Akademisyen Tekin: ‘Özgürlükler ülkesi İsviçre’de iltica hakkı cezaya dönüştürülüyor

Genel

Yurtdışına çıktıktan sonra birçok sorunla karşılaştığını, kamp koşullarının sağlıklı olmadığını belirten akademisyen Sebatullah Tekin kendini rahatsız eden meselenin ‘özgürlükler ülkesi’ olarak tanımlanan İsviçre’nin iltica başvurusuna verdiği yanıt olduğunu belirtiyor. 

Mahkemeye çıkmak için 7 ay boyunca askeri bir kampta bekletildiğini ve 2 yıl boyunca da mahkemeden cevap beklediğini söyleyen Tekin, ”Buradaki mahkeme ‘Türkiye’de demokrasi olduğunu söyleyerek birçok kişiye iltica hakkı tanımıyor. Mahkeme gidip Türkiye’de 3 ya da 5 yıl cezanızı çekersiniz, birşey olmaz diyor. Bu tutum açık bir insan hakkı ihlalidir ” ifadelerini kullandı.

Göçmenler kaderine terk ediliyor

İsviçre devletinin göçmenler konusunda bir politika geliştirmediğini, entegrasyon konusunda sorunlu bir politika izlediğini ve bunun sonucu göçmenler arasında intihar oranının oldukça yüksek olduğunun altını çiziyor.

Tekin yaşanan sorunları ‘Uzun bekletme süreleri, ağır kamp koşulları, çalışma izni verilmemesi, kısıtlı ekonomik koşullar ve bu bekletmenin sonucunda da ilticanın kabul edilmemesi tüm bunlar göçmenler üzerinde önemli tahribatlar yaratıyor’ diyerek tanımlıyor.

Kürtler dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar hep ayrımcılığa maruz kalıyorlar. Kendi anayurtları 4 işgalci devlet tarafından gasp edilmiş ve bütün insani hakları ellerinde alınmışlardır. İnsan hakları evrensel temel hakları belgelerinde doğuştan gelen hakların hepsi ellerinde alınmış, bazen zindana atılmış, bazen katledilmiş, bazen de sürgünde yaşamak zorunda bırakılmışlardır.

Son yıllarda Avrupa genelinde yükselen sağ siyaset, özellikle göçmen karşıtı politikalar izliyor.

Göçmen karşıtı politikalar iltica başvurusu yapmış kişiler için ret kararlarının artması anlamına geliyor. Son 3 yıldır çok sayıda göçmen bu retler nedeniyle intihar ettiler. En fazla intiharın olduğu yerlerin başında da İsviçre gelmektedir. 4 resmi dilin olduğu ve yerel demokrasinin belki en güçlü olduğu bir ülkede bu kadar intihar yaşanması oldukça düşündürücüdür. Daha geçen hafta biri Valais kantonundaki Riddes mülteci kampında biride Argau kantonunda olmak üzere 2 politik göçmen ret aldıklarından dolayı yaşamlarına son verdiler.

İsviçre’de iltica başvurusu yapanlar açısında son 3 yıl adeta bir kabus gibi geçiyor. Bütün başvurularda istisnalar hariç hepsi uzun sürece bırakılıyor. Kamp koşulları oldukça kötü. Şanslı olanlar yıllar sonra kabul alabiliyor. Ancak son dönem de kabul alanlar bir elin parmaklarını geçmiyor. Verilen ret gereçleri oldukça ilginç. İşte o kararlardan biri de 2023 yılında İsviçre’ye gelip iltica başvurusu yapan akademisyen-yazar Sebatullah Tekin’e verilen ret kararıdır.

Tekin’in iltica başvurusuna verilen olumsuz kararın gerekçesinde ‘gidip Türkiye’de 3 yada 5 yıl cezanızı çekersiniz, birşey olmaz” denmiş.

İsviçre halen mülteci kampında zorlu koşullarda ailesi ile yaşamını sürdüren Sebatullah Tekin hem Türkiye’de yaşadığı baskıları hemde İsviçre’de  karşılaştığı sorunları gazeteci Erdoğan Zamur’a anlattı.

