Estonya ve İsrail maçlarının ardından açıklama yapan İtalya Milli Takımı’nın şimdiki teknik direktörü ve eski futbolcusu Gennaro Gattuso’nun üzerinde şık bir ceket vardı. Bir teknik direktör için elbette bu çok sıradan bir şey. Ama sıradan olmayan, giydiği elbisenin markasıydı. Gattuso’nun kameralara konuştuğu günlerde, markanın sahibi Giorgio Armani 91 yaşında hayata veda etmişti.
Ters çevrilen A harfinin içine yerleştirilen kartal başlı bröve pek çok kere karşımıza çıksa da, Armani bu bröveden çok daha fazlası oldu.
Markayı yaratanlardan biri olan Giorgio Armani’nin,1975 yılında sauf erkek kıyafeti tasarlayarak sektöre girdiğinde bu kadar gücü hayal edip etmediği bilinmez ama Armani’yi bir aile şirketi olarak dünyanın sayılı markaları arasına taşıdığı kesin.
4 Eylül 2025 günü dünya medyasında paylaşılan şey, bu kesinlikten geriye kalandı.
Forbes’ten New York Times’a, Time dergisinden CNN International’a, BBC’den BFM TV’ye kadar onlarca medya kuruluşu, çağımızın kumaş fantomu olan Giorgio Armani’nin yaşamını ve yükselişini konuştu.

İtalyanların modayı neden bu kadar sevdikleri bilinmez ama başarılı oldukları ortada. Vatikan’ın hemen yanı başında giyim endüstrisini altüst eden marka ve tasarımcıların çıkması bir Roma geleneği olsa gerek. Armani gibi, moda markalarının pazar payları bir yana, yarattıkları bireysel prestijin gücü bir yanadır.
Oscar törenlerinden devlet başkanlarına, spor dünyasından sanat festivallerine, CEO’lardan kraliyet üyelerine dek birçok kişinin kostümlerini taşımak için sıraya girdiği bir markadır Armani. Ağır tonları esneterek vitrine taşıyan ve bir rengi tek başına müşteriye sevdirtecek kadar ikna edicidir kostümleri.
İkinci Dünya Savaşı’nın Avrupa’yı tehdit ettiği yıllarda doğmuş ve savaşla büyümüş biriydi Giorgio Armani. Mussolini’nin İtalya’sında bir kasabada doğmuş ve “Nazilerin sokaktaki yürüyüşlerine” çokça tanıklık etmişti.
Avrupa’yı insani ve ekonomik olarak çökerten şartlar, Giorgio’nun hayatında da unutulmaz izler bırakmış olmalı ki çöküşten yükselişe geçişi kararlı, disiplinli ve hızlı olmuş. Vitrin süslemesinden tıp fakültesine, terzilikten Armani’ye geçilen etaplar, onun biyografisi hakkında çokça ipucu veriyor.
Her mesleğin kendine göre bir sırrı ve emek biçimi var. Ancak insanların zevkine, kişiliğine ve beğenisine hitap eden bir mesleğe sahip olmak ve bunu en güzel şekilde yapabilmek herkesin işi değil. Kumaşın tasarımcı ve vitrin arasında geçirdiği süreç, “créativité”dir. Bu yüzden Armani’ye créationlar bütünlüğü demek yanlış olmaz.
Asıl ikonik başarısı erkek giyimine dair olduğu için rakipleriyle hep bu alanda çekişme içinde oldu. Ama zamanla parfümeri, gastronomi, oteller, kafe ve dekorasyon yapımı ile de dünya başkentlerinde lüks mekânlara dönüştü Armani adı. 1975 yılından beri moda haftaları Armani’siz geçmediği gibi, koleksiyonlarının ses getirmediği bir moda haftası da olmadı.
İtalyan muhafazakârlığının belirlediği giyim dünyasına; renkleri, estetiği, şıklığı, rahatlığı ve karizmayı birleştiren stillerle kendini kabul ettirmiş biridir, Giorgio Armani.

Markanın sahibi olmasına rağmen, sansasyonelliğe prim vermeden çalıştı ve yaşadı. Fransızca, İngilizce, Almanca ve İspanyolca gelişmeleri izleyecek kadar gündemle içli dışlıydı. Sinema ve spor dünyasıyla dostane işlere imza atarken, Armani’yi piyasaya uyarlamak yerine piyasayı kendine uyarladı.
Disiplinli çalışmak, gözlemleyerek düşünmek, deneyerek beğeni oluşturmak yetenek gerektiren bir süreçtir ve o, hepsine sahip olmakla da ünlenen biridir. İğneden ipliğe, kıvrımdan düğmeye, makyajdan yürüyüşe kadar en ince detayı tek başına belirlediği düşünüldüğünde, karşımıza bir hayal mühendisi çıkıyor.
Her defileyi baştan sona tasarladığı, her kampanyayı denetlediği ve işten en son ayrılanın yine o olduğu düşünüldüğünde, Armani’nin brövesine yerleştirilen kartalın kendisi olduğuna şüphe yok.








