Aziz Odabaşı: Zulmün adı değişir, yüzü değişmez

Yazarlar

 Zulüm değişmedi; sadece dünyaya sunuluş biçimi değişti. Tarih yine aynı oyunu oynuyor: Dün yerin dibine sokulanlar, bugün iktidar koltuklarında; dün lanetlenen şiddet, bugün “düzen” diye sunuluyor.

Halep’te yaşananlar bir istisna değil, insanlığın tekrar eden utancıdır. Zulüm artık gizlenmiyor, yalnızca meşrulaştırılıyor; dünya ise bu sahneyi izlerken sessizliğini akıl, suskunluğunu diplomasi sanıyor. Bugün yaşananlar bir şehirle, bir halkla ya da bir dönemle sınırlı değildir.

Bu, gücün ahlaktan koptuğu her anın ortak hikâyesidir. Silahı tutan el değişince suçun da değiştiğini sananlar, aslında vicdanlarını çoktan teslim etmiş olanlardır. Bir zamanlar “tehdit” diye tanımlanan yapılar, bugün uluslararası masalarda “istikrar” etiketiyle pazarlanıyor. Dün lanetlenen yöntemler, bugün göz yumulur hâle geliyor.

Güç kazanınca hakikat değişmez; yalnızca hakikat, bilinçli biçimde örtülür. Bu tablo yalnızca siyasal bir kriz değil, aynı zamanda küresel bir ahlak çöküşüdür. İbadethanelerde merhamet anlatıp meydanlarda susanların; ekranlarda barış konuşup sahadaki zulme gözlerini kapatanların çelişkisidir bu. Sessizlik burada tarafsızlık değildir; sessizlik, zulmün konfor alanıdır.

Tarih bize defalarca şunu göstermiştir: Zulüm, hangi isimle gelirse gelsin tanınır. Hangi bayrağa sarılırsa sarılsın aynıdır. Bugün olan biteni görmeyenler, aslında görmemeyi tercih edenlerdir.

Çünkü görmek sorumluluk ister; susmak ise geçici bir rahatlık sunar. Ama tarih, bu rahatlığı hep kayda alır. Son sözüm üz Zulüm meşrulaştığında hiçbir iktidar masum değildir. Sessiz kalan hiçbir dünya temiz değildir. Adalet ertelendikçe, insanlık her gün biraz daha kaybetmektedir.

İlginizi Çekebilir

Şeyh Maksud’daki hastaneye saldırı sürüyor: 3 sağlık personeli yaşamını yitirdi
KDP Dış İlişkiler Ofisi: Batı Kürdistan’daki Kürtler varoluşsal tehdit altında

Öne Çıkanlar