Baki Karadeniz: Rojava’da Süreç Bitmedi…

Yazarlar

Politik Akıl, Kolektif Sorumluluk ve Gelecek İnşası…

Rojava’da yaşanan gelişmeler, yalnızca sahadaki askeri ve siyasal hamlelerle sınırlı olmayan, çok katmanlı ve uzun erimli bir tarihsel sürecin parçası olarak ele alınmalıdır. Aynı siyasal perspektifi paylaştığımız sahadaki oyun kurucu aktörlerin aldığı kararların, halkların tarihsel ve güncel çıkarlarını esas alan kolektif bir sorumluluk anlayışıyla şekillendiğine dair inanç, bu sürecin doğru okunabilmesi açısından belirleyicidir. Bu zeminlerde yürütülecek politik tartışmaların, yalnızca teorik düzeyde kalmaması; bulunduğumuz diaspora alanlarındaki eylem ve etkinliklere stratejik derinlik ve siyasal güç kazandırması gerekmektedir.

Zira süreç sona ermiş değildir. Aksine, Rojava bağlamında yaşananlar, Kürt halkının tarihsel deneyimleriyle birlikte düşünüldüğünde, henüz tamamlanmamış bir mücadelenin farklı bir evresine işaret etmektedir. Bugün karşı karşıya olduğumuz temel sorulardan biri şudur: Kürt halkı beş, on ya da elli yıl sonra yeniden sistematik bir ihanetle yüz yüze bırakılacak mıdır? Bu sorunun yanıtı, kendiliğinden gelişecek süreçlerde değil; bugünden başlatılacak planlı, örgütlü ve bilinçli bir siyasal çabada yatmaktadır.

Bu nedenle diaspora düzeyindeki örgütlülüğün, uluslararası siyasal lobi kapasitesine taşınması tarihsel bir zorunluluk olarak önümüzde durmaktadır. İçinden geçtiğimiz tarihsel eşik, teknik ilerlemenin hız kazandığı ve siyasal alanın çok katmanlı biçimde yeniden kurulduğu bir dönemi işaret etmektedir. Askeri ve fiziki güç araçları, tarihsel olarak olduğu gibi bugün de siyasal dengelerin belirlenmesinde önemli bir rol oynamaya devam etmektedir. Ancak günümüz dünyasında bu güç biçimleri, tek başına ve yalıtık halde kalıcı bir politik etki üretmekten giderek uzaklaşmaktadır. Bugün dünyanın neresinde bulunursak bulunalım; askeri kapasitenin yanı sıra teknoloji, bilgi ve uzmanlık alanlarında geliştirilecek yetkinlikler, siyasal etkiyi çoğaltan, derinleştiren ve süreklilik kazandıran temel unsurlar haline gelmiştir. Sert gücün belirleyiciliği, ancak bu alanlarla desteklendiğinde anlamlı ve sürdürülebilir bir politik zemine kavuşabilmektedir.

Bu bilinçle topluma, kendimize ve çocuklarımıza yapılan her yatırım, günü kurtarmaya dönük bir tercih değil; uzun erimli ve kolektif bir mücadele perspektifinin parçası olarak ele alınmalıdır. Bireysel eğitim ve kişisel gelişime yapılan her yatırım, salt bireysel bir ilerleme aracı olmanın ötesinde, doğrudan politik bir nitelik taşımaktadır. Öğrenilen her dil, devam edilen her okul, edinilen her uzmanlık alanı ve alınan her diploma; yalnızca kişisel kazanımlar değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasal müdahale imkânlarıdır. Bilgiyle, örgütlülükle ve kolektif akılla donanmış bir toplum, askeri gücün tek başına belirleyiciliğini aşan; daha adil, daha eşitlikçi ve daha kalıcı bir geleceği kurma potansiyeline sahiptir. Rojava’da yaşananların bir daha tekerrür etmemesi, ancak bu tarihsel iradenin somutlaşmasıyla mümkündür. Bugün atılacak her bilinçli adım, yalnızca bugünü değil; yarını, hatta gelecek kuşakları belirleyecek bir siyasal anlam taşımaktadır.

Süreç devam ediyor ve bu sürecin nasıl sonuçlanacağı, kolektif aklın, örgütlü iradenin ve uzun vadeli siyasal perspektifin gücüne bağlıdır. Bugün her bireyin bulunduğu alanı bir eylem ve müdahale zeminine dönüştürme imkânı bulunmaktadır. Okuyarak, tartışarak, öğrenerek ve kendini geliştirerek yürütülen her çaba; doğru bir toplumsal bilinçle birleştiğinde, siyasal bir anlam ve kolektif bir değer kazanmaktadır.

Bu nedenle bireysel gelişim, içine kapanan ve yalnızca kişisel ilerlemeyi hedefleyen bir süreç olarak değil; toplumsal sorumlulukla örülmüş bilinçli bir siyasal tutum olarak ele alınmalıdır. Her okul, her çalışma alanı, her tartışma ortamı ve her üretim alanı, doğru bir perspektifle yaklaşıldığında, halkların tarihsel mücadelesine katkı sunabilecek potansiyel bir eylem alanıdır. S

ürecin nasıl sonuçlanacağı, yalnızca sahadaki güç dengelerine değil; bu kolektif bilinci kuşanan bireylerin, bulundukları her yerde üreteceği siyasal etkiye de doğrudan bağlıdır.

İlginizi Çekebilir

Mesrur Barzani: Anlaşmanın barış, özgürlük, istikrar ve ilerlemeye vesile olmasını umuyoruz
Robin Siya: Bijî biratiya Kurdan

Öne Çıkanlar