Almanya’nın Leverkusen kentinde Dayanışma’nın Sesi Derneği (Stimmen der Solidarität) ve VHS Leverkusen tarafından organize edilen “İnsan Hakları Film Günleri” sona erdi.
Dört gün süren etkinlikte İran, Afganistan, Irak, Suriye ve Rojava ile Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlalleri filmler ve söyleşiler aracılığıyla ele alındı. Gösterimlerin ardından gerçekleştirilen tartışma bölümlerinde katılımcılar, İran’daki siyasi gelişmeler, kadın hakları mücadelesi ve bölgedeki toplumsal durum üzerine görüş alışverişinde bulundu.
İRAN’DA UMUT VE SAVAŞ
11 Mart tarihinde İran gündemli film gösterimleri ve söyleşiler ile başlayan programda, özellikle İran’daki güncel gelişmeler ve insan hakları ihlalleri üzerine değerlendirmeler yapıldı. Film günlerinin açılışı Farahnaz Sharifi’nin yönettiği “Çalınan Gezegenim” (My Stolen Planet) filmiyle yapıldı. Gösterimin ardından HawarHelp üyesi ve insan hakları aktivisti Mariam Claren ile yazar Said Boluri İran’daki gelişmeleri değerlendirdi. Konuşmacılar, İran halkının bir yandan 47 yıllık İslami rejimin sona ermesini umut ettiğini, diğer yandan ise savaş koşullarından dolayı büyük bir kaygı yaşadığını dile getirdi. Söyleşinin ardından program, Jafar Panahi’nin Cannes’da Altın Palmiye kazanan filmi “Basit Bir Kaza” ile devam etti.
AFGANİSTAN VE ROJAVA’DA KADINLARIN DURUMU TARTIŞILDI
Etkinliğin ikinci gününde Afganistan’daki gelişmeler ele alındı. Bu kapsamda “Kabul in the Wind” filmi gösterildi. Film gösteriminin ardından Bremen’den insan hakları aktivisti Sadaf Zahedi ve Hannover’den Trina Mansoor’un katılımıyla bir söyleşi gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Cem Taşar’ın yaptığı tartışmada, Taliban’ın iktidarı ele geçirmesinin ardından Afganistan’daki durum ve özellikle kadınların karşı karşıya kaldığı zorluklar gündeme geldi. Programın devamında “Die Schule des Mutes” filmi izleyicilerle buluştu.

Üçüncü günün odağında ise Rojava/Suriye ve Irak vardı. Robert Krieg’in “Trotz alledem” adlı filmi gösterildi. Film gösteriminin ardından Köln ile Qamişlo şehir kardeşliği inisiyatifinden Berit Kranz söz alarak, kısa süre önce bölgeye giden bir delegasyonun içinde yer aldığını belirtti ve Rojava ile Suriye’deki güncel gelişmeler hakkında katılımcılara bilgi verdi. Kranz, özellikle bölgede yaşayan insanların ve kadınların karşı karşıya kaldığı zorluklara dikkat çekti. Günün akşam programında ise “Başkanın Pastası” filmi gösterildi.
‘YİBO’ BELGESELİ İLK DEFA ALMANYA’DA GÖSTERİLDİ
Film günlerinin son gününde ise Türkiye gündemi ele alındı. Programın başlangıcında şair İlhan Sami Çomak’ın 30 yıllık tutukluluk hikâyesini anlatan “A Hopeful Sun” adlı kısa film gösterildi. Ardından “YİBO” belgeseli ilk defa Avrupa’da izleyicilerle buluştu. Film gösteriminin ardından yönetmenler Şükran Demir ve Özgür Ünal ile yapımcı Derya Bozarslan katılımcılarla bir söyleşi gerçekleştirdi. Söyleşide, Türkiye’de özellikle 1990’lı yıllarda ve 2000’li yılların başında Kürt bölgelerinde bulunan yatılı bölge okullarında uygulanan asimilasyon politikaları ve genç kadınlara yönelik şiddet konuları ele alındı. Özgür Ünal ve Şükran Demir, “Şiddet ve Asimilasyon Aracı Olarak YİBO” adlı çalışmalarıyla özellikle kız çocuklarını hedef alan YİBO’ları araştırdıklarını belirtti. Özgür Ünal, YİBO’larda okuyan 25 öğrenciyle görüştüklerini, ancak bunun çocukluğu çalınan bir nesli anlatmak için yeterli olmadığını ifade etti. Film günleri, Fatma Aydemir’in “Ellbogen” adlı romanından uyarlanan ve Aslı Özarslan tarafından yönetilen filmin gösterimiyle sona erdi.
FİLM GÜNLERİNE GENİŞ DESTEK
Dayanışma’nın Sesi Derneği (Stimmen der Solidarität) ve VHS Leverkusen tarafından düzenlenen İnsan Hakları Film Günleri, Heinrich Böll Vakfı, Rosa Luxemburg Vakfı, Sparkasse Leverkusen, interKultur e.V., Multikulturelles Forum e.V., Friedensbildungswerk, Köln Üniversitesi Öğrenci Temsilciliği (AStA), Sî Filmkolektif, Kızım Yardım, Leverkusen İran Derneği ve Kulturforum tarafından desteklendi.













