Bilimsel açıklaması: Yeni yıl kararları neden tutmuyor?

DünyaGündem

🔴Her yıl milyonlarca insan yeni yıla girerken iddialı kararlar alıyor. Daha az harcamak, daha sağlıklı beslenmek, spora başlamak ya da ekran başında geçirilen süreyi azaltmak bu listelerin başında geliyor.

Ancak gerçekler daha sert: Araştırmalar, yeni yıl kararlarının büyük bölümünün daha ilk haftalarda terk edildiğini gösteriyor.

Örneğin hakemli bilimsel dergi Journal of Clinical Psychology’de yayınlanan bir araştırmaya göre, yetişkinlerin yaklaşık yüzde 45’i her yıl en az bir karar alıyor ama sadece yüzde 8 ila 10’u hedeflerini başarıyla tamamlıyor.

Zihin ve davranışlar arasındaki uçurum

Araştırmaya göre burada motivasyonla niyet arasında ciddi bir “niyet-eylem” farkı var. İnsanlar yılbaşı gibi sembolik başlangıçlarda güçlü bir umutla karar verse de, bu niyetlerini alışkanlığa dönüştürecek planlama yapmadıkları için sürdüremiyorlar.

Beynin yeni davranışları alışkanlığa dönüştürmesi zaman alıyor ve beyin otomatik davranışlara alışkın olduğu için yeni eylemleri sürdürmek zor oluyor. Bu nedenle bir karar almaktan öte, spesifik ve uygulanabilir planlar yapmak gerekiyor.

Ayrıca birçok kişi “Daha sağlıklı olacağım” veya “Daha fazla egzersiz yapacağım” gibi belirsiz ve ölçülemeyen hedefler belirliyor. Bilimsel araştırmalar, spesifik olmayan hedeflerin ilerlemeyi takip etmeyi zorlaştırdığını ve motivasyon kaybına yol açtığını gösteriyor. Bu nedenle hedefin açıkça tanımlanması, tarih ve metriklerle desteklenmesi başarı şansını artırıyor.

‘Asıl mesele başarısızlık değil’

Bunun yanı sıra uzmanlara göre asıl mesele sadece başarısızlık değil, bu başarısızlık hakkında konuşma biçimimiz. Çünkü bir karardan vazgeçme biçimi, hem kişinin kendi motivasyonunu hem de çevresindekilerin ona yeniden deneme konusunda duyduğu güveni etkiliyor.

Londra Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden Profesör Janina Steinmetz, The Conversation‘da kaleme aldığı yazıda tutmayan yeni yıl kararlarının perde arkasını açıkladı.

Steinmetz’e göre araştırmalar, bir yeni yıl kararından vazgeçildiğinde kullanılan dilin kritik olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle başarısızlığın kontrol edilebilirliği üzerinde durmak, durumu daha yapıcı hale getirebiliyor.

Çoğu yeni yıl hedefi zaman ve para yatırımı gerektiriyor. Örneğin formda olmak için hem egzersize zaman ayırmak hem de spor salonu üyeliği ya da ekipman için para harcamak gerekiyor. Bu kaynaklardan birinin eksikliği, kararların bozulmasında önemli rol oynuyor.

2024’te yapılan bir çalışmada katılımcılar, hedeflerinden vazgeçen kişilerin hikâyelerini okudu. Sonuçlar dikkat çekiciydi: Başarısızlığını para eksikliğiyle açıklayan kişilerin, gelecekte hedeflerine daha sadık olacağı ve daha yüksek özdenetime sahip olduğu düşünüldü. Bunun nedeni, para eksikliğinin kolay kontrol edilemeyen bir durum olarak algılanması.

Yani başarısızlık bu nedene bağlandığında, “Elinden geleni yaptı ama şartlar elvermedi” algısı oluşuyor.

Kontrol dışı faktörler, duygusal yükü azaltıyor

Uzmanlara göre geçmişteki başarısızlıklar değerlendirilirken, kontrol dışı faktörlere odaklanmak duygusal yükü azaltabiliyor. Ancak geleceğe bakarken zamanla ilgili yaklaşımı değiştirmek gerekiyor. “Zamanım yoktu” demek yerine, zamanı nasıl yöneteceğini aktif biçimde planlamak, yeniden deneme motivasyonunu artırıyor.

Ekim 2025’te yayımlanan bir araştırma, “Zamanım yoktu” yerine “Zaman yaratmadım” diyen kişilerin geleceğe dair daha güçlü bir kontrol duygusu hissettiğini ortaya koydu. “Zaman yaratmak”, kişinin programı üzerinde aktif bir kontrolü olduğunu ima ediyor. Bu da “Gelecekte farklı yapabilirim” inancını güçlendiriyor.

Kararlarda keyif faktörü ihmal ediliyor

Yeni yıl kararlarının tutmamasının bir diğer nedeni de hedeflerin fazla iddialı olması ve süreçte keyfin göz ardı edilmesi.

Uzmanlar, sadece hedefe odaklanmanın yeterli olmadığını, yolculuktan keyif almanın da şart olduğunu vurguluyor. Örneğin daha çok spor yapmak isteyen biri, spor salonunda kendini yetersiz hissediyorsa ya da süreçten zevk almıyorsa, motivasyon hızla düşebiliyor.

Bu nedenle hedefi daha eğlenceli ve ulaşılabilir hale getirmek, küçük başarıları fark etmek ve değişim inancını canlı tutmak önemli görülüyor.

Yeni başlangıç için takvimi beklemek şart değil

Yeni yıl kararları her ne kadar büyük beklentilerle alınıp sıkça bozulsa da, uzmanlar bunun tamamen kötü bir alışkanlık olmadığını söylüyor. Araştırmalar, takvimdeki yeni başlangıçların “temiz sayfa” etkisi yarattığını ve olumlu alışkanlıklar için fırsat sunduğunu gösteriyor.

Ancak bu etkiyi yaratmak için illa 1 Ocak’ı beklemek gerekmiyor. Uzmanlara göre insanlar kendi “yeni başlangıçlarını” da yaratabilir: Sevgililer Günü, bahar ayları ya da kişisel bir dönüm noktası, motivasyonu yeniden canlandırmak için yeterli olabilir.

Özetle Steinmetz’e göre, yeni yıl kararlarından vazgeçmek bir başarısızlık değil; asıl fark yaratan, bu vazgeçişi nasıl yorumladığımız ve bir sonraki denemeye nasıl hazırlandığımız.

/Kaynak: Euronews/

İlginizi Çekebilir

MHP’li Feti Yıldız: SDG’ye verilen süre dolmuştur
2025’te yılın kelimesi: Çürüme

Öne Çıkanlar