Otomotiv endüstrisinin küresel çapta derin bir krizin içinde olduğunu söyleyen EY uzmanı Constantin Gall, “Ancak şu anda en ağır darbeyi alanlar Alman otomotiv şirketleri” diyor. Gall, bunun nedenini şu sözlerle açıklıyor:
“Lüks segmentteki genel zayıflık, ayrıca ABD’nin gümrük politikaları, olumsuz kur etkileri, henüz kendini amorti etmeyen elektrikli araçlara yapılan yüksek yatırımlar ve yüksek yeniden yapılandırma harcamaları: Tüm bunlar, özellikle Alman otomobil üreticileri için ‘feci bir fırtınaya’ yol açıyor.”
Otomotiv sektöründe genel tablo nasıl?
Alman otomobil devlerinin kârındaki düşüş yüzde 76 olurken dünya genelindeki en büyük 19 otomobil grubunun toplam kârı ise yüzde 37 oranında azalma kaydetti. Özellikle Porsche ve ana şirketi Volkswagen’in performansı son dönemde kötüleşirken, Mercedes de Çin’deki satışlardaki sert düşüşten ve personel azaltımından kaynaklı ek maliyetlerden olumsuz etkilendi.
Merkezi Münih‘te bulunan BMW ise yüzde 7 kârlılıkla, dünyanın en kârlı otomobil grupları sıralamasında Japon üretici Suzuki’nin ardından ikinci sırada yer aldı.
Üç Alman otomobil üreticisi, üçüncü çeyrekte elde ettikleri yaklaşık 145 milyar euroluk gelirle hâlâ diğer ülkelerdeki en önemli rakiplerinden hâlâ daha büyük konumdalar. Ancak aradaki fark giderek azalıyor.
Alman üreticilerin sektördeki öneminin ne kadar azaldığı, on yıllık karşılaştırmada daha da çarpıcı şekilde görülüyor.
2016 yılının üçüncü çeyreği ile karşılaştırıldığında, Alman üreticiler gelirlerini yüzde 27 oranında artırdı. Ancak aynı dönemde, ABD ve Japon otomobil üreticilerinin cirosunda yaklaşık üçte iki oranında artış kaydedildi. En büyük üç Çinli üretici BYD, Geely ve Great Wall Motor ise gelirlerini beş kattan fazla artırarak başarıya imza attı.
EY uzmanı Gall, “Bazı Çinli gruplar artık çok ciddiye alınması gereken küresel oyuncular olarak haline geldi” şeklinde konuşuyor. Bu durumun Batılı grupları büyük baskı altına soktuğuna dikkati çeken Gall, Alman otomobil üreticilerinin geç de olsa durumu fark ettiğini ve çalışmalarına ivme verirken, ürün geliştirme maliyetlerini de kontrol altına almaya çalıştığını belirtiyor.
Otomobil üreticilerinin maliyet düşürme önlemlerinin hızla meyvesini vermesi umut edilirken, özellikle Almanya’daki personel azaltımı, tek seferlik yüksek maliyetler getirse de orta vadede rekabet gücünü artırması bekleniyor.
Hesaplamalara göre çoğu üreticinin kâr marjı bir önceki yıla göre daha düşük oldu. Analiz edilen 19 şirketin ortalama kâr marjı yüzde 3,9 ile on yılın en düşük seviyesine gerilerken, EY, “2023’ten bu yana, önde gelen otomobil gruplarının marjı yarıdan fazla azaldı” değerlendirmesini paylaştı.
İçten yanmalı motorlu araçlara veda etkili olacak mı?
Gall’a göre, içten yanmalı motor teknolojisine daha uzun süre bağlı kalmak başlangıçta maliyetli olsa da yapılan yatırımın karşılığı alınabilir. Gall, “Nitekim elektro mobiliteye hızlı geçiş umutlarının neredeyse hiçbiri karşılanmadı. Batı pazarlarında satış rakamları hafif artış kaydetse de otomobil müşterilerinin büyük çoğunluğu, hâlâ çoğunlukla hibrit teknolojiyle içten yanmalı motoru tercih ediyor” değerlendirmesini yapıyor.
Sektördeki sancılı dönüşüm istihdam kaybı yarattı
Alman otomotiv endüstrisinde, Bosch, ZF Friedrichshafen’in yanı sıra Mercedes-Benz ve Volkswagen gibi sektör devleri de dâhil olmak üzere birçok şirket, uzun zaman dilimine yayılan işten çıkarmalar yapacaklarını duyurdu.
Federal İstatistik Dairesi’nin verilerine göre de otomobil tedarikçileri işten çıkarmalardan otomobil üreticilerine göre daha fazla olumsuz etkilendi.
Bochum’daki özel Otomotiv Araştırma Merkezi (CAR) Direktörü Ferdinand Dudenhöffer’in tahminine göre, Alman otomobil üretimi önümüzdeki yıl da küçülmeyi sürdürecek. Sektörün önde gelen uzmanı, Trump’ın gümrük vergilerine tepki olarak şirketlerin üretiminin bir kısmını ABD’ye kaydırmasını bekliyor.
Alman otomobil fabrikalarındaki çalışan sayısı halen yaklaşık 720 bin kişiyken, Dudenhöffer’e göre bu 700 binin oldukça altına düşebilir. Dudenhöffer, 2027 için daha kötümser öngörüde bulunarak çalışan sayısının 650 binin altında kalabileceğini belirtiyor.
Dudenhöffer’e göre, Alman otomobil üreticilerinin geleceği Çin pazarıyla yakından bağlantılı. Üreticilerin, Volkswagen Grubu örneğini takiben, “Çin için Çin’de” elektrikli otomobiller geliştirmesi ve üretmesi gerektiğini savunuyor. Bu bağlamda, CAR Direktörü, aslında 2035 için planlanan içten yanmalı motor yasağının gevşetilmesini de eleştiriyor. Ona göre küresel gelişmelerden kopmak mümkün değil ve zorlu Çin pazarındaki rekabetle yüzleşmek de kaçınılmaz. Dudenhöfer, “Çin pazarında olmayan, otomobil işinde değildir” yorumunu yapıyor.
EY’nin incelediği 19 şirket arasında Çin’den BYD, Geely ve Great Wall Motor, ABD’de Ford, General Motors und Tesla, Japonya’dan aralarında Toyota’nın da bulunduğu altı şirket ile Avrupa’dan ayrıca Alman üreticilere ilaveten Stellantis ve Renault da yer aldı.
/Kaynak: Deutsche Welle/










