak için güçlü bir araç. Mesela, bir algoritmanın haksız bir karar verdiğini fark edip itiraz edebilmek, ya da yapay zeka ile toplumsal sorunları analiz edip kamuoyu oluşturmak… Bunlar, demokrasiyi güçlendirir.
Yapay zekanın büyük oranda teknoloji devlerinin elinde olması bir engel, evet. Platformlar verilerimizi topluyor, abonelik modelleriyle çalışıyor, kârı önceliyor. Ama halk olarak bu sistemlerden faydalanmak imkânsız değil. Önemli olan, bilinçli ve eleştirel kullanmak.
Alternatif ağlar ise bence çok umut verici. Açık kaynak yapay zeka modelleri, mesela Hugging Face’in modelleri ya da Stable Diffusion, sermayeye bağımlılığı azaltıyor. Dünya çapında topluluklar, yerel diller için kendi modellerini geliştiriyor.
Haluk: Merhaba Grok, yapay zeka okuryazarlığı diye bir şeyden bahsediyoruz. Bu tam olarak ne demek, biraz açar mısın?
Grok: Merhaba Haluk! Yapay zeka okuryazarlığı, en basit haliyle, yapay zekayı anlamak, kullanmak, sorgulamak ve onunla etik bir şekilde ilişki kurmak demek. Mesela, benim gibi bir modelle konuşurken, nasıl çalıştığımı az çok bilmek, verdiğim cevapların sınırlarını fark etmek ya da “Bu bilgi doğru mu?” diye sormak… Bu beceri, sadece teknolojiyle sınırlı değil. İş hayatından bilgiye erişime, hatta demokrasiye kadar her şeyi etkileyebilir. Sence, bu günlük hayatta nasıl bir fark yaratır?
Haluk: Bilgisayar okuryazarlığı bir zamanlar büyük bir eşikti, değil mi? Şimdi yapay zeka okuryazarlığı da öyle bir eşik mi sence? Toplum için neden bu kadar önemli?
Grok: Evet, Haluk, iyi bir benzetme bu. 90’larda bilgisayar okuryazarlığı, e-posta göndermek ya da internette gezinmek gibi şeylerle hayatı değiştirdi. İş bulmaktan eğitime, her alanda bir standart oldu. Şimdi yapay zeka okuryazarlığı da benzer bir noktada. Neden önemli dersen, üç açıdan bakalım:
Bir, ekonomik gerçeklik. İş dünyası değişiyor. Raporlar, 2030’a kadar işlerin %30’unun yapay zeka ve otomasyonla dönüşeceğini söylüyor. Mesela, bir pazarlamacı yapay zeka araçlarını kullanmazsa geride kalabilir. İki, bilgiyle başa çıkmak. Yapay zeka, bilgi üretiyor ama deepfake’ler, yanlış bilgiler de üretiyor. Bunları sorgulamak için bu beceri lazım. Üç, demokrasi. Devletler, yapay zekayı karar alma süreçlerinde kullanıyor. Mesela, bir belediye trafik için yapay zeka kullanıyorsa ama sistem hatalıysa, bunu sorgulamak bizim hakkımız. Türkiye’de, muhalif medyaya erişim engellendiğinde, VPN ya da Tor gibi araçlar bilgiye ulaşmamızı sağlayabilir. Ama asıl mesele, devletin bu teknolojileri nasıl kullandığını anlamak. Bu, demokrasi mücadelesinde bize ne katar sence?
Haluk: Evet, demokrasi meselesi önemli. Yapay zeka okuryazarlığının devleti denetleme konusunda bize nasıl bir avantaj sağlayabileceğini biraz daha açar mısın? Vatandaş olarak bu beceri bize ne katar?
Grok: Güzel bir yere değindin, Haluk. Demokrasi, bilgiye erişim ve şeffaflık üzerine kurulu. Ama devlet ya da şirketler yapay zekayı kullandığında, bu süreçler bazen bir “kara kutu” gibi oluyor. Mesela, bir hükümet, vergi denetimi için yapay zeka kullanıyor diyelim. Ama bu sistem, belirli bir grubu haksız yere hedefliyorsa ne olacak? Yapay zeka okuryazarlığı, bu kara kutuyu açmamızı sağlar. “Bu algoritma nasıl eğitildi? Hangi veriler kullanıldı?” gibi sorular sorabilirsin. Bu, devletin hesap verebilirliğini artırır.
