Behice Feride Demir: Kürt -Yahudi Kongresi / Geç Ama Gerekli

Yazarlar

Dünyadaki çoğu insan, farkında olmadan Yahudileri tanıyor, seviyor ya da onların sunduğu imkanlardan faydalanıyor. Sanattan spora, ticaretten bilime, medyadan mühendisliğe, mimariden siyasete neredeyse tüm alanlarda Yahudilerin açık ara başarısı ve belirleyiciliği söz konusudur.

İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan devletlerden olan İsrail’in varlığı, bir nevi göksel bir güç olan İsrail Oğullarının yere ayak basması ve dünyanın farklı yerlerine dağılmış olan ruhani ve düşünsel birikimlerinin nihai toprağa kavuşmasına tekabül eder.


Arap-İsrail savaşları bu tekabülü ve ardındaki örgütlülüğün hikâyesini gölgelese de, Nazi kamplarından maddi ve manevi sermayelerini yitirerek çıkan bu halkın ayakta kalışı bile mucize sayılır. Soğuk Savaş kalıntılarının yaydığı dinî, siyasî ve ideolojik radyasyona rağmen bu durum öznelliğini koruyor.

Oysa İsrail’in kuruluş ve yükseliş hikâyesi, isteyene dinî bağlılık, etnik aidiyet, Aydınlanma Devrimi, bilimsel gelişmeler, entelektüel derinlik, tek başına direnmenin ve sıfırdan millet olabilmenin nasılını barındırıyor. Önemli işlere, fikir akımlarına ve buluşlara ev sahipliği yapan bu millet, Arap devletlerinin çelişkileri ve diğer bölge devletlerinin çıkarları yüzünden saldırıların hedefi olmaktan da kurtulamamıştır.

İsrail, kurulduğundan bu yana kapısına gelen savaşları durdurmuş, kendini siyasi, istihbari, lojistik ve ekonomik olarak sürekli bir üst aşamaya taşımıştır. İsrail Devleti’nin hikâyesi bir yanıyla düşmanlarının da tarihidir. İsrail, kendisiyle baş başa kaldığında sınırlandırılmış; saldırıya uğradığında ise sınırlarını genişletmiş, konvansiyonel ve teknolojik savaş kapasitesi sürekli gelişmiştir.

Bunun son örneği olan 7 Ekim saldırısı hepimizin gözleri önünde cereyan ettiğinde, kimse İsrail’in Ürdün sınırına ve Kürdistan’a doğru hareketlenebileceğini çok öngörememişti.


Başbakan Netanyahu, “Ortadoğu’nun çehresini değiştireceğiz.” dedi ama çoğumuz, bunun imkânsız olduğunu da düşünmüyor değildik.

İki ay sonra 7 Ekim’in ikinci yıldönümü. Savaş hâlâ devam ediyor. İsrail bugün Ortadoğu’nun sözcüsü konumunda. Kuşkusuz bu savaşa herkes farklı bir cepheden bakıyor. Ve bu farklı bakanların arasında Kürtler de yer alıyor.


Yıllar yılı Kürtler üzerinden anti Siyonizm’i kışkırtan ama İsrail ile dost olan birçok devlet, Kürtlerin İsrail’le tanışmaları söz konusu olduğunda sayısız komplo dosyasını raftan indirmekten imtina etmiyor.

Mekke’nin koruyucusu Suudi Arabistan İsrail’e razı iken, Arap sermayesi İsrailli şirketlerle uluslararası pazarları dolaşırken, gençlerini onların kurumlarında eğitirken, Türk egemen yapısı iş birliğinden şaşmazken, Kürtlerin İsrail ile selamlaşmasından kıyamet senaryoları üretilmesi ise fazlasıyla izaha muhtaçtır.

Neyse ki uluslararası ilişkiler durağanlığı kaldırmıyor ve tarih yeni dinamiklerle ilerliyor.


7 Ekim, bu yönüyle tarihe yeni ihtiyaçların eklendiği bir gündür. Kürtler bu dinamizmi en çok hissedenlerin başında geliyor. 7 Ekim’i kendine göre okuyan Kürt halkı, siyasi güçlerinin çekimser tavırlarına ve egemen devletlerin blokajlarına rağmen İsrail ile yakınlaşmayı mantıklıca buluyor.

Bu açıdan, Kürt halkının yeni hayallere ve dünya gerçeklerini gören girişimlere olan desteği giderek artıyor.
Bu iş kimseye nispet ya da tehdit değildir. Bilakis, herkesin yararlandığı fırsatların Kürtler tarafından da değerlendirilme arzusudur.

Şimdiye kadar cılız da olsa ziyaretler, küçük mesajlarla döşenen bu zemin artık sivil toplum, aydınlar, edebiyat çevirileri, kültür gezileri, konserler, enstitüler, iş çevreleri ve diplomatik heyetlerle zenginleşmelidir.

Bu açıdan, 7 Eylül’de düzenleneceği söylenen ve Almanya’nın ev sahipliğinde gerçekleşecek olan ilk Kürt-Yahudi Kongresi’nin geç ama çok gerekli bir çıkış olduğunu düşünüyorum.


Kürt halkının sahip olduğu insani ve kültürel zenginlik ile Yahudi halkının keskin aklı, yeni bir çağı diğer komşularıyla birlikte yönetebilecek yeterliliktedir.

İyi okumalar!

 

İlginizi Çekebilir

Rapor: Cezaevlerinde 2024’te 5 bin 529 “sağlık” hakkı ihlali tespit edildi
Ali Engin Yurtsever: Suriye kimin arka bahçesi

Öne Çıkanlar