Ali Engin Yurtsever:  Koma Amed: Bir Hafıza mı, Bir Müzik Konseri mi?

Yazarlar

            Uzun yıllar sonra Amed’de konser veren Koma Amed gündemden uzun süre düşmedi. Kimileri gençliklerinin isyan sesi, kimileri benzerlerinin arasında öne çıkan bir müzik grubu, kimileri de-ki bunlar çoğunlukla yeni kuşaklar- geçmişte şarkılarıyla mücadelenin ruhunu gösteren bir grubu dinlediler. Hiç kuşkusuz Koma Amed bu gerekçelerin hepsini içinde barındırıyordu. Ancak on binlerin katılımı ve coşkusunun günler öncesinden başlayarak medyada yer almasını değerlendirmek istersek varacağımız sonuçlar içinde öne çıkan şu olacaktır. Halk defteri henüz kapatmadı. Henüz baharın yumuşak ve ılık rüzgarının esintisinin zamanının gelmediğini, varoluşun tanınıp tamamlanmadığını, gidilecek daha uzun bir yol ve yaşanacak bir zemheri olduğunun farkında olduğu için, yürünecek bu yolda kendisine eşlik edecek olan sesin kavgayı anlatan ses olmasını istiyor. Çünkü o sesin toplumsal mücadeleyle birleşmiş bir ses olmasının kendisine çok şey katacağını biliyor. Gündemde bazen yer alan ve düzenin sınırlarını zorlamayan bireylerin, tarihi olmayan sözlerle beslediği müziklerle yer alan okuyucu-yorumcuların gündelik heveslere hizmet ettiğini ama yarın olmayacağını biliyor. Koma Amed’in, sayısı fazla olmayan direnişi seslendirenlerle aynı safta yer almasının önemi burdan geliyor. 

      Müzik toplumsal gelişmelerden beslenerek sözsel içeriklerle gelişir ve o toplumsallıkla paralel yürür. Bir sanatçı veya bir grup eğer toplumsallığa paralel olarak kendini var edemiyorsa bugüne dair bir sözü olabilir ama yarına dair yoktur. Belki günü kurtarmak adına “Zana û Andok” diyebilirsiniz, veya sesinizin derinliğine güvenerek elde ettiğiniz alkışların yürüdüğünüz yolları aydınlatacağını ve halkın sürekli olarak sizi sol yanında taşıyacağını düşünebilirsiniz ama hayat akıyor ve yenileniyor. Bir varoluş mücadelesinin içinde yer alacaksanız bir bisiklete bindiğinizi ve sürekli pedal çevirmek zorunda kalacağınızı hiç unutmamanız gerektiğini akılda tutmalısınız. Milyonların sizi alkışlamasını “milyonlara” çevirip kasanıza koyarsanız, o milyonlar sizi adım adım kalplerinin dışına koyar ve kendi sesinizin kendi dinleyicisi olursunuz.

     Koma Amed kendi içinde uzun süre grupsal faaliyet yürütmese, bir araya gelip üretimde bulunmasa bile hep korudukları bir şeyin sayesinde milyonların kalbinde yer almasını bildiler. Korudukları şey: halkın ve kavganın uzağına düşmemek, geçmişini reddetmemekti. Insan sesi bu, zamanla gücünü yitirebilir ama halk kendi içinde olanı, halen kendisiyle beraber olanı bu haliyle de alır bağrına basar. Çünkü biliyoruz ki o halk, o mücadele bir dış güzelliğin, bir sesin büyüsünün, veya bir ezginin ölümsüzlüğünün peşinde değildir. O halk, gerçekliğin en doğal halinin ısrarlı takipçisi ve sahiplenicisidir. Örneğin Agirê Jiyan şimdi tek kişiyle adını yaşatıyor. Ancak o halkın gözünde halen kimi zaman “Adarê”, kimi zaman “Hêlîn”dir. 