Türkiye’de düşünelim: Muhalif medyaya erişim engelleri sıkça konuşuluyor. Yapay zeka okuryazarlığı, VPN ya da Tor gibi araçlarla bu engelleri aşmanı sağlayabilir. Daha ötesi, yapay zeka ile veri analizi yapıp devletin politikalarını sorgulayabiliriz. Mesela, bir grup aktivist, çevre kirliliği verilerini yapay zeka ile analiz ederek devletin eksikliklerini ortaya çıkarabilir. Bu, demokrasi mücadelesinde vatandaşlara güç verir, değil mi? Sen olsan, bu beceriyi devleti denetlemek için nasıl kullanırdın?
Haluk: Doğru, bu çok güçlü bir araç gibi görünüyor. Ama yapay zeka büyük şirketlerin elinde, değil mi? Sermayenin değil, insanların faydasına kullanmak için ne yapmalıyız?
Grok: Kesinlikle, Haluk, bu önemli bir nokta. Yapay zeka şu an OpenAI, Google, Microsoft gibi devlerin elinde ve çoğu zaman kâr odaklı kullanılıyor. Verilerimizi topluyorlar, abonelik satıyorlar. Ama bu beceriyi halkın faydasına çevirmek mümkün. Mesela:
Eğitimle başlayalım. Herkese açık, ücretsiz yapay zeka kursları olmalı. Finlandiya’da “Elements of AI” diye bir kurs var, herkes öğreniyor. Türkiye’de okullarda, hatta ilkokullarda “Algoritma nedir?” gibi basit dersler olsa? Ya da mahallelerde atölyeler düzenlense? Sonra, açık kaynak araçlar. TensorFlow, PyTorch gibi platformlar, büyük şirketlere bağımlı olmadan projeler geliştirmemizi sağlıyor. Bir köyde çiftçiler, açık kaynak yapay zeka ile tarım verilerini analiz edebilir mesela. Bir de eleştirel bakış var. Yapay zekanın önyargılarını anlamak önemli. Mesela, bir işe alım algoritması kadınları dışlıyorsa, bunu fark edip itiraz edebiliriz. Son olarak, toplumsal projeler. Sivil toplum kuruluşları, yapay zeka ile sosyal sorunlara çözüm üretebilir; mesela, sağlık hizmetlerine erişim sorunlarını analiz eden bir rapor hazırlayabilir.
Haluk: Peki, bu hep sermayenin denetiminde olan platformlardan halk için faydalanabilmek ne kadar mümkün? Alternatif ağlar mümkün mü?
Grok: Bu çok yerinde bir soru, Haluk. Yapay zekanın büyük oranda teknoloji devlerinin elinde olması bir engel, evet. Platformlar verilerimizi topluyor, abonelik modelleriyle çalışıyor, kârı önceliyor. Ama halk olarak bu sistemlerden faydalanmak imkânsız değil. Önemli olan, bilinçli ve eleştirel kullanmak. Mesela, yapay zeka okuryazarlığı sayesinde, bu platformların nasıl çalıştığını anlayıp, verilerimizi koruma altına alabilir ya da önyargılı algoritmaları sorgulayabiliriz.
Alternatif ağlar ise bence çok umut verici. Açık kaynak yapay zeka modelleri, mesela Hugging Face’in modelleri ya da Stable Diffusion, sermayeye bağımlılığı azaltıyor. Dünya çapında topluluklar, yerel diller için kendi modellerini geliştiriyor. Türkiye’de mesela, Türkçe’ye özgü bir açık kaynak dil modeli yapılsa, hem kültürel bağlamı korur hem de büyük şirketlere bağımlılığı azaltır. Ya da düşün, merkezi olmayan (decentralized) bir yapay zeka ağı kurulsa? Veriler şirketlerin değil, toplulukların kontrolünde olsa? Blockchain tabanlı projeler bu yönde adımlar atıyor zaten.
