🔴Alman Bertelsmann Vakfı’nın 2026 Dönüşüm Endeksinde Türkiye yine otokratik yönetilen ülkeler arasında yer aldı. Raporda demokratik ülkelerde de otokratikleşme eğilimlerinin arttığı uyarısı yapıldı.
Alman Bertelsmann Vakfı’nın “2026 Dönüşüm Endeksi“, dünya genelinde, incelemeye tabi tutulan 137 ülkeden 77’sinde otokratik rejimlerin egemen olduğu sonucuna vardı. Bunun 2006’da başlatılan araştırmanın tarihindeki en yüksek sayı olduğu belirtilirken, henüz 20 yıl önce dünya genelinde demokrasilerin çoğunlukta olduğuna dikkat çekildi.
Otokratik bir idare anlayışı ile yönetilen 77 ülkeden 52’si raporda, “temel hakların tamamen hiçe sayıldığı sert otokrasiler” olarak nitelendirildi. Polonya ve Brezilya gibi örnekler ise, otoriter müdahalelere karşı toplumsal direncin demokrasiye dönüş yolunu nasıl açabileceğine olumlu örnekler olarak raporda yer aldı.
“Türkiye’de muhalif politikacılar hukuki baskı altında”
Türkiye de raporda, otoratik bir rejimle yönetilen ülkeler arasında yer aldı. Ülkede yakın zamanda yapılan seçimler arasında, 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin en rekabetçi seçim süreci olduğu ifade edilen raporda, devlet kaynaklarının seçim çalışmalarında geniş çapta kullanılmış olmasına ve iktidarın medya üzerinde bariz bir etki yaratmasına dikkat çekildi.
Muhalefet politikacılarının seçim sürecinde hukuki baskı altında tutulduğu ifade edilen çalışmada, “2024 yerel seçimlerinde muhalefetin belirgin zaferinin ardından çok sayıda seçilmiş belediye başkanının tutuklanması, siyasi çoğulculuğun sınırlarını ortaya koydu. Güçlü bir şekilde merkezileştirilmiş başkanlık sistemi ve yargının sınırlı bağımsızlığı bu gelişmeleri pekiştiriyor” denildi.
Ekonomik durumun yarattığı gerginlik
Türkiye’de ekonomik durumun yarattığı gerginliğe de raporda vurgu yapılarak seçimler öncesinde var olan enflasyon, para biriminin değer kaybı ve yüksek harcamalar gibi olumsuzlukların bütçeye ve nüfusa yük oluşturduğu kaydedildi. Seçimlerin ardından sıkılaştırılan para politikasının yaşam maliyetlerini artırdığı; yapısal açıkların, yolsuzluğun ve yüksek dış borcun ekonomik toparlanmayı engellediği kaydedildi.
2023’te yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerin de, “planlama ve organizasyondaki önemli eksiklikleri ortaya çıkardığı” belirtildi.
“Dönüşüm Endeksi 2026” raporunun Türkiye ile ilgili kısmında çözüm sürecine de değinildi. Yeni diyalog sürecinin, “her şeyden önce siyasi-taktik nedenlerle başlatılmış gibi göründüğü” iddia edilen metinde, Körfez ülkeleriyle ilişkilerin iyileşmesinin ekonomik fırsatlar yarattığı, Suriye ve Ortadoğu’daki gelişmelerin Türkiye’nin bölgedeki temkinli ve pragmatik rolünü şekillendirdiği ifade edildi.
Demokrasilerde de otokratik eğilimler
Raporun tüm ülkeleri kapsayan genel değerlendirmesinde, otokratik eğilimlerin birçok demokraside de güçlendiğine vurgu yapıldı. Seçilmiş birçok hükümetin, iktidarda kalmak için demokratik kurumları içten içe çürüttüğü aktarılırken, demokrasi erozyonunun, çoklu krizleri ve otokratik aktörlerin uluslararası etkisini artırdığı dile getirildi.