    Özgürlük mücadelesinin en zorlu, en keskin olduğu dönemlerde onlarca birey veya grup hayatımızda bir şekilde yer aldı. Hepsinden biraz aldık, hepsi biraz bir parçamız oldu. Müzikal kaliteleri halk için önemli değildi, bu akademik bir çalışmanın değerlendirmesini ilgilendiriyordu. Halk sözün ve o söze eşlik eden müziğin kendisine ne kattığını biliyordu. Hozan Farqin yeni bir çalışmasını süslü salonlarda veya ekonomik destek verilmiş medyada değil, Amed’de halkın önüne sunuyordu. Bu bir değerdi, bu bir emeğe verilen değerdi. Günümüzde Koma Berxwedan’dan başlayıp onlarca grup, bireysel üreticiler ve Rotinda, Dîyar, Ali İnanır, Mikail Aslan, Mustafa Demir ve daha bir çok emekçinin yarattığı değerleri hafızamıza yazıyoruz. Zorlu yıllarda mücadeleyi destekleyen elbette sadece müzik değildi, sanatın bütün kollarını da yazmak gerekir; ileride başka bir yazıda. 

       Sözlere baktığımızda 1980 ve 1990’lı yıllar mücadelenin zorluklarını göğüsleyen, zaferin uzakta olsa bile yürünmesi gereken bir yolu işaret eden bir anlayışa sahip olduğunu görüyoruz. Bu, o günün gerçekliğine denk düşüyordu. Şimdilerde yer alan şarkılar da bugünün gerçekliğine denk düşüyor. Ancak farklılık şu: Halk henüz her şeyin bitmediğinin farkında, henüz kavga sürüyor ve sonuçlanmadı. Verdiği bedeli karşılayacak sözler, müzikler ve yazılar olsun istiyor. Bu “kanlı bir zafere” olan düşkünlük değil, bu, verdiği bedelin karşılığını düşünmekle başlayan bir gerçekliktir. Bu nedenle günümüzdeki şarkılar ne kadar emek verilirse verilsin, saman alevi gibi karşılık olarak fazla bir cevap olamıyor. Elbette savaşın tam içinde yer alan birey ve grupların üretimlerini ayrı tutmak gerektiği bilinen bir gerçektir. “Keç û xortên şoreşvan” veya “Neviyên Enwer Paşa tewişîn siwar hatin peya çûn” unutulabilir mi, “Awazen Çîya” gözden Irak olabilir mi?

     Bütün bunlar bir gerçeği gösteriyor. Halklar, kendi mücadelesinin içinde yer alan, kendisiyle beraber yürüyen ne varsa bir değer veriyor, sahipleniyor. Koma Amed gibi uzun yıllar sonra olsa bile vefasını esirgemiyor. Çünkü şarkılar ve şiirler insanlara evlerde çağrıda bulunmak yerine sokaklara çıkmalı ve oradan seslenmelidir. İnsanlar kavgaya girmeden onlardan önce kavgaya girmeli ve düşmana saldırmalıdır. 

     Gündemde yer alan okuyucu-yorumcular bir konser sonrası yoklar. Konserlerde de sadece Kürtçe söyleyip geçiyorlar. Bu en doğal haklarıdır, kimse engelleyemez veya söylemelerini kısıtlayamaz. Ama bu söylenenler ne kadar toplumsal sorunlara eğiliyor, ne kadarı sorun ve çözüm yolunda bir şeyler söylüyor? İşte temel sorun burada başlıyor.

    O gün Amed’de konser veren Koma Amed’e eşlik eden; göğüs göğüse süren bir savaşın geçmişteki zorluğuna rağmen, bir halkın ölüme bile şarkılarla gidişinin destanı, hatırlatması, bir şarkı dinledi diye işkence görenlerin, kasetleri dinleyip sonra da yakalanmasın diye yere gömenlerin hafızasıydı.

        O gün orada hep birlikte söylenen; “sonu gelmemiş bir roman, bir şiir, bir türkü, gün ışığına çıkan bir çiçek, yaşama duruş ve doğanın rengarenkliğe açılışıydı.” O ruhu dile getirenlerden Koma Amed, yıllar sonra da olsa bir hafızayı yeniden hatırlattı. 

 

İlginizi Çekebilir

Almanya: Köln’de 6. Dayanışma Festivali başladı
Irak’ta güvenlik güçleri parlamento seçimi için oy kullanmaya başladı

Öne Çıkanlar