Bayık, ”Komisyonun çalışmalarını, söylemlerinin pratikte ne anlama geldiğini görmeden, yeni adımlar atamayız. Biz af istemiyoruz. Biz yasaların değişmesini istiyoruz. Sadece Kürtler için değil bir bütün demokrasi güçleri için, sol güçler için bu yasaların değişmesi gerekiyor. Demokratik yasaların gelişmesi gerekiyor. Özgürlük yasalarının gelişmesi gerekiyor. ” dedi.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Yeni Yaşam Gazetesi’nden Nezahat Doğan’a konuştu.
Bayık, ”Barış ve Demokratik Toplum Süreci” kapsamında Yeni Yaşam Gazetesi’ne verdiği röportajın ikinci bölümü yayınlandı.
Bayık, süreç bağlamında attıkları adımları değerlendirerek, bundan sonrası için yapılması gerekenleri anlattı. Bayık’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
*Türk devleti sadece tecritte biraz gevşeme yarattı. Bunu da sanki tecridi kaldırmış, biçiminde göstermeye çalışıyor. Tecrit sürdüğü için artık bu tarzda yeni adımlar atılamaz. Yeni adımların atılabilmesi için Önder Apo’nun çalışabilmesi için koşullarının değişmesi ve İmralı sisteminin artık bitmesi gerekir.
*Yine demokratik entegrasyon yasalarının çıkması gerekir. Bu yönlü adımlar atılırsa işte o zaman biz yeni adımlar atabiliriz. Tek taraflı adımları sonuna kadar atamayız. Bunu bizden kimse isteyemez. Biz atmamız gereken adımları attık. Artık devletin adım atması gerekiyor. Atacağımız tek taraflı adımlar bitmiştir. Gerisi iktidarın-devletin adım atması kalmıştır. Biz şimdi bunu bekliyoruz.
*Erdoğan’ın açıklamasında bazı olumlu yanlar var. Aslında bu açıklamayı 2009’da da yapmıştı. Şimdi beyaz toroslar, köylerin yakılıp, yıkılması, faili meçhuller sözleri ile açıklamayı güçlendirmiş. Fakat, beklentileri karşılayan bir konuşma değildi. Olumlu yanlar olmasının yanında bir de olumsuz yanlar var. Açıklamasında herkesi sürecin dışında bıraktı. Süreci ilerletmek isteyen biri herkesi katar. Herkesin dışında tutulduğu bir bir çözüm olabilir mi? Amacında çözüm olan bunu yapmaz. İkincisi Kürt-Türk-Arap ittifakından söz etti. Sadece Kürt, Türk, Arap halklarını esas almak diğerlerini dışında tutmak çözüme hizmet etmez.”
‘Sürecin bir adı olmalı”
*Türkiye’de Kürt sorununu çözmek isteyen adını koyar. Sürece adını koyma yoktur. ‘Terörsüz Türkiye’ var. Ne anlama geliyor? ‘PKK teröristtir, biz terörizmi ortadan kaldırıyoruz. PKK’yi silahsızlandırıyoruz, ‘Türkiye’yi beladan kurtarıyoruz’ diyor. Sorun PKK’nin silahsızlanma sorunu değil, sorun Kürt sorunun çözümüdür. Eğer PKK doğduysa, silahlı mücadele yürüttüyse bundan Türk devletinin izlediği siyaset sorumludur.
CHP’ye operasyon sürece provokasyondur
Tam da Meclis’te Komisyon tartışılırken, bunun arifesinde CHP’ye yeni bir operasyon oluyor. Amacında barış olan, sorunun çözümü olan kesinlikle bunu yapmaz. Bunu yapmak demek çözüm istememek demektir. Bununla hem CHP’de hem Türkiye solunda hem de demokratik çevrelerde Önder Apo’ya, Apocu harekete, Kürtlere tepki yaratılmak isteniyor, bu tarzda yalnızlaştırmak istiyor. Bunu yapmak provokasyondur.
*Toplumun kaygıları yerindedir. Ancak halkın da kaygıları gidermek için Önder Apo’nun geliştirdiği çözüme sahip çıkması gerekiyor. Sadece açıklamalarla değil, yaptıklarıyla destek olması gerekiyor. İktidara yönelik bir baskı oluşturması gerekiyor. Demokrasi güçleri bir demokrasi cephesi oluşturup mücadelesini yürütürse o zaman iktidar mecbur kalır ve adım atar. Bu olmadıkça adım atmazlar. Eksiklik buradadır.
Komisyon ne yapacak?
*Bu komisyon ne yapacak? Eğer Kürt sorununu çözme komisyonu değilse o zaman ne yapacak? PKK’nin silahsızlandırılmasını konuşacak, geliştirecek. Geliştireceği yasalar da bu temelde olacak. Bu Kürt sorununun çözümü değildir. Bu PKK’nin zayıflatılması, etkisizleştirilmesidir, tasfiyesidir. Komisyon kuracağız diyor ama katılması gereken CHP’nin üzerine gidiliyor. Tutuklamalar yapılıyor. Hatta CHP’nin kendisi bile mahkemelik. O duruma getirilmiş, çok ciddi. CHP dahil olmazsa -ki Özgür Özel “komisyona katılmayı erteliyoruz” dedi. Peki bu komisyon nasıl kurulacak? Nasıl çalışacak?
*Özgürleşme yasalarının çıkarılması, demokratik anayasanın geliştirilmesini istiyoruz. Buna da Üçüncü Yol diyoruz. Ne iktidarın, ne muhalefetin hizmetine girmeyiz. Şunu iktidara getirelim, bunu getirmeyelim diye bir anlayışa sahip değiliz. Biz Türkiye’nin demokratikleşmesi mücadelesini yürütüyoruz. Demokrasiden yana amacı olan güçlerle bunu geliştirmek istiyoruz, amacımız böyle anlaşılması gerekiyor.
‘Silah yakma doğru anlaşılmalı’
*Dünya silahlanmaya doğru gidiyor. NATO silahlanmaya gidiyor. Ortadoğu’da kan gövdeyi götürüyor. Biz böyle bir ortamda silahları yaktık. Bunun bir anlamı var; Biz dünyamızı, halkları silahlardan kurtarmak istiyoruz. Yine Kürtlerin bir Newroz’u var. Ateş… Biz ateşin çocuklarıyız. Silahları yakmakla yeni bir dönemi başlatmak istediğimizi çok net ortaya koyduk. silahları bunun için yaktık. Besê arkadaş ifade etti; Türkiye’ye gidip, demokratik siyasette yer almak istiyoruz. Daha önce giden barış gruplarının pratikleri ortada. Gidebilmemiz için yasalarda değişiklik olması gerekir. Kesin güvence gerekli.
‘Af değil, özgürlük istiyoruz’
*Türkiye’deki antidemokratik yasaların değişmesi, demokratik ve özgürlük yasasının oluşturulmasını istiyoruz. Şimdi hemen yapmazlar ama en azından kurulacak komisyon adını doğru koyarsa, ne tür çalışmalar yapacağını, ne tür yasaları değiştireceğini söylerse, bunları topluma açıklarlarsa bizde önderliğin belirleyeceği şekilde adım atarız. Komisyonun çalışmalarını, söylemlerinin pratikte ne anlama geldiğini görmeden, yeni adımlar atamayız. Biz af istemiyoruz. Biz yasaların değişmesini istiyoruz. Sadece Kürtler için değil bir bütün demokrasi güçleri için, sol güçler için bu yasaların değişmesi gerekiyor. Demokratik yasaların gelişmesi gerekiyor. Özgürlük yasalarının gelişmesi gerekiyor.