Daha çocukken baskılara tanık olur

Sebatullah Tekin genç bir akademisyen. 1981 yılında Mardin Nusaybin’e bağlı Marine köyünde dünyaya gelir. Her Kürt gibi daha çocukken devletin şiddetine tanık olur. Tekin çocukluk günlerine dair şunları dile getiriyor:

“Daha çocukken köyde devlet şiddetiyle tanışmış oldum. Köyümüze neredeyse her hafta askerler gelir ve arama adı altında tüm halkı köy meydanına toplarlardı. Evler dağıtılırdı, büyüklerimiz ve köyün gençleri köy meydanına toplatılır ve onlara akıl almaz işkenceler edilirdi.
Babam gözaltına alındığında aylarca haber alamazdık. Köy halkı hep bu korkuyla yaşardı. Askerler köye geldiğinde özellikle erkekler işkence ve gözaltılardan kurtulmak için saklanırlardı”.


Köyümüz yakıldı

Tarihin yaprakları 1990’lı yılları gösterdiğinde Kürdistan da devlet eliyle 4.500 civarında köy ve mezra askerler tarafında boşaltılıp yakıldı. Yaşam belirtisi gösteren ne varsa devletin şiddetinden nasibini aldı. Tekin’in köyüde bu yakma furyasında nasibini alır ve yakılır. Koruculuğu kabul etmedikleri için zorunlu olarak Marine Köylüleri köyü terk edip Nusaybin’e yerleşirler. Sebatullah Tekin o döneme ilişkin olarak “devlet şiddetiyle burada tanıştım ve burada politik kimliğimin farkına vardım. Bir Kürt olarak siyasi yaşamım devlet terörüne maruz kaldığımızda başladı” diyor.

Tekin ailesine baskılar bitmiyor

Tekin ailesinin Nusaybin’e taşınması devletin baskılarının bittiği anlamına gelmiyor. Baba M.Şerif Tekin burada da sürekli asker ve polislerin tacizlerine ve tehditlerine maruz kalır. Tek çare tekrardan bir göçtür. 2000 yılında Tekin ailesi İstanbul’a  göç etmek zorunda kalır. İstanbul’un Kü.ükçekmece ilçesine bağlı Kanarya mahallesine yerleşirler.

Sebatullah Tekin ilk ve ortaokulu Nusaybin’de bitirir. İstanbul’da Küçükekmece Anadolu Lisesinde mezun olur. Kanarya mahallesi devletin baskısı nedeniyle Kürdistanda yaşanan göçlerle oluşmuş  yoğunluğu Kürtlerin yaşadığı bşr mahalle. Lise’ye başlarken her Kürt genci gibi siyasetle ilgilenir. Tekin, İstanbul günlerini söyle dile getiriyor “İstanbul’da lise yıllarımda aktif siyasetin içine girdim. Yaşadığımız devlet terörüne ve şiddetine, bizlere dayatılan asimilasyon politikasına karşı daha örgütlü bir mücadelenin içine girdim. Türkiye’deki bazı yazarlara ve aydınlara Kürt Dili ve Kültürü üzerindeki baskılara dikkat çekilmesi için arkadaşlarımızla beraber mektuplar gönderdik. Ayrıca seçim çalışmalarında aktif yer aldım”.

Üniversite de mücadelesini sürdürür

2002 yılında üniversite sınavını kazanır ve Elazığ Fırat Üniversitesinde okula başlar. 2004 yılında yaptıkları basın açıklamasından dolayı gözaltına alınırlar. “Terör örgütü propagandası” ve “halkı kin ve düşmanlığa sevk etme” gibi gerekçeler gösterilerek hakkında soruşturma açılır. Fırat Üniversitesi yönetimi tarafından 1 ay okuldan uzaklaştırılma cezası verilir. PKK’ye destek verdiği iddiasıyla polisler ailesini arayarak onları sürekli tehdit ederler. Tekin “Hakkımızda dava açıldı ve bu dava 2011 yılına kadar sürdü.


2011 yılında mahkeme tarafından bana 1 yıl 3 ay hapis ceza verildi. Bana verilen disiplin cezası ve mahkeme süreci tüm yaşamımı etkiledi’ dedi.

 Zorluklara rağmen okul bitiyor

Sebatullah Tekin 2006 yılında Fırat Üniversitesinde mezun olur ve İstanbul’a geri döner. 2007 yılında Dumlupınar Üniversitesinde Sosyoloji üzerine yüksek lisans yapar. Modern Dünyanın Özgürlük Yanılsaması adlı bir tez yazarak yüksek lisansımı tamamlar. İstanbul’da dönüp özel dershane ve okullarda sosyoloji ve felsefe üzerine dersler verir. 2011 yılında ise Aydın Adnan Menderes Üniversitesinde sosyoloji üzerine doktora yapmaya başlar. Farklı kimliklerin ama özellikle de Kürtlerin yaşadığı politik, kültürel sorunları konu alan çalışmalar yapar.

