AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Ömer Çelik, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın, Rojava Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed’in İstanbul’da düzenleyecekleri konferansa katılabilmesi için kolaylık gösterilmesi yönünde yaptığı çağrıya olumsuz cevap verdi.
Çelik, “Buradaki terör faaliyetinden vazgeçilmesi çerçevesinde ele alınacak işler bunlar. Vazgeçsinler, buyursun gelsinler. Bahsettiğiniz kişi, silah bırakmamaktan bahseden; silah bırakmamanın niçin gerektiğini ‘silah bırakamayız, çünkü uluslararası mükellefiyetlerimiz var’ çerçevesinde izah eden birisi. Kullandığı unvan da Suriye’nin toprak bütünlüğüne aykırı bir yaklaşımı ifade ediyor” dedi
Çelik, Habertürk canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı ve açıklamalarda bulundu.
Çözüm sürecinin hangi aşamada olduğunun sorulması üzerine Çelik, iktidarlarından önce de birçok yasal düzenleme yapıldığını anımsattı.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 12 Ağustos 2005’de, Başbakan olduğu dönemde, Diyarbakır’daki bir konuşmasında, “Kürt sorunu benim sorunumdur” ifadesini kullandığını hatırlatan Çelik, bunun Türkiye’nin belli bir bölgesinin meselesi olmadığını belirtti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bu meseleyi çözmekle ilgili ortaya koyduğu tarihi çağrının, “Cumhuriyet tarihinin en önemli çıkışlarından bir tanesi” olduğunu vurgulayan Çelik, Türkiye’nin üçüncü bir göz olmadan milli gözüyle, milli kurumlarıyla meseleyi halletmekle ilgili yeni bir süreç başlattığını dile getirdi.
“Talimat verilmesi ile devlet politikasına dönüştü”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın devlet kurumlarına talimat vermesiyle de bunun bir devlet politikasına dönüştüğünü belirten Çelik, komisyonun kurulmasından bir takım ziyaretler yapılmasına kadar bütün bunların hukuk sistemi içindeki imkanlarla olduğuna işaret etti.
Ömer Çelik, şöyle konuştu:
“Odak noktamızı kaybetmeyelim cümlesini çok sık kuruyorum. Çünkü bir sürü bir şey birbirine karışıyor. Odak noktası nedir? Komisyon açısından, bu süreç açısından PKK terör örgütünün bütün unsur uzantı ve şubeleriyle fesih ve silahların bırakılması. Bunun için de yapılması gereken işte devlet katında yapılanlar var, istihbarat örgütünün yaptıkları, Silahlı Kuvvetlerinin, İçişleri Bakanlığının yaptıkları var, devletin diğer kurumlarının hazırlıkları var. Bir yandan da milli irade bütün gücüyle bu işin sahibi olsun diye Yüce Meclis’te bir komisyon kuruldu silah bırakma ve fesih sürecine yasal zemin ve dayanak oluşturmak üzere. Şimdiki komisyon yarın bir gün silahlar bırakıldıktan sonra adım atılmak üzere bir hukuki çerçeve çıkarılmaya çalışıldığında ona dönük olarak bu çalışmalar yol gösterici olacak. Pusula örneği teşkil edecek.”
Fesih ve silah bırakma denildiğinde mekanizmanın açık olduğuna işaret eden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Silah bırakma süreci tamamlanır, bütün unsur ve uzantılarıyla birlikte ve PKK’nın kendisini feshettiği, silahlarını bıraktığı, yani daha doğrusu varlığını sona erdirdiği retorik olarak değil, söylem olarak değil, eylem olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin teyit mekanizması tarafından teyit edilmesi gerekir. Kimdir bu teyit mekanizması? Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı. Devletin milli gözü, teyit mekanizması bu konuda.
Onlar görürse ‘Evet örgüt silahlarını bırakmıştır. Varlığını eylemsel olarak fiilen, sadece retorik ve söylem olarak değil, sona erdirilmiştir’ denilirse daha sonra devletin başı olarak bu durum Sayın Cumhurbaşkanımıza arz edilir. Cumhurbaşkanımızın takdir edeceği mekanizma artık bu MGK kararıyla mı olur yoksa Cumhurbaşkanlığı kararıyla mı olur? O zaman zaten varlığı sona erdiği için terör örgütü olmaktan çıkar. Terör örgütü olmaktan çıktığı için de işte kanuni düzenlemelerde o zaman örgüt mensupluğu diye bir şey kalmıyor yani direkt suça bulaşmamışlar açısından bütün bunlar kademeli olarak ele alınır.”