Demokrasiyi ayakta tutan unsurlardaki zayıflamaya en belirgin örnek olarak ise basın, ifade ve toplantı özgürlüklerine getirilen kısıtlamalar gösterildi. Açıkça fikrini dile getirme alanının giderek daraldığı ve 2006’dan bu yana en düşük seviyeye gerilediği belirtilirken, hükümetleri denetlemesi ve hesap sorması gereken bağımsız kurumların ortadan kaldırıldığı veya iktidara sadık kişilerle doldurulduğu kaydedildi. Bunun yanı sıra pek çok ülkede parlamentoların devre dışı bırakıldığı ve yargının engellendiği de raporda yer aldı.
Seçimlerde sıklıkla demokratik asgari standartlar yok
Raporda, incelenen ülkelerin yarısından fazlasında (yüzde 54) seçimlerin artık demokratik asgari standartları karşılamadığı değerlendirmesine yer verildi, Belarus, Rusya veya Ruanda gibi ülkelerde seçimler, “sonucu oy kullanımından çok önce belli olan, sıkı denetim altındaki meşruiyet ritüelleri” diye nitelendirildi.
Gürcistan ve Sırbistan’da ciddi seçim manipülasyonlarının, bu ülkelerin otokrasi olarak sınıflandırılmasına yol açtığı kaydedilirken, Gabon veya Nijer’deki askeri darbeler yoluyla seçimlerin tamamen askıya alındığı hatırlatıldı.
Öte yandan bir diğer Afrika ülkesi olan Senegal’de Anayasa Mahkemesi’nin, görevdeki cumhurbaşkanının iradesine karşın cumhurbaşkanlığı seçiminin zamanında yapılmasını sağlaması, az sayıdaki olumlu örnekten biri olarak ifade edildi. Brezilya, Letonya ve Tayvan’ın, dezenformasyona karşı önlemlerle seçimlerin nispeten sağlıklı geçmesini sağlamış olmalarının yanı sıra, Moldova’da Avrupa yanlısı Cumhurbaşkanı Maia Sandu’nun yoğun dış müdahale girişimlerine rağmen görevini sürdürmesi de diğer olumlu örnekler olarak raporda yer buldu.
Yoksulluk ve eşitsizlik özellikle otokrasilerde
Bertelsmann Vakfı’nın raporu, otokratik yönetimlerle yoksulluk arasında da bir bağ olduğunu ortaya koyuyor. İncelenen otokratik rejimlerin üçte ikisinde yoksulluk ve eşitsizliğin belirgin olduğu, demokratik ülkelerin ise yalnızca dörtte birinin sosyoekonomik açıdan benzer düşük bir gelişmişlik seviyesinde bulunduğu ifade edildi. Ayrıca 77 otoriter rejimden sadece sekizinin, kaynak verimliliğinde demokratik hükümetlerin ortalama seviyesine ulaşabildiği de raporda kaydedildi.
“Dönüşüm Endeksi 2026″ya göre süregelen sosyal sorunlar, yetersiz kamu hizmetleri ve sömürücü ekonomik yapılar, otoriter rejimlerle yönetilen ülkelerde, memnuniyetsiz vatandaşların protestolarının dinmemesinin önemli nedenleri.
Raporda, “Macaristan Başbakanı Viktor Orban ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gibi popülistlerin bir zamanlar sahip oldukları büyük popülaritenin azaldığı” görüşü savunulurken, bunun Macaristan’daki seçimler öncesi anket sonuçlarından ve Türkiye’de siyasi muhaliflerin tutuklanmasına karşı düzenlenen kitlesel gösterilerde görüldüğü vurgulandı.
Bertelsmann Vakfı Dönüşüm Endeksi, 2006’dan bu yana iki yılda bir, gelişmekte olan, merkezi planlı ekonomiden serbest piyasa ekonomisine geçiş sürecinde bulunan ya da bir süre önce geçmiş olan 137 ülkedeki demokrasi, piyasa ekonomisi ve yönetişim kalitesini analiz ediyor.
Almanya veya ABD gibi 23 OECD ülkesi araştırmanın kapsamında yer almıyor. Yapılan son çalışma 1 Şubat 2023 ile 31 Ocak 2025 arasındaki dönemi kapsıyor.
/Deutsche Welle/