Gazeteye yazı yazmak suç

Tekin yazmayı seven biridir. Özgür Gündem, Günlük Gazetesi, Yeni Yaşam, Radikal Gazetesi gazetelerine sürekli olarak yazı yollar ve yayınlanır. Özellikle Kürt Özgür basın geleneğinde yazması okların ona çevrilmesine neden olur. Sadece günlük gazetelerde değil Birikim, Kürt Araştırmaları, Papirüs, Güney ve Dilop Dergisi ile Sendika.org ve Nupel Haber sitelerine yazılar yazar.


Tekin “Devletin tanımladığı “Kürtlük” sınırları içerisinde yer almadığım ve buna muhalif olduğum için sürekli zorluklarla karşılaştım. Birçok üniversite başvurumu reddetti. Çalışmalarımdan dolayı tehditlere maruz kaldım ve birçok iş yerinden çıkarıldım. Yazılarımdan ve katıldığım bazı etkinlikler nedeniyle ırkçı, milliyetçi çeteler tarafından tehdit aldım, ihbar edildim. Hakkımda Cumhurbaşkanına hakaret ve terör propagandası yapma gerekçesiyle soruşturmalar açıldı” diyor.

 Özgür Gündem yazılarımı kaldırtmam istendi

Türkiye’de yazmanın, fikir beyan etmenin suç olarak görüldüğüne vurgu yapan Tekin “İktidarı översen sorun yok ama eleştirirsen hain ilan ediliyorsun. Bu birbiriyle bağlantılı bir çok probleme yol açıyor. Bu basit bir eleştiri olarak görülmemeli. İşten çıkarılma, üniversiteye alınmama, polis tacizine maruz kalma, çeteler tarafından tehdit edilme gibi birçok soruna yol açıyor. Örneğin bazı üniversiteler zamanında Özgür Gündem Gazetesinde yazılar yazdığım için beni almadı ve başvurumu reddetti. Bununla beraber Roboski katliamını ve devlet terörünü eleştiren yazılar yazdığım için de tehdit edildim ve iş yerimden çıkarıldım. Ancak yine de akademik ve politik çalışmalarıma hep devam ettim” diyor.

Nusaybinde ki evimiz tahrip edildi

2015 yılında Özyönetim direnişleri döneminde devletin şiddeti bilerek tırmandırdığına vurgu yapan Tekin kendi evlerinde o dönemde tahrip edildiğinin altını çizerek “2015 yılında devletin terörünü ve şiddetini daha acımasız bir şekilde yaşadık. ‘Hendek olayları’ olarak anılan olaylarda devlet güçleri yaşam belirtisi gösteren ne varsa hedefine koymuştu. Onlarca ev gibi bizim de evimiz bombardımana tabi tutulmuş ve yerle bir edilmişti. Devlet şiddetine yine maruz kalmıştık. Dolayısıyla devlet nezdinde Kürtler (kimlikleriyle arasına mesafe koymayanlar) potansiyel suçlu konumundadır. Politik duruş ve tutumumuz bu yaklaşıma karşı şekillenmiştir” dedi.

İstanbul’da Kürt olmak 

Her zaman doğru bildiğini savunduğunu belirten Tekin Bilimsel yazılar da yazdığının altını çiziyor. Akademik Yaklaşımlar Dergisi’de yazılar yazıyor.  Lozan’da düzenlenen Uluslararası bir konferansa katılarak Kürt sorunu ve devlet şiddeti üzerine bir seminer veren Tekin İstanbul’da Kürt Olmak: Etnik, Sınıfsal ve Siyasal Kimliğe Dair İlişkisel Bir Analiz adlı bir kitabında yazarıdır. Akademinin özgür olmadığına vurgu yapan Tekin “Üniversitede bir akademisyen olarak çalışmak için çok emek verdim. Özgürce çalışmalar yapmak ve bunu özgürce sunma konusunda çok engelle karşılaştım. Üniversitenin kalıplaşmış yargılarını sorgulamak, onların belirlemiş olduğu sınırların dışına çıkmak suç olarak görülüyordu. 

Devletin katliamlarını ve Kürdistan’da bir sömürgeci olarak işlediği suçları dile getiren çalışmalar yaptım. Tezimde ve bazı makalelerimde bu konuları işledim. Ancak kimliğimden ve düşüncelerimden dolayı akademik kariyerim bitirildi. Tüm bunların sonucunda da üniversiteden kaydım silindi” dedi.

