Almanya: Rossmann’ın AfD’ye tepkisi siyasi deprem yarattı

DünyaGündem

Almanya’nın Drogeri alanındaki yaygın ve ünlü firması Rossmann’ın, ‘Aile Girişimcileri Derneği’nden (Die Familienunternehmer) aşırı sağcı AfD ile ilişkileri nedeniyle ayrılması ülke genelinde tartışma yarattı.

Tartışma büyürken derneğin bazı yerel temsilcileri diyaloğun gerekli olduğunu savunuyor, ancak birçok kurum AfD ile mesafe korunması gerektiğini vurguluyor.

Rossmann Üyeliğini Sonlandırdı

Rossmann, “Aile Girişimcileri” Derneği’nden ayrıldığını doğruladı. Karara, derneğin AfD ile temas yasağını kaldırması ve Berlin’de düzenlenen bir toplantıya ilk kez bir AfD milletvekilinin katılması üzerine gidildi. Dernek, tüm siyasi partilerle içerik odaklı iletişimin önemli olduğunu savunurken, Rossmann bu yaklaşımı desteklemediğini açıkladı.

Derneğe Tepkiler Arttı

Yeni tutum, hem siyasetten hem de iş dünyasından yoğun eleştiri aldı. Deutsche Bank, AfD’ye yönelik açıklık nedeniyle derneğe bundan sonra mekân sağlamayacağını duyurdu. Dernek Başkanı Marie-Christine Ostermann ise değişikliği savunarak, yalnızca tepki göstermenin etkisiz kaldığını belirtti.

Niedersachsen Şubesinden Farklı Görüş

Derneğin Aşağı Saksonya şubesi ise diyaloğu savunuyor. Eyalet başkanı André Schulte-Südhof, AfD’nin ekonomi karşıtı politikalarının seçim yapanlara anlatılabilmesi için görüşmenin gerekli olduğunu ifade etti. Buna rağmen AfD’nin toplum anlayışına ve siyasi çizgisine karşı net bir mesafe bulunduğunu vurguladı.

Diğer İşveren Kuruluşları Mesafeli

Niedersachsen İşveren Birlikleri ise AfD’nin eyalette anayasal düzene karşı faaliyet şüphesiyle izlendiğini hatırlatarak dernekle aynı görüşte olmadıklarını açıkladı. Kuruluş, AfD temsilcilerinin etkinliklere davet edilmediğini ve bu tutumun devam edeceğini belirtti.

Kırılma noktası: Derneğin AfD’ye yönelik tutumu

Tartışma, derneğin aşırı sağcı AfD ile ilişkileri “normalleştirecek” bir yaklaşım benimsemesiyle gündeme geldi. Dernek, kamuoyunda tartışma yaratan bu tutumunu, “tüm demokratik partilerle diyaloğun toplumsal sorumluluk gereği olduğunu” savunarak açıkladı.

Ancak birçok şirket için bu yaklaşım kırmızı çizgiydi; Rossmann da bu çizgiyi çeken ilk firmalardan biri oldu.

Şirket, kararını açık bir ifadeyle duyurdu:

“Bu tutumu desteklemiyoruz. Üyeliğimizi sonlandırıyoruz.”

Bu açıklama, yalnızca bir üyelik meselesi olarak kalmadı; Almanya’da “şirketlerin siyasi atmosfer karşısındaki etik sorumlulukları” yeniden tartışma konusu oldu.

Müşterilerin tepkisi: Sessiz çoğunluk ses verdi

Rossmann’ın ayrılık kararı kamuoyunda geniş bir tartışma başlattı.

Bazı tüketiciler firmayı “demokratik değerlere sahip çıkmakla” övdü, sosyal medyada alışveriş fişlerini paylaşarak destek verdi.

Buna karşın AfD’ye yakın çevreler, zincire boykot çağrısı yaptı.

Bu tartışmalar sırasında dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Birçok DM müşterisi, Rossmann’a yöneldiğini duyurdu.

Özellikle sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlarda, “şirketlerin değerleri benim için artık fiyat kadar önemli” mesajı öne çıktı.

Sokaklara da yansıyan protestolar

Tartışma yalnızca ekranlarda kalmadı. Almanya’nın birçok kentinde AfD karşıtı protestolar sürerken, Rossmann’ın tavrı gösterilerde de olumlu bir örnek olarak anıldı. Bazı göstericiler, şirketin kararını “demokrasiye sahip çıkma” örneği olarak niteledi.

Öte yandan, AfD’ye yakın gruplar Rossmann ve benzeri firmaları “siyasi taraf olmakla” suçlayıp alışveriş boykotlarına çağırdı. Böylece konu, ülkenin dört bir yanında toplumsal ve kültürel bir tartışma başlığına dönüştü.

İş dünyasında domino etkisi

Rossmann’ın dernekten ayrılması, iş dünyasında bir zincirleme etki yarattı. Vorwerk gibi bazı firmalar, benzer gerekçelerle üyeliklerini gözden geçirdiklerini açıkladı. Bazı bankalar ve finans kuruluşları, derneğin etkinliklerine verdikleri desteği yeniden değerlendirdiklerini bildirdi.

Bu durum, şu soruyu yüksek sesle gündeme taşıdı: “Şirketler yalnızca kâr amacıyla mı hareket eder, yoksa demokratik değerlere karşı da sorumluluk taşır mı?”

Almanya’da aşırı sağın yükselişi konusundaki toplumsal kaygılar giderek artarken, Rossmann’ın kararı bu kaygıların gündelik yaşama nasıl yansıdığını da gösterdi.

Şirketin ayrılığı; demokrasi, ifade özgürlüğü, iş dünyasının sorumlulukları ve tüketici davranışlarının politik yönü üzerine yeni bir tartışma başlattı.

Ve bu tartışma, tüketicilerin önemli bir gerçeğini ortaya koydu: Almanya’da artık alışveriş tercihleri de bir değerler beyanı niteliği taşıyor.

/fd-mf/

İlginizi Çekebilir

İHDP: Hasta tutsaklar Delal Tekdemir ve Salih Gün tahliye edilsin
Hizbullah, Papa’ya mektup gönderdi: İsrail’in saldırıları Lübnan’ın güvenliğini hedef alıyor

Öne Çıkanlar