SOL Parti Sözcüleri İlknur Başer, Önder İşleyen, İsmail Hakkı Tombul ve Gizem Özdem ile bir araya gelen Özel’e CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Genel Başkan Yardımcıları Gökçe Gökçen ve Serkan Özcan eşlik etti.
BirGün’ün haberine göre görüşmenin ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile SOL Parti heyeti açıklamalarda bulundu.
SOL Parti Sözcüsü Önder İşleyen, görüşmeye ilişkin açıklamasında, “Bugün birlikte ülkenin yaşadığı sorunları değerlendirme fırsatımız oldu. Türkiye’de adı konulmamış bir darbe sürecinden geçiyor. İstanbul’da süren davanın nasıl tel tel döküldüğünü bir taraftan görüyoruz ama bir yandan da belediyelere dönük haksız operasyonlar devam ediyor. Öte yandan son örneğini BirGün gazetesinin muhabiri İsmail Arı’da gördüğümüz gibi gazetecilere baskılar sürüyor. Bir taraftan Akbelen direnişçilerinde gördüğümüz gibi hak mücadelesi yürüten insanlara, sendikacılara dönük operasyonlar sürüyor” dedi.
“TEK ADAM REJİMİ DERİN BİR KRİZ İÇERİSİNDE”
Önder İşleyen, şöyle devam etti: “Aslında bütün bunlar bize, karşımızdaki iktidarın gücünün değil, nasıl bir güçsüzlük içerisinde olduğunu, tek adam rejiminin derin bir kriz içerisinde olduğunu bir ifadesi olarak karşımıza geliyor. Onlar da aslında bu tek adam rejiminin yaşadığı iktidar krizini aşabilmek için iki tane yola başvurduklarını görüyoruz; bir tanesi zorbalık ve baskı. Bu şekilde Türkiye’de aslında sandığın ve seçimlerin fiilen anlamsızlaştırıldığı, seçme ve seçilme hakkının yok edildiği bir düzen, bir rejim olarak ayakta kalmak istiyorlar. Mühürsüz oylardaki gibi bir kez daha ‘atı alıp Üsküdar’ı geçme’ oyunu kurmak istiyorlar. Bunun için en büyük destekçileri Türkiye’nin emekçi halkları değildir. Türkiye toplumunun büyük çoğunluğunun onları terk ettiğini, onların karşısında olduğunu, onlardan bir kurtuluş için mücadele ettiğini hepimiz biliyoruz. Onların en büyük destekçisi 12 Eylül’de ‘bizim çocuklar’ dedikleri, bugün Trump’ın ‘harika çocuklar’ diye seslendiği Amerika ve Trump’tır en büyük destekçileri. Buna karşı birlikte, dayanışma içerisinde mücadele etmeye devam edeceğiz.”
“SANDIĞI KAÇIRMA PEŞİNDELER”
Aara seçim talebi hakkında da değerlendirmelerde bulunan İşleyen, “Ara seçim önerisini değerlendirdik. Aslında bizim değerlendirmemize hiçbir ihtiyaç olmaksızın Anayasa’nın bir zorunluluk olduğu şeyin hayata geçirilmesinden başka bir yol yok. Ama Anayasa’yı atlayarak, zarları hileli atarak bir kez daha seçimi ve sandığı kaçırma peşinde olduklarını ifade ediyorlar” diye konuştu.
“DİRENEREK KAZANABİLECEĞİMİZİN BİLİNCİNDEYİZ”
İşleyen, şunları söyledi: “19 Mart’tan bugüne sokaklarda, meydanlarda, ülkenin her yerinde her tür hukuksuzluğa karşı nasıl bir dayanışma içinde olduysak bunun çoğaltılmasının çok önemli olduğunu ortaya koyuyor. Direnerek kazanabileceğimizin bilincindeyiz. Onun için bu direnişi sadece CHP ve SOL Parti’nin değil elbette; ülkedeki bütün toplumsal muhalefet güçlerinin, ülkedeki bütün direnme dinamiklerinin bir araya geldiği ve bu rejime son vermek için birlikte hareket ettiği bir kuvveti yaratma konusunda kararlıyız” ifadelerini kullandı.
