Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan , kariyerinin belki de en zorlu siyasi dönemini yaşıyor. Geleneksel olarak muhafazakâr bölgelerde bile kamuoyunun güveninin azaldığını görüyor. Düşük popülarite baskısı altında yeni destekçiler arıyor.
Bu bağlamda, siyasi bekasını güvence altına almak için, son 40 yılda 40 bin kişinin hayatına mal olan Kürt sorununu çözmeye çalışıyor.
Erdoğan’ın yeni stratejisinin merkezinde PKK lideri Abdullah Öcalan’ı siyasi tartışmaların merkezine koymak yer alıyor. Ankara, ABD ve AB tarafından terör örgütü olarak tanımlanan örgütün lideri Öcalan halen hapiste, ancak ismi Türk hükümetinin sızdırdığı belgelerde geçiyor ve girişimleri gelişmelerde merkezi bir rol oynuyor.
Öcalan, yakın zamanda yayınladığı bir video mesajında, PKK’nin bağımsız bir Kürt devleti kurma hedefinin bugün geçmişte kaldığını, örgütün temel talebi olan Kürt kimliğinin tanınmasının artık gerçekleştiğini savundu.
Öcalan, 27 Şubat’ta PKK’ye silah bırakma ve kendini dağıtma çağrısı yaparken, PKK kongresi de 12 Mayıs’ta silahlı mücadeleye son verildiğini ve PKK adına yürütülen tüm faaliyetlerin sonlandırıldığını resmen ilan etti.
Kürt toplumunda etkiler ve tepkiler
Erdoğan’ın hamlesi hem Türk hem de Kürt kamuoyunda karışık duygu ve tepkilere yol açtı. Birçok Türk, PKK ile herhangi bir uzlaşmaya karşı temkinli davranırken, Kürtler de Türk yetkililere karşı derin bir güvensizlik duyuyor; zira Türk yetkililer, Kürt savaşçılara yönelik baskı, tutuklama ve imha geçmişine sahip.
Aktivist ve “Biz Varız: Türkiye’de Kürt Olmak Ne Anlama Gelir” kitabının yazarı Nurcan Baysal, “Hükümet bunu ‘terörsüz bir Türkiye’ yaratma’ süreci olarak sunuyor ve bunu yalnızca silah bırakma ve PKK’nın dağıtılmasıyla sınırlıyor. Ama bu barış değil!” diyor. Baysal, Öcalan’ın açıklamasında birçok Kürt’ün kültürel, dilsel ve siyasi haklarına atıfta bulunulmaması nedeniyle hayal kırıklığına uğradığını belirtiyor.
Peki siyaset dünyası ne diyor?
Türkiye’de Kürt sorununun tarihi, baskı ve diyalog girişimleriyle dolu. Bir zamanlar Öcalan’ın idamını isteyen (2007) aşırı milliyetçilerin liderlerinden Devlet Bahçeli, artık Öcalan’ın kilit müttefiklerinden biri ve PKK’nin dağıtılması halinde Öcalan’ın Meclis’te konuşma olasılığına açık olduğunu belirtti.
Muhalefet kanadından siyasi analist İpek Özbey (Sözcü TV), bu hamlelerin samimi ve umut verici olmadığını belirtiyor. DEM Parti’nden Sezai Temelli ise, Erdoğan döneminde demokratik kazanımların genel olarak gerilemesi nedeniyle çekincelerini dile getiriyor ve çözümün Türkiye’nin demokratikleşmesiyle bağlantılı olduğunu vurguluyor. Erdoğan’a muhalif olan İstanbul’un popüler belediye başkanı İmamoğlu’nun tutuklanması, demokratik çizgide hareket eden siyasetçilerin sürece olan güvenini daha da zedeliyor.
Erdoğan Kürtlerden ne istiyor?
Kürtlerden destek almak Erdoğan için stratejik önem taşıyor, çünkü iktidar bloğu Anayasa’yı değiştirecek ve üçüncü döneminin ötesinde iktidarda kalmasını sağlayacak yeterli çoğunluğa sahip değil. Kürt milletvekilleriyle ittifak olasılığı gerçekçi bir olasılık olarak ortaya çıkıyor.
Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü’nden siyasi analist Soner Çağaptay’a göre Erdoğan, bir yandan muhalefeti şiddetle bastırırken, diğer yandan Kürtlere siyasi olarak uzanarak dengeyi korumaya çalışan ikili bir strateji izliyor.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Harun Armağan, Türk kamuoyunun PKK ile anlaşma olasılığına ilişkin kararsızlığını kabul etmekle birlikte, Kürt çözümünü yalnızca Erdoğan’ın uygulayabileceği konusunda ısrarcı. Armağan, Türk hükümetinin Kürt yaklaşımı ile Suriye’deki gelişmelerin iki farklı konu olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor.
Sosyal düzeyde etki
Bu süreçlerin ortasında Kürtler, tedirgin olduklarını dile getiriyor. Bugüne kadar yaşadıkları acılarla ilgili olarak yüzeye çıkan kişisel hikâyeler, bölge halkının derin şüpheciliğini ve hak ve özgürlüklerine yönelik sürekli kaygılarını gözler önüne seriyor. Başarısız barış girişimlerinin yakın tarihi ve süregelen zulümler, daha fazla endişe ve gerginliğe yol açtı.
Son olarak, Erdoğan’ın Kürt sorununu kendi siyasi bekası için araçsallaştırma çabasının, iki taraf arasındaki geleneksel güvensizliği teyit ettiği, bu durumun da çözüm sürecinin belirsiz geleceğinin altını çizdiği görülmektedir.
(SON/MF)
/Bu yazı Atina merkezli popüler haber sitesi TVXS.GR adresinden alınmıştır: https://tvxs.gr/news/kosmos/analysi-o-erntogan-paizei-to-charti-toy-otsalan/