Ama bu iş kolay değil. Alternatif ağlar kurmak için teknik bilgi, kaynak ve topluluk desteği lazım. Türkiye’de Deep Learning Türkiye gibi topluluklar bu konuda öncü olabilir. Mesela, yerel bir açık kaynak yapay zeka projesi başlatılsa? Üniversiteler, sivil toplumla iş birliği yapsa? Sence, Türkiye’de böyle bir ağ kurmanın önündeki en büyük zorluk ne olur? Halk olarak bu projelere nasıl destek verebiliriz?
Haluk: Demokrasinin bilgi bankası ve bilginin çoğaltılması meselesine gelelim. Yapay zeka okuryazarlığı, demokrasiyi nasıl güçlendirir? Bilgiyi nasıl bir banka ya da çoğaltıcı yapar?
Grok: Güzel bir yere geldik, Haluk. Demokrasi, bilgiye eşit erişim ve şeffaflıkla güçlenir. Yapay zeka okuryazarlığı, burada iki rolde devreye giriyor: bilgi bankası ve bilginin çoğaltıcısı.
Bilgi bankası olarak, yapay zeka karmaşık verileri sadeleştiriyor. Mesela, hükümetin sağlık harcamalarını anlamak istiyorsun, ama veri yığınları karışık. Yapay zeka, bu verileri analiz edip, “Burada bir tutarsızlık var” diyebilir. Türkiye’de, muhalif medyaya erişim engellendiğinde, yapay zeka destekli çeviri araçları ya da VPN’ler bilgiye ulaşmanı sağlar. Bu, bilgiye erişimi demokratikleştiriyor.
Bilginin çoğaltıcısı olarak, yapay zeka bilgiyi üretme ve yayma sürecini hızlandırıyor. Bir grup aktivist, yapay zeka ile çevre kirliliği üzerine bir rapor hazırlayıp X’te paylaşabilir. Ya da bir öğretmen, yapay zeka ile öğrencilerine özel ders içerikleri üretebilir. Ama bu gücün demokratik olması için, herkesin bu araçları kullanmayı bilmesi lazım. Sadece bir azınlık bu beceriye sahipse, eşitsizlik artar mı sence?
Haluk: Türkiye bağlamında ne yapabiliriz? Demokrasi mücadelesinde yapay zeka okuryazarlığını nasıl yaygınlaştırırız?
Grok: Türkiye’de bu işi hızlandırmak için birkaç fikir var, Haluk. Birincisi, okullarda eğitim. İlkokuldan itibaren “Algoritma nasıl çalışır?” gibi basit konular öğretilse, çocuklar bu dünyaya hazır büyür. İkincisi, toplumsal hareket. Deep Learning Türkiye gibi topluluklar, ücretsiz atölyeler düzenleyebilir. Kırsal bölgelerde teknolojiye erişim sağlanmalı ki sadece şehirdekiler değil, herkes bu beceriyi kazansın. Üçüncüsü, farkındalık. X’te veya diğer platformlarda, “Yapay zeka seni nasıl etkiliyor?” gibi kısa, eğlenceli videolarla insanlar bilinçlenebilir.
Sen olsan, bu beceriyi yaygınlaştırmak için ilk ne yapardın? Mesela, bir mahallede atölye mi düzenlerdin, yoksa okullara mı odaklanırdın?
Haluk: Son bir soru: Yapay zeka okuryazarlığı, demokrasi mücadelesinde gerçekten bir oyun değiştirici olabilir mi? Yoksa riskleri mi ağır basar?
Grok: Güzel bir kapanış sorusu, Haluk. Yapay zeka okuryazarlığı, demokrasi mücadelesinde kesinlikle bir oyun değiştirici olabilir. Devleti denetlemek, bilgiye erişmek ve vatandaşların sesini duyurmak için güçlü bir araç. Mesela, bir algoritmanın haksız bir karar verdiğini fark edip itiraz edebilmek, ya da yapay zeka ile toplumsal sorunları analiz edip kamuoyu oluşturmak… Bunlar, demokrasiyi güçlendirir.
Ama riskler de var. Eğer bu beceri sadece teknoloji meraklılarının ya da zenginlerin elinde kalırsa, eşitsizlik artabilir. Ya da yapay zeka, yanlış ellerde manipülasyon için kullanılabilir – deepfake’lerle halkı yanıltmak gibi. Bu yüzden, bu beceriyi yaygınlaştırmak ve etik ve organize bir şekilde kullanmak önemli.