Ara seçim talebine değinen İşleyen, “Ara seçim meselesi de öyledir. Türkiye’de kurulacak her sandık, Türkiye’de yürütülecek her mücadele; tek adam rejiminin oylanacağı bir referandumdur. Kaçtıkları şey budur” dedi.
SOL Parti Sözcüsü Önder İşleyen, şöyle devam etti: “Bugün bizim burada olmamız, Türkiye toplumuna bütün direnenlere, bu ülkedeki gençlere, kadınlara, Alevisi ile, Sünnisi ile, Türk’üyle, Kürt’üyle bütün emekçi ezilen halklara, birliğe, birlikte mücadeleye bir çağrı olarak anlaşılmalıdır. Biz hep beraber yürüyeceğiz. Bugün hep beraber bir umut çizgisi yarattık. Bunu doğru ve birleşik adımlarla sürdüreceğiz. Ve umut çizgimiz mutlaka ülkenin daha güzel günlere çıktığı zafer çizgisiyle buluşacaktır. Buna da kalpten ve sonsuz bir inançla mücadelemizi sürdüreceğiz.”
ÖZGÜR ÖZEL’DEN ‘ARA ZAM’ VURGUSU
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise konuşmasında, “Hem İran Savaşı ve savaşın Türkiye’de özellikle yoksul kesimlere, emekçi kesimlere, emeklilere yüklediği yeni yükler, akaryakıt fiyatlarındaki artışların büyük bir acemilikle doğrudan pompaya yansıtılması ve eşel mobil sistemindeki ÖTV kısmı bittikten sonra bu konuda, ilk kısmı da biz önermiştik biliyorsunuz, tedbir almamaları yüzünden hatta ve hatta kendileri elektrik fiyatlarına, doğalgaz fiyatlarına yüzde 25’lik faiz zamları da yaparak yeni bir enflasyon dalgasını yarattılar, iğneden ipliğe her şeye özellikle de gıdaya inanılmaz zamlar geliyor. Bu Türkiye’de artık ara seçimi konuşmadan hemen önce ifade etmem lazım ki; bir ara zammı, hem asgari ücrette hem emekli maaşlarında mutlaka bir düzenlemenin yapılıp daha üç ayda yüzde 10 ve bir yıllık hedef yüzde 16’yken neredeyse dört ayda bu hedefi tüketecek bir noktadayız. Bunun için dünyadaki bütün demokrasiler toplumun kırılgan kesimleri için tedbirler alıyorlar. Bu konudaki yaklaşımımızı ve Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizin önerilerini içeren raporumuzu kendilerine takdim ettik. Buradan bu ara zam konusunun da bir kez daha altını kalın kalın çizmiş olalım” ifadelerini kulalndı.
Ara seçim talebine değinen Özel, şunları kaydetti: “Ara seçim maddesi, teşekkür ediyoruz. Zaten hepimiz bir toplum sözleşmesine bağlıyız, Anayasa’ya bağlıyız. Anayasa’ya birilerinin uyup birilerinin uymadığı bir ikili hukuk sisteminde, ikili yaklaşımda ya da Anayasa’nın bazı maddelerinden güç alıp bazı maddelerini yok saydığı bir anayasasızlaştırma sürecine hep birlikte itiraz ediyoruz. Siz Anayasa’nın bir maddesi gereğince Cumhurbaşkanlığı yapacaksınız, bir maddesi gereğince Meclis seçimleri yapılacak. Bir sonraki maddesi gereğince ‘yapılsın’ denen ara seçimlere ‘İşime gelmiyor, ben bu ara seçimi yapmayacağım’ diyeceksiniz. Bunun iler tutar hiçbir tarafı yoktur.”
CHP Genel Başkanı Özel, şunları ifade etti: “Bu yapılacak olan ara seçimler, Erdoğan’ın kaçtığı ara seçimler aslında milletin geçmişte ‘Mülakatı kaldıracağım’ diye o isteyen, ‘Yılda dört kez asgari ücreti zamlayacağım’ diye o isteyen, ‘Enflasyonu tek haneye indireceğim’ diye oy isteyen Erdoğan’ın toplumdaki desteğinin tamamen ortadan kalktığının görülmesine engel olma çabasıdır. O yüzden kaçıyor seçimlerden.”
