Konferans, Ey Reqib marşının okunması ve saygı duruşuyla başladı. Ardından KNK Eşbaşkanı Ahmet Karamus, açılış konuşmasında Lozan’da Kürt halkının iradesinin yok sayıldığını ve Şeyh Said isyanının bu inkara karşı bir cevap olduğunu vurguladı.
DAHA ÖRGÜTLÜ VE GÜÇLÜ BİÇİMDE SÜRÜYOR
Karamus, Kürt halkının bugün artık bölgesel çözümün aktif bir öznesi haline geldiğini, özgürlük mücadelesinin örgütlü ve stratejik bir zemine kavuştuğunu belirtti. Karamus, “Şeyh Said Efendi ve arkadaşlarının uğruna can verdiği özgürlük mücadelesi bugün daha örgütlü ve daha güçlü bir biçimde devam etmektedir. Bugün halkımızın iradesiyle bu mücadele, birlik ve özgürlük yolunda kararlılıkla sürdürülmektedir.” dedi.
İNKAR SONA ERDİ
CÎK Başkanı Mele Şevket Çakır, Osmanlı’nın yıkılış sürecinde Kürtlerin Türklerle birlikte durduğunu, ancak Atatürk’ün bu desteği inkar ve katliam politikalarıyla yanıtladığını söyledi. Çakır, Şeyh Said’in “Beni asacaksınız biliyorum ama torunlarımız intikamımızı alacak” sözünü hatırlatarak, bugün bu mücadelenin Kürt Özgürlük Hareketi tarafından sürdürüldüğünü ifade etti. Çakır, “Artık inkar sona erdi, Kürtler bugün barış ve hak arayışıyla masadıdır” dedi.
KÜRTLER TARİHİNE SAHİP ÇIKMALI
Belçika Kürt Enstitüsü’nden Derviş Ferho, Kürt tarihinin dış güçler tarafından anlatıldığını ve Kürtlerin kendi tarihine sahip çıkması gerektiğini belirtti.
BİRLİK ŞART
Şeyh Said Derneği Başkanı Mehmet Kasım Fırat da video mesajında, Şeyh Said isyanının Kürt halkının hak ve özgürlük mücadelesi olduğunu hatırlattı. Fırat, “Bugün burada bu günün koşullarında Kürt halkının bütün güçlerine siyasetlerine çağrımız; birliğimiz ve ortak hareket etmemizdir. Bu çok önemlidir. Yüz binlerce şehit verdik bu uğurda, artık birlikteliğimiz bu şehitlerin anısına bir bağlılık olarak da şarttır” diye konuştu.
Öte yandan PKK Lideri Abdullah Öcalan da konferansa İmralı’dan bir mesaj gönderdi.
Öcalan mesajında, ”Şeyh Said şahsında andığımız tarihsel gerçeklik, yalnızca bir kalkışmanın ya da yerel bir isyanın ötesindedir. Bu gerçeklik, Kürt halkının toplumsal hafızasında derin izler bırakmış, geleneksel bir varlık mücadelesidir. O mücadele, dayatılan tekçi zihniyete karşı Kürt toplumsallığının inançla, gelenekle ve iradeyle ortaya koyduğu isyandır.” ifadelerini kullandı.
Şeyh Said’in döneminin koşullarında toplumsal sorumluluğu yüklenmiş bir öncü olarak, Kürtlüğün iradesine yönelen inkâr politikalarına karşı güçlü bir duruş sergilediğini belirten Öcalan şöyle dedi:
”Onun şahsında anlam bulan bu kalkışma, yalnızca siyasi değil, aynı zamanda toplumsal bir tepkidir. Bu tepki, Kürtlerin kendi hakikatlerine olan sadakatinin tarihsel bir ifadesidir. Cumhuriyetin kuruluş yıllarında uygulanan merkeziyetçi ve tek kimlikli siyaset, Kürt halkını varlığından soyutlamayı amaçlıyordu. Şeyh Said, bu siyasete karşı “Biz adalet istedik, siz idam verdiniz” diyerek bir halkın sesini idam sehpasına kadar taşımıştır. Bu söz, hakikatin baskı karşısında geri adım atmadığının en yalın ve güçlü göstergesidir. Ayrıca, “Hani savcı bey, biz kuzulu bir ziyafet yapacaktık” sözü, karşı karşıya kaldığı komplonun dile gelmiş hâlidir. “Torunlarım mutlaka öcümü alacak” sözü ise, gelecek kuşaklara bıraktığı direniş umudunu ifade etmektedir…”










