Amedspor: Sportif Başarı ile Toplumsal Tehlikeler Arasında

Spor

🔴Amedspor, 2025-2026 Trendyol 1. Liginin ilk yarısını lider olarak tamamlamıştı. Bu başarı sadece sportif bir sonuç değil; aynı zamanda bir inancın ve toplumsal mücadelenin sonucuydu. İkinci yarının başlamasıyla birlikte, özellikle Çorumspor karşısında alınan galibiyet, tüm futbol çevrelerinin dikkatini üzerine çekti ve takdir topladı. Ancak ne yazık ki bu süreçten sonra Amedspor, bir kez daha “saha dışı” engellerle karşı karşıya kaldı.

Olumsuz süreç Erzurumspor maçında başladı. Bu maçta bir yanda Erzurumspor taraftarlarının ırkçılığı, diğer yanda hakemlerin taraflı kararları mağlubiyete zemin hazırladı. Bu durum Sivasspor maçında tehlikeli bir boyuta ulaştı; orada sadece sportif bir haksızlık değil, Amedspor kulübüne karşı ırkçı ve faşizan bir tutum sergilendi. Adana Demirspor ve Pendikspor galibiyetleri takımı üst sıralarda tutsa da, Sakaryaspor beraberliği teknik direktör Sinan Kaloğlu ile yolların ayrılmasına neden oldu.

Futbolda her zaman “top yuvarlaktır” denir, ancak hakem kararları sonuca doğrudan müdahale ettiğinde bu söz anlamını yitirir. Teknik direktör Mesut Bakkal’ın gelişinden sonra Amedspor taraftarları arasında yeni bir umut dalgası oluştu. Fakat maalesef, onun yönetimindeki ilk maçta yine “hakem faktörü” ön plana çıktı ve büyük tartışmalara yol açtı.

Sarıyer maçında tecrübeli futbolcu Hasan Ali Kaldırım’ın ikinci sarı kartla oyundan ihraç edilmesi, sadece Amedspor taraftarlarını değil, futbolun tüm paydaşlarını hayrete düşürdü. Kararın tartışmalı ötesinde, açıkça hatalı görünmesi spor kamuoyunda geniş yankı buldu.

• Hasan Ali’nin Örnek Sportmenliği: Maruz kaldığı büyük haksızlığa rağmen Hasan Ali Kaldırım, ne hakeme ne de rakibe karşı en ufak bir çirkin davranışta bulunmadı. Sahayı büyük bir vakarla terk eden futbolcunun bu tavrı; temsil ettiği şehrin kültürünü ve spor ahlakını ne kadar içselleştirdiğinin en somut kanıtı oldu.

• Kerem Öncel’in Vicdanlı Tepkisi: Maçı anlatan TRT’nin deneyimli spikeri Kerem Öncel, canlı yayında karara anlam veremeyerek insani bir tepki gösterdi. Yılların tecrübesine sahip tarafsız bir sesin bu şaşkınlığı, verilen kararın teknik bir hatadan ziyade, izahı zor bir kasıt taşıdığına dair güçlü bir işaret olarak yorumlandı.

Özetle: Bir futbolcunun karakteri haksızlığa uğradığı an belli olur. Hasan Ali Kaldırım, haksız bir karara karşı gösterdiği asil duruşla sadece formasına değil, savunduğu değerlere de sahip çıkmıştır.

Aynı hafta içinde, Keçiörengücü – Erzurumspor maçında bir penaltı skandalı yaşandı ve 3 puan adeta Erzurumspor’a hediye edildi. Bu iki olayı bir araya getirdiğimizde; Amedspor’un kaybettiği 2 puan ve Erzurumspor’un haksız kazandığı 3 puan ile toplamda 5 puanın hakem eliyle yer değiştirdiği görülüyor. Bazen tek bir golün kader tayin ettiği şampiyonluk yarışında, 5 puanın müdahale ile değiştirilmesi sporun ruhuna vurulmuş büyük bir darbedir.

Bu durum sadece bir futbol meselesi değil; aynı zamanda toplumsal adaletin derin bir yarasıdır. Spor, özünde eşitlik ve barış alanıdır. Tarihte bunun pek çok örneği vardır. Ancak bugün Amedspor’a yönelik sergilenen yaklaşım spor ahlakından uzaktır ve toplumun adalet inancına zarar vermektedir.

Futbol sadece bir oyun değil, adaletin ve kardeşliğin sınav kağıdıdır; haksızlık girdiğinde sadece bir takım değil, vicdanlar kaybeder.

Bu sürecin toplumu yaralayan bir diğer yanı da bazı kulüp yetkililerinin açıklamalarıdır. Sakaryaspor yöneticisinin, “Gaffar Okkan olmasaydı, başınız gövdenizde olmazdı,” şeklindeki sözleri nefret dilinin en açık örneğidir. Bu tür söylemler toplumu ayrıştırmaya ve şiddeti körüklemeye çalışmaktadır. Spor alanında Gaffar Okkan gibi isimlerin tehdit amaçlı kullanılması, kin ve garazın en büyük göstergesidir.

Sonuç olarak, Amedspor’un hikayesi bugün yeşil saha sınırlarını aşmış, haksızlığa ve ayrımcılığa karşı bir direniş sembolüne dönüşmüştür. Tüm siyasi baskılara, ırkçı saldırılara ve yanlı hakem kararlarına rağmen Amedspor’un sergilediği irade, futbolun sadece bir oyun olmadığını; aynı zamanda onur ve kimlik savunma alanı olduğunu kanıtlamaktadır.

Futbolun küresel amacına ulaşması ve halklar arasında bir köprü olabilmesi için şu temel noktalar hayata geçirilmelidir:

• Sporun Temizliği: Karar verici kurumlar ve hakemler, kendilerini kirli politikaların etkisinden kurtarmalı ve sahada mutlak adaleti sağlamalıdır.

• Şartların Eşitliği: Her takım, kimliği bir baskı gerekçesi yapılmaksızın, eşit ve insani şartlarda rekabet etmeyi hak eder.

• Barış Mesajı: Irkçılık sahalardan temizlenmediği sürece, sportif başarılar her zaman şüphe altında kalacaktır.

Amedspor; futbolcuları, teknik heyeti ve milyonlarca taraftarıyla tüm bu politikalara tek bir cevap veriyor: Sahada başarıyla yanıt vermek. Adalet sahanın dört çizgisi arasında sağlanana dek, spor mücadelesi aynı zamanda bir demokrasi mücadelesi olarak devam edecektir.

Mordem Zel

 

 

İlginizi Çekebilir

Gülistan Doku dosyasında yeni gelişme: “Çok ciddi deliller var”
Amedspor: Di Navbera Serkeftina Sporê û Xeteriyên Civakî de

Öne Çıkanlar