Behice Feride Demir: Kürdistan’ın Son Raporu

Yazarlar

Dikta rejiminin düşüşünden bu yana Irak en önemli seçimini yapmak üzere. En önemli, çünkü İran’ın bölgede estirdiği terör azaldıktan sonra Irak, nihayet kendi sorunlarını yansıtan bir parlamento seçimine hazırlanıyor. Irak’ın genelinde nasıl bir seçim yarışı olduğunu bilemiyoruz; ancak Kürdistan’dan gelen propaganda görüntüleri, Kürt partilerinin Bağdat’taki sandalye sayısını önemsedikleri yönünde.

Tabii kendi hükümetini kurmadan Bağdat’ı kurtarmaya meyilli partilerimizin ajandasında ne gibi kararlılıklar var, bilmiyoruz. Ama seçimlerin Kürtler için yeniden risk ve fırsat içerdiği açık. Bağdat dışında etkinliği kalmayan İran’ın Hamas ve Hizbullah’ın yokluğundan doğan boşluğu Irak’ta legal güçlerle tahkim etme planı bu risk ve fırsatların mahiyetini belirleyecektir.

  Hatta Mesud Barzani, seçim çalışmalarını “genel çıkar” şeklinde formüle ederken bu planı dengeleyip, olası kaostan maksimum zararla çıkmayı düşünüyor. Süleymaniye’nin Hewlêr kabinesine takılıp kalması, YNK’nin bu riski algılama biçimini flulaştırırken Kerkük’ün ne olacağı ise muamma.

Bağdat’a gidiş, maaş, petrol gelir giderleri ve Anayasa’nın uygulanmaması partilerimizin yeni motivasyonu olurken; “zayıf Bağdat, güçlü Kürdistan” olgusunun Kürt siyasetince pek de istenmediği görülüyor.

Körfez emirlikleri kadar kurumsal diplomasi, altyapı, teknoloji, eğitim ve ekonomik yatırımlarda hızlı olmayan Kürdistan hükümetlerinin, salt parti odaklı çalışmalarının yeterli olmadığı, yine Bağdat’a verilen tavizlerden biliniyor.

Kuşkusuz, Kürdistan Bölgesi’nin etrafında çoklu bir kuşatma var ve bunun aşılması kolay değil. Ancak Katar’ın kazandığı ekonomik ve diplomatik dokunulmazlığın Kürdistan için de istenmesi konusunda yeterince girişimler  olduğu da söylenemez.

Tabii ki Kürdistan, 30 yıl öncesine göre daha iyi durumda. Kürtler ilk kez ilkokuldan üniversiteye kadar kendi dilleri ile eğitim görüyor, eğitimci yetiştiriyor. Ancak değişen dünya şartları içinde bunlar yeterli değil. Aydınlanma, eğitim, ekonomi, hukuk, güvenlik, ulusal kimlik ve insan hakları gibi doktrinler yeni tanımlar kazanıyor. Radikal İslamcılık, uyuşturucu, cinsel suçlar, iklim ve gelir dengesizliğinin iç ve dış etkileri, Kürdistan toplumunu da ilgilendiren küresel tehditler olarak bölgede de yayılıyor.

Bu konuda, Kürdistan Bölgesi Uluslararası Temsilcilik Koordinasyon Ofisi’nin yayınladığı son rapor, bir tür siyasi check-up gibi hastalıklı noktalarımızı gösteriyor. Rudaw’ın haberine göre rapor, “Irak Bakanlar Kurulu tarafından onaylanan ‘İnsan Hakları Ulusal Planı’ (2021–2025), Kürdistan Bölgesi Hükümeti tarafından uygulanması için hazırlanmış.” Raporda Kürdistan hükümetinin; insan kaçakçılığı, işkenceyle mücadele, parlamentonun işlevsizliği, mali durum, radikalizm, cinsel suçlar, çocuk hakları, kalifiye eleman yetersizliği, sınır güvenliği ve IŞİD tarafından kaçırılan Ezidi Kürtlerin durumu temel başlıkları oluşturuyor .

Yine Kürdistan’ın bu parçasındaki  kadınların durumu genişçe işlenmiş. Kürt kadınlarının en uzun soluklu askeri deneyimlerinin olduğu, 60 yıllık savaşta soykırımlardan geçen Güney Kürdistan’da, kadın hakları elbette en önemli gündem olmalıdır. Zaten raporun geniş bir kısmı da bu konuya ayrılmış ve günümüz itibarıyla yaşananlar uluslararası kriterlere göre değerlendirilmiş.

Irak’ın yasaları veto etme hakkını elinde tutması, Kürdistan’da kamusal ciddiyeti olumsuz etkilerken, Örneğin CEDAW sözleşmesi de dâhil 11 antlaşmaya Bağdat yönetimi ancak 2021–2025 yılları arasında onay vermiş. 

Raporda, Kürdistan hükümetinin “kadınların haklarını güçlendirmek ve onları ayrımcılık ve şiddetten korumak amacıyla ileriye dönük yasal adımlar attığı” belirtilirken; Kürdistan Bölgesi’nde kadınlara özel 192 örgüt, 69 kadın yargıç, 58 kadın savcı, 185 kadın araştırmacı, 255 kadın yargı yardımcısı, 800 peşmerge ve 600 Gazeteciler Sendikası üyesi kadının yönetim kademelerinde yer aldığı kayıtlara geçmiş.

Bu sevindirici rakamların yanında “Kürdistan’da cinsel saldırı mağdurlarına barınak yetersizliği ve uyuşturucu kullanıcılarının yüzde 10’unun kadın olduğu” vurgusu ise oldukça ürkütücü. 

Seçimlerin nasıl biteceği ve Bağdat’ın İran’ın etkisinden çıkıp çıkmayacağı şimdilik belirsiz.

Kürt siyasetinin de Bağdat’tan güçlü olma ve İran’ı dengelemeye çalışma gibi bir hırsı olmadığı belli.

Ancak hayat şartlarının ne kadar değiştiğini  yine Mesud Barzani’nin seçim kampanyasında sarf ettiği şu sözde saklı:

“Kürdistan halkının ekmeğinin kesilmesi, Enfal ve kimyasal saldırılar kadar acı vericidir.”

Evet, bu seçim sadece Bağdat’ın değil, Kürdistanlıların emek ve ekmeklerinin seçimidir. Ama aynı zamanda Uluslararası temsilcilik koordinasyon ofisinin raporunda geçtiği gibi seçim ve parlamento mücadelesi tek başına yeterli değildir. 

İlginizi Çekebilir

Ragıp Duran: Osman Ulagay’ın Anıları : Ekonomi Gazeteciliği, İş Dünyası, Liberalizm veee Kapitalizm!
Mecit Zapsu: Dawo;  Bir Halkın Vicdan Romanı…

Öne Çıkanlar