“Feshetmeden anladığımız isim değişikliği değil”
Çelik, “Feshetmeden anladığımız isim değişikliği değil. Yani tabela değişikliği değil. Gerçekten terör eylemi ile ilgili, terörist faaliyetle ilgili faaliyetin sona ermesi, yani varlığın sonlandırılması.” değerlendirmesinde bulundu.
Dört ana alanda silahlı yapının olduğunu, ”İran’da PJAK, Türkiye’nin içinde PKK, Irak’ta PKK, Suriye’de SDG bulunduğunu” ifade eden Çelik, bir de bunun çatısı olan ”hem ideolojik hem finansal faaliyeti yürüten KCK olduğunu” aktardı.
Çelik, “Dolayısıyla burada kastettiğimiz şey bizim bütün bu unsurların, bütün şube uzantıları sona ersin derken yani şöyle bir şey yok, silahlı grup silahı bıraktı ama Avrupa’daki finansal faaliyetler devam ediyor. Bu ne demek? ‘Ben ilk fırsatta tekrar terör faaliyetine başlayacağım’ demektir. Bunların hepsi tek bir çerçeve olarak ele alınmalı. Buradaki büyük resimde mevzu şudur. Türkiye bu gündemi geride bırakmak istiyor. Bu gündemin bölgede de geride bırakılması lazım” diye konuştu.
Çelik, şöyle devam etti:
“Suriye’deki yöntem ayrı”
“Son yaptıkları açıklamalarda diyorlar ki ‘Biz Türkiye için bir tehdit teşkil etmiyoruz. Biz herhangi bir şekilde Türkiye’ye zarar verecek bir konumda gözükmek istemiyoruz’. Retorik olarak bunu herkes söyleyebilir. Söylem olarak herkes söyleyebilir. Biz de diyoruz ki ‘Irak’taki yöntemle, terör örgütünün feshi ve silahların bırakılması yöntemiyle Suriye’deki yöntem ayrı. Her birinin kendi karakteri var. Kendi özgür koşulları var. İşte bunun altına imza attıkları metin bu ve ikinci maddesinde doğrudan Suriye Kürtlerinin haklarının garanti altına alınacağını söylüyor.
Bu anlaşmanın uygulanmasını istiyoruz biz. Bu anlaşmanın uygulanması bizim açımızdan SDG’nin Türkiye açısından terör örgütü olmaktan ve Türkiye’yi tehdit eden bir yapı olmaktan çıkmasının ispatıdır. Anlaşmanın altına imza da atmışsınız. Bunu uyguladığınız andan itibaren bu anlaşmanın maddelerini hatta ilk aşamada havaalanları, gümrük kapıları, petrol bölgelerinin merkezi yönetime devri şeklinde bir adımın atılması bile aslında birçok şeyi değiştirecek. Stratejik bir oyun değiştirici, olumlu anlamda stratejik bir oyun değiştirici olacaktı. Bu çerçevede bir tablo çıkacaktı.”
“Vazgeçsinler, buyursun gelsinler”
Çelik, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın dünkü grup toplantısında Rojava Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed’in Türkiye’de düzenleyecekleri konferansa katılabilmesi için kolaylık gösterilmesi yönünde yaptığı çağrısı hakkında da konuştu.
Çelik, “Yani söylediğim gibi bu mesele, buradaki terör faaliyetinden vazgeçilmesi çerçevesinde ele alınacak işler bunlar. Vazgeçsinler, buyursun gelsinler. Bahsettiğiniz kişi, silah bırakmamaktan bahseden; silah bırakmamanın niçin gerektiğini ‘silah bırakamayız, çünkü uluslararası mükellefiyetlerimiz var’ çerçevesinde izah eden birisi. Kullandığı unvan da Suriye’nin toprak bütünlüğüne aykırı bir yaklaşımı ifade ediyor” ifadelerini kullandı.
/rd/








