Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM), Fransa’nın Strasbourg kentinde gerçekleştirdiği genel kurul oturumunda Rojava’ya yönelik saldırılar ile İran ve Suriye’deki insan hakları ihlallerini ele aldı. “Ortadoğu genelinde siyasi kriz: insan haklarını ve tüm azınlık gruplarının haklarını koruma ihtiyacı” başlıklı 2642 (2026) sayılı karar tasarısı, yapılan konuşmaların ardından oy çokluğuyla kabul edildi.
Karar tasarısının görüşüldüğü oturumda söz alan AKPM İsveç delegasyonu üyesi Azadeh Rojvan, İran’da yaşanan son gelişmelere ilişkin son derece sert ve çarpıcı açıklamalarda bulundu.
“İran’da iki günde 30 bin kişi katledildi”
Rojvan, 8–9 Ocak tarihlerinde İran genelinde gerçekleşen protestolara yönelik saldırılarda en az 30 bin kişinin öldürüldüğünü belirterek, bunun sıradan bir güvenlik müdahalesi değil, rejim tarafından planlanmış ve devlet eliyle yürütülmüş sistematik bir katliam olduğunu söyledi.
“Bu yaşananlar bir kaos ya da tesadüf değildir. Bu, doğrudan devlet tarafından planlanmış ve uygulanmış bir katliamdır. Barışçıl protestocular yargısız infazlarla, ağır silahlarla ve insanlığa karşı suç kapsamına giren yöntemlerle katledildi. İran rejimi kendi halkına karşı savaş yürütmektedir.”
“Kürt bölgelerinde baskı çok daha ağır”
Rojvan, özellikle Kürt kentlerinde uygulanan şiddetin boyutlarına dikkat çekerek, Mahabad, Senendec, Sakkız, Bokan ve Kirmanşah başta olmak üzere birçok kentte sivillerin doğrudan hedef alındığını, çocukların ve kadınların dahi güvenlik güçlerinin saldırılarına maruz kaldığını ifade etti.
“Kürtler, yalnızca özgürlük ve eşitlik talep ettikleri için kolektif cezalandırmaya tabi tutuluyor. Kürt bölgelerinde yaşananlar açık bir etnik ayrımcılık ve insanlığa karşı suçtur.”
“İnternet kesintisi suçun üzerini örtme çabasıdır”
İran rejiminin interneti kasıtlı biçimde kapattığını belirten Rojvan, bunun amacının tanıkları susturmak, delilleri yok etmek ve failleri korumak olduğunu vurguladı. Rojvan, İran halkı için derhal, tam ve sınırsız internet erişimi sağlanması çağrısında bulundu.
“IRGC’nin terör listesine alınması an meselesi”
Rojvan, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (IRGC) terör örgütü ilan edilmesinin çok yakın olduğunu belirterek, “Fransa, İtalya ve İspanya’nın desteğiyle bu karar Avrupa Konseyi gündemindedir ve her an alınabilir. Bu, İran rejimi için büyük bir siyasi yenilgi olacaktır” dedi.
IRGC’nin yalnızca İran’da değil, Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen’de yürütülen çatışmalarda da merkezi rol oynadığını, paramiliter yapılar üzerinden bölgesel istikrarsızlığı derinleştirdiğini vurguladı.
Rojava vurgusu: “Kürtler bir kez daha hedefte”
Konuşmasının bir bölümünü Rojava’ya yönelik saldırılara ayıran Rojvan, Türkiye destekli silahlı grupların sivilleri hedef aldığını, bunun etnik temizlik boyutuna varan sonuçlar doğurduğunu ifade etti.
“Rojava halkı, IŞİD’e karşı mücadelenin en ağır bedelini ödemiştir. Bugün Kürtleri yalnız bırakmak, insanlığın ortak vicdanına ihanettir.”
AKPM’den güçlü mesaj
Oturum sonunda kabul edilen 2642 (2026) sayılı karar tasarısı, İran ve Suriye’deki ağır insan hakları ihlallerini kınarken, Rojava’ya yönelik saldırıların derhal durdurulması, sivillerin ve azınlıkların korunması, uluslararası soruşturma mekanizmalarının devreye sokulması ve IRGC’ye yönelik yaptırımların hızlandırılması çağrısında bulundu.
AKPM, Avrupa Konseyi üyesi ülkelere daha etkin diplomatik, siyasi ve hukuki adımlar atmaları yönünde çağrı yaptı.
Konuşmacılar, Kuzey ve Doğu Suriye’deki özerk yönetimin IŞİD’e karşı verilen mücadelede oynadığı kritik role dikkat çekerek, uluslararası toplumun Rojava’yı yalnız bırakmaması gerektiğini vurguladı.
Karar tasarısında neler var?
Oy çokluğuyla kabul edilen 2642 (2026) sayılı karar tasarısında, şu başlıklar öne çıktı:
– İran ve Suriye’deki ağır insan hakları ihlallerinin kınanması,
– Rojava’ya yönelik saldırıların derhal durdurulması çağrısı,
– Sivillerin, kadınların, çocukların ve etnik-dini azınlıkların korunması,
– İran’da bağımsız uluslararası soruşturma mekanizmasının kurulması,
– IRGC’nin terör örgütü ilan edilmesi yönündeki sürecin hızlandırılması.
AKPM, karar tasarısıyla birlikte Avrupa Konseyi üyesi ülkelere, insan hakları ihlallerine karşı daha etkin diplomatik, siyasi ve hukuki adımlar atmaları çağrısında bulundu.