“BİRLİKTE MÜCADELE” MESAJI
“Birlikte mücadele” vurgusu yapan Özel, “Konuştuğumuz tüm konularda partiler arası diyaloğun, işbirliğinin, eşgüdümün sürmesi gerektiği noktasında ve bütün muhalefetin ortaklaştığı toplumun temel talepleri noktasında hep birlikte bütünleşik bir mücadeleyi sürdürme konusunda da karşılıklı görüş alışverişleri yaptık. Bu konuda mutabık olduğumuzu ifade etmeliyim” diye konuştu.
SOL Parti’ye teşekkür eden Özel, “SOL Parti’ye, buradaki genel başkanları, yöneticileri şahsında bütün SOL Parti ailesini de saygıyla selamlıyorum. 19 Mart darbesinde meydanlarda ve her fırsatta bu darbeye karşı göstermiş oldukları büyük dayanışma için de teşekkür ederim” dedi.
“Birleşik muhalefetin nasıl gerçekleştirileceğine” ilişkin soruya SOL Parti Sözcüsü İsmail Hakkı Tombul, “Her partinin çok ayrı programı var. Ama bugün çok yakıcı bir sorunla karşı karşıyayız. Ayrıntılandırdıkça ayrışabiliriz. Bugün tek adam rejimine karşı üst başlıkta anlaşan bütün muhalif kesimlerin yan yana mücadele etmesine ihtiyaç var. İkincisi, emeklisinden emekçisine, kadınlardan gençlerine bir karabasan altında yaşıyoruz. Artık yaşanmaz bir hale geldi bu ülke bizim için. Toplumun 7-8 maddede, örneğin savaşa karşı antiemperyalist bir tutum, laikliğin savunulması, başta eğitim ve sağlık olmak üzere kamu hizmetlerinin ücretsiz olması, kadınların ve gençlerin özgürce yaşamalarını teminat altına konularda ortaklaşıp bunun üzerine mücadele ettiğimizde bu rejimi yeneceğimizi ve toplumda bir değişim duygusunu yeniden yükselteceğimizi inanıyoruz” cevabını verdi.
“ÖNCE DEMOKRASİYİ SAVUNACAĞIZ”
“Dünyadaki belirsizliklerle de birlikte bugün siyasetin rekabetten çok ortağın sorumluluk üzerinde yeniden şekilleneceği bir dönemin habercisi olabilir mi bugünkü temasımız?” şeklindeki soru üzerine Özel, şu cevabı verdi:
“Olabilir, tam olarak da bunu söylüyoruz. Önümüzdeki seçimler otokrasi ile demokrasi arasında tercihin yapılacağı seçimler olacak. Şüphesiz ki birbirinden çok farklı programları olan, Türkiye’yi yönetme tahayyülleri birbirinden farklı olan ama ortak noktası gücünü sandıktan ve demokrasiden alan siyasi partiler olarak; sandığı kaçırmaya ya da sandığı anlamsızlaştırmaya, Türkiye’deki seçimleri demokrasinin olmadığı ülkelerdeki göstermelik seçimlere dönüştürmeye, rakibini hapse atarak olur, rakibi olan siyasi partilerin kurumsal yapılarına saldırarak olur ya da haber yazan gazeteci tutuklayarak, tepki gösteren veya eleştiride bulunan öğrenciyi haksız yere aylarca cezaevlerinde tutarak olur; demokrasiyi askıya alan bir anlayışa karşı hep birlikte önce demokrasiyi savunacağız. Eğer demokrasi dediğimiz, siyasi partiler arası rekabet dediğimiz şey çok kaba bir tabirle futbol sahasında oynanan bir oyun ise Tayyip Erdoğan’ın golü kendi attığında ve maçı kendi kazandığında oynadığı, kaybedeceği zaman elinde bıçakla topu kesip maçı bitirmeye çalıştığı bir yerde biz sahamızı ve topumuzu koruyacağız. Sonra kendi içimizde rekabet yaparız.”
/Kaynak: BirGün/












