🔴 Alman hükümetinin Sol Parti’nin önergesine verdiği cevaba göre, 2025’in ilk yarısında yapılan sığınma başvurularında kabul oranı rekor derecede azaldı. T.C.vatandaşlarının başvurularına kabuller yüzde 7,8’e düştü…
Bünger: Veriler güvenli ülke teorisini çürütüyor
Sol Partili federal meclis milletvekiline göre, hükümetin açıkladığı bu sayılar Alman hükümetinin “güvenli kaynak ülkeler” konseptine yönelik eleştirileri de güçlendiriyor. Zira Bünger’e göre, söz konusu konseptle ilişkili olarak yapılan hızlandırılmış iltica inceleme süreçleri, çoğu zaman koruma ihtiyacının fark edilmemesine yol açtı.
Almanya’da ülkeye sığınmacıların çoğunlukla geldiği ülkelerden hangilerinin güvenli devletolduğuna dair sürekli olarak güncellenen resmi bir liste bulunmuyor. Ancak Ocak 2024 itibarıyla Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF), Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Kosova, Gürcistan, eski Yugoslavya topraklarında bulunan Kuzey Makedonya, Karadağ, Sırbistan, Moldova ve Senegal “güvenli menşe ülkeler” olarak nitelenmişti.
Güvenli ülke statüsü, siyasi, toplumsal ve ekonomik gelişmeler ile gerilimler, krizler ve savaşlar nedeniyle değiştiğinden ilticalar konusunda, BAMF ve federal hükümetin, ülkelerin durumuna dair Dışişleri Bakanlığının güncel değerlendirmelerine başvurduğu biliniyor.
Hızlandırılmış iltica inceleme süreci
Federal hükümetin Sol Parti‘nin önergesine cevabında belirttiğine göre, mahkemeler 2025’in ilk yarısında yargıya taşınan yaklaşık 52 bin iltica davasını sonuca bağlayarak, geçen yıllara göre daha fazla ve daha hızlı kararlar çıkardı.
Öte yandan önergeye verilen cevapta, Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF) tarafından ilk başta sığınma başvurusu reddedilen yaklaşık 9 bin ilticacının da bu yılın ilk yarısında ya mahkeme kararı ya da itiraz üzerine yapılan inceleme sonucunda koruma statüsüne kavuştuğu belirtildi.
Bünger, Neue Osnabrücker gazetesine yaptığı açıklamada, “Siyasi iklim ile mülteciler ve göçten sorumlu kurum olan BAMF’in karar verme pratiği arasında bir bağlantı olmadığına inanmak saflık olur,” diyerek, Şubat ayı sonunda yapılan erken genel seçimler sonrası Mayıs ayında görevi devralan, muhafazakar Hristiyan Birlik’in (CDU ve CSU partileri) öncülüğünde kurulan koalisyonun sert göç politikasının, konudan sorumlu devlet dairelerine tesir ettiğine işaret etti.
Sol Partili milletvekili, Avrupa Birliği (AB) genelinde genellikle çok daha yüksek koruma oranları olduğunu ve bu nedenle etkili yasal koruma süreçlerinin daha da önemli olduğunu da belirtti.
/Deutsche Welle/