Kürtçü Akademisyen

Kürt sorunu ile ilgilenen akademisyenlerin üniversitelerde çok kolay damgalandığını dile getiren Tekin başında geçenlerş şöyle ifade ediyor: “Bir sosyolog olarak Kürt sorununun sosyolojik, politik ve tarihsel nedenlerini çalışmak ve bunları korkmadan dile getirmek temel prensibimdi. Ancak gerek üniversite yönetimi gerekse birçok “akademisyen” de bu konuda zorluklar çıkarıyordu. 2009 yılında Dumlupınar Üniversitesinde yüksek lisans sürecimde de ‘Kürtlerin zorunlu göç süreci ve devlet şiddeti’ adlıyla tey hazırladığım için bazı akademisyenler tarafından “Kürtçü” olarak etiketlenmiştim.

Yine 2013 yılında Bingöl üniversitesine başvurdum. Onlarla anlaştım. Çalıştığım konuların önemli olduğu ve benimle çalışmak istediklerini söylediler. Sosyoloji bölüm başkanıyla anlaştık. Gitme hazırlıklarımı yaparken anlaşmamız üzerinden 1 hafta geçmeden sosyoloji bölüm başkanı beni aradı. Benim hakkımda araştırma yaptıklarını ve Özgür Gündemde Gazetesinde yazılarımın olduğunu söyledi. Eğer yazılarımı sildirirsem beni üniversiteye alacaklarını söyledi. Çünkü yazdıklarım ve gazete onların düşüncelerine aykırıymış. Ben bu yaklaşımın akademik özgürlüğü aykırı olduğunu söylediğim için sözleşmeyi fesettiler. Benzer bir durumu Edirne üniversitesine başvuru yaptığımda da yaşadım” dedi 

Tezim red edildi, kaydım silindi

Doktora tezinde Kürt sorununun sosyolojik ve tarihsel nedenlerini, devlet şiddetini ve sömürge tartışmalarını işlemek istediğni dile getiren Tekin tezini hazırlarken çok müdahale ile karşılaşyığını belirterek “Ancak sürekli müdahale edildi, yönetime karşı bunun savunulamayacağı, Kürdistan kelimesinin çıkarılması gerektiği ve devlet şiddetini daha ılımlı yada kabul edilebilir kelimelerle ifade etmem gerektiği söyleniyordu. Buna karşı ben tezimin içeriğinden taviz vermedim. Ne yazık ki tez savunmasına alınmadım ve tezim reddedildi. Daha sonra da üniversiteden kaydım silindi.
Ancak reddedilen bu tezim Kitap olarak yayınlandı ve bu kitabım şuan Stanford Üniversitesi Kütüphanesinde de yer almaktadır. Türkiye’de adalet yok. Yıllarca emek verdiğim akademik kariyerim üniversitenin ve “akademisyenlerin” siyasi tutumları nedeniyle bitirildi” dedi.

Kitap her yönüyle Kürt sorunu ele alıyor.

İstanbul’da Kürt Olmak adlı kitabın yazarı olan Sebatullah Tekin çocukluğundan beri yaşayarak öğrendiği Kürt sorununu bir sosyolog olarak yakında bakmak istediğine vurgu yaparak ‘Bu çalışmam Kürt sorununun temel tarihsel dinamiklerini ve gelişimini sosyolojik açıdan ele alıyor. Bu çalışma aynı zamanda sorunun gelişimi, ulusallaşmayı şekillendiren siyasal gelişemeler üzerinde duruyor. En önemlisi de Kürt sorununu tek bir olguya indirgemiyor. Etnik kimlik, sınıfsal konum ve siyasal tutum gibi olguları ilişkisel olarak ele alıyor. Bağlantılı olarak politik şiddetin sınıfsal konumu ve kimlikle olan ilişkiyi nasıl tayin edici rol oynağı da bu çalışmanın merkezini oluşturuyor’ diyor. 

Kürtlerin devlete aidiyet hissetmediğine vurgu yapan Tekin Türklerle aynı sınıfsal konumda olmasına rağmen kimlik inkarı nedeniyle farklı tepki verdiğine dikkati çekerek’ Kürtler kendilerine karşı olan şiddet ve ayrımcı tutumundan dolayı devlete karşı pek aidiyet bağlılığı yok. Devletin politik şiddeti, Kürt kimliği ile olan ilişkisi dikkate alınmadan yalnızca sınıfsal yaklaşımla Kürtlerin içinde bulunduğu sosyo-politik durum anlaşılamaz. Kitap bu açıdan bir çok soruya cevap olacak bir kaynak olduğunu belirtebilirim’ dedi.

