Baki Karadeniz: Hollanda’da merkez sağ çıkmazı ve mültecilerin görünmeyen gerçeği

Yazarlar

Hollanda siyasetinde uzun süredir “merkez sağ” kavramı etrafında şekillenen bir kriz var. Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi (VVD) lideri Dilan Yeşilgöz, aşırı sağcı Geert Wilders’ın Özgürlük Partisi (PVV) ile işbirliği ihtimalini reddederken, sol ittifak YeşilSol–İşçi Partisi (GroenLinks-PvdA) ile de yakında yapılacak seçimlerden sonra koalisyon olma ihtimalini kapattı.

Yeşilgöz “Bu ülke merkez sağ politikalara aç” diyerek yönünü belirginleştirdi. Bu açıklama kulağa radikal sağa mesafe koyma çabası gibi geliyor. Oysa ben bir mülteci, bir aktivist ve aynı zamanda siyasetçi olarak görüyorum ki: sağın tonu değişse de sonuç değişmiyor. “Merkez sağ” ya da “aşırı sağ” fark etmiyor; mülteciler için ikisi de güvencesizlik, ayrımcılık ve hedef gösterilme anlamına geliyor. Antisemitizm ithamları ve sessizlik politikası Yeşilgöz son dönemde Filistin yanlısı sesleri antisemitizmle suçlamayı alışkanlık haline getirdi. Hatta müzisyen Douwe Bob bile bu suçlamaların hedefi oldu. Bu yaklaşım, muhalif sesleri itibarsızlaştırmanın ve insan hakları savunusunu susturmanın yeni bir yolu.

Oysa Filistin halkıyla dayanışma, antisemitizm değil; insanlığın evrensel vicdanıdır. Ama işte burada kritik nokta şu: Merkez sağ da aşırı sağ da mülteciler ilenilgili aynı politikaları paylaşıyor. Mülteci olarak yada göçmen olarak haklarımız, güvenliğimiz ve geleceğimiz onların siyasi hesaplarında yok. Wilders’ın tehdit siyaseti Ilkbaharda Wilders, sınırların kapatılmasını, mültecilerin geri gönderilmesini, ordunun devreye girmesini öngören sert bir plan açıkladı. Plan kabul edilmezse hükümeti bozarım dedi ve de kabineden çekilerek bu dediğini yaptı da. Bu, siyaseti rehin almak demek. Dahası, Wilders’ın dili sadece parlamentoyu değil, toplumun algısını da şekillendiriyor: yabancılar suçlu, yabancılar tehdit, yabancılar yük…

Kriminal olaylar ve ırkçı fefleksler Amsterdam’da 17 yaşındaki Lisa’nın öldürülmesi, failin göçmen kökenli olduğu iddiasıyla aşırı sağın eline propaganda malzemesi verdi. Medya olayı büyütürken sosyal medyada nefret kampanyaları yayıldı. Ardından “vigilante” ya da Hollandaca’daki adıyla “burgerwacht” gruplar ortaya çıktı. Bu gruplar bir süredir zaten aktiflerdi. Ülke onları izinsiz sınır kontrolleri yapmaya, yabancıları arabadan indirmeye kalktıkları eylemleri ile tanıdı. Şimdi de sosyal medyada üzerinden kin ve nefret yayıyorlar. Bu sadece yasa dışı değil; aynı zamanda toplumun damarlarına ırkçılığı enjekte eden tehlikeli bir refleks.

VVD’nin gerileyişi Bugün anketler açıkça gösteriyor: VVD’nin merkez sağ çizgisi seçmeni ikna etmiyor. Parti, Hristiyan Demokratlar (CDA), PVV ve GroenLinks-PvdA’nın gerisine düşmüş durumda. 14–16 sandalye aralığına sıkışan VVD, topluma umut değil, daha fazla belirsizlik sunuyor. Çünkü insanlar görüyor: ayrımcı söylemler ne konut sorununu çözüyor, ne sağlık sistemini iyileştiriyor, ne de eğitimde fırsat eşitliği sağlıyor. Bir mülteci olarak benim sesim Hollanda’ya bir mülteci olarak adım attığımda, arkamda savaş, belirsizlik ve yersiz yurtsuzluk vardı. Bugün bir siyasetçi ve aktivist olarak gördüğüm manzara şu: biz hâlâ bu ülkenin sorunlarının başlıca nedeni gibi gösteriliyoruz.

Oysa barınma krizinin, sağlık sistemindeki darboğazların, ekonomik adaletsizliğin sorumlusu mülteciler değil. Ama kolay olan günah keçisi yaratmak. Gerçek çıkış yolu Siyasetçiler birbirini suçlarken, biz mülteciler hâlâ evsizlikle, ayrımcılıkla, belirsizlikle mücadele ediyoruz. Bu tabloyu değiştirmek zorundayız. Gerçek çözüm korku ve nefret üzerinden değil; insan haklarını merkeze alan kapsayıcı bir siyasetle mümkün.

Mültecilerin seçim malzemesi yapılmadığı, farklı halkların birbirine düşman edilmediği, eşit yurttaşlık fikrinin güçlendiği bir Hollanda hayal değil. Bunun için biz mültecilerin, aktivistlerin ve insan hakları savunucularının sesi daha gür çıkmalı. Çünkü bu ses yalnızca bizim değil, aynı zamanda bu ülkenin demokratik geleceğinin de teminatıdır.

İlginizi Çekebilir

CHP il başkanlıklarından 81 ilde ortak açıklama
Mehmet Sincar mezarı başında anıldı

Öne Çıkanlar