Yurtdışına çıkışAkademisyen Tekin yaşadığı zorlukların yanında sürekli yazmaya devam ettiğini  bundan kaynaklıda sürekli hedef gözterildiğini belirterek yurtdışına çıkmak zorunda kaldığını dile getiriyor. Tekin “10 Şubat 2023 tarihinde yurtdışına çıktım. Ülkücü çetelerden aldığım tehditler, polislerin tacizi ve akademik hayatımın üniversite tarafından bitirilmesi gibi nedenler dolayısıyla artık Türkiye’de kalamayacağına karar verdim. Yurtdışına çıktıktan sonrada hakkımda davalara açılmaya devam etti. Cumhurbaşkanına hakaret ve “Terör örgütü propagandası” yaptığım gerekçesiyle hakkında yakalama kararları çıkarıldı. Türkiyede akademi çevreleri özgürce çalışma yapamadıkları için yurtdışına çıkmak zorunda kaldım” dedi.

Özgürlükler ülkesi mi?

Yurtdışına çıktıktan sonra birçok sorunla karşılaştığını, kamp koşullarının iyi olmadığını belirten Tekin kendini rahatsız eden meselenin ‘özgürlükler ülkesi’ olarak tanımlanan İsviçre’nin iltica başvurusuna verdiği yanıt kendisini şok ettiğine değinerek “Buraya geldikten sonra da bazı problemlerle karşılaştım.

Ilk zamanlarda kötü kamp koşullarında kaldık. Mahkemeye çıkmak için 7 ay boyunca askeri bir kampta bekletildik. 2 yıl boyunca sınırlı koşullarda bir cevap bekledik. Bu aynı zamanda süre uzaması nedeniyle bir insan hakkı ihlalidir. Buradaki mahkemenin ‘Türkiye’de demokrasi olduğunu söyleyerek birçok kişiye iltica hakkı tanımıyor. Mahkemenin gidip Türkiye’de 3 ya da 5 yıl cezanızı çekersiniz, birşey olmaz” deyip iltica hakkı tanımaması da bir insan hakkı ihlalidir ve bu yaklaşımlar da İsviçre demokr

Göçmenler kaderine terk ediliyor

İsviçre devletinin göçmenler konusunda bir politika geliştirmediğini, entegrasyon konusunda sorunlu bir politika izlediğini ve bunun sonucu göçmenler arasında intihar oranının oldukça yüksek olduğunun altını çiziyor.

Tekin yaşanan sorunları ‘Uzun bekletme süreleri, ağır kamp koşulları, çalışma izni verilmemesi, kısıtlı ekonomik koşullar ve bu bekletmenin sonucunda da ilticanın kabul edilmemesi tüm bunlar göçmenler üzerinde önemli tahribatlar yaratıyor’ diyerek tanımlıyor.

Türkiye’nin antidemokratik bir devlet olduğu ve hukukun talimatlara göre işlediği herkesin bildiğini buna rağmen bir çaba gösterilmediğinin altını çizen Tekin ‘Kürtlerin yaşadığı sahipsizlik duygusu önemli ve travmatik bir durumdur, ama ne yazık ki İsviçre gibi bir ülke bunları ciddiye almıyor ve araştırmıyor. Göç tek bir olguya indirgenmemeli, bir Kürdün göçü ile bir Ukraynalının göç durumu ve karşılaştıkları tablo aynı değildir. Sosyolojik çalışmalara ihtiyaç var. Bu konu İsviçre’de önemli bir eksikliktir’ diyor.asisine olan güveni sarsmaktadır” diyor.

Sebatullah Tekin Kimdir

Sebatullah Tekin 1981 yılında Mardin’nin Nusaybin ilçesine bağlı Marine köyünde 5’i kadın 4 erkek çocuklu bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya gelir. Köyleri devlet tarafında zorla boşaltılınca Nusaybin’e yerleşirler. İlk ve ortaokulu burada okur. 2000 yılında Tekin ailesi İstanbul’a göçmek zorunda kalır. Liseyi İstanbul Küçükçekmece’de yamamlar. 2002 yılında Fırat Üniversitesi Sosyoloji bölümünü kazanır. Yüksek lisansını Dumlupınar, doktorasını Adnan Menderes Üniversitesinde tamamlar. Gazete ve dergilere yazılar yazar. İstanbul’da Kürt Olmak adlı kitabın yazarı olan Tekin 2023 yılından beri yurtdışında mülteci olarak yaşamını sürdürüyor.

İlginizi Çekebilir

Netanyahu: Sonuç İran’da rejim değişikliği olacak
Netanyahu: İran İstihbarat Şefi ve yardımcısı Tahran’da öldürüldü

Öne Çıkanlar