🔴 DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, ”Israrla Rojava’yı, Kuzey Doğu Suriye Demokratik Güçlerini Türkiye halklarına, Ortadoğu halklarına düşman gösterme çabası var. Kürt halkı hiçbir zaman yaşadığı coğrafyadaki halklara düşman olmadı. Rojava’da açığa çıkan ortak yaşam iradesi, demokrasi iradesi her birimizin savunacağı temel parametrelerden biridir.” dedi.
Demokratik Kurumlar Platformu, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Gençlik Meclisi öncülüğünde, Diyarbakır’da “Öncüleşen gençlikle demokratik toplum şöleni” şiarıyla düzenlediği “Barış ve Demokratik Toplum Yürüyüşü” sonrası konser düzenlendi.
Mezopotamya Ajansı‘nın haberine göre şenlikte bir konuşma yapan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrı sonrası başlayan sürece değinerek şunları söyledi:
“Bu süreç yaşandığı aylar içerisinde belli testlerden geçirilmek istendi, zorlukla baş başa bırakılmak istendi. Kürt özgürlük hareketi belki de kimsenin beklemediği adımlar atarak, Ortadoğu’daki barışta ısrarın, emeğinin ne kadar güçlü olduğunu gösterdi. 27 Şubat’taki çağrı bütün Türkiye’de de bir yankı buldu. Artık özgür bir arada yaşayabileceğimizin umudunu taşıyabiliyoruz. Barış ve Demokratik Toplum sürecinin bir rotası var. Bu rotanın içinde hukuk var, demokrasi var, özgürlük var. Kim bunun sözcülüğünü yapıyor? Kürt özgürlük hareketi yapıyor. Kürdistan’da halkımız öyle şeyler yaşadı ki… Bir laboratuvar yapıldı burası. En büyük zorlukların, düşman politikalarının yaşandığı yer, bugün bu ülkenin demokratik bir hale, özgür hale gelmesine öncülük ediyor. Bu kıvanç bu gurur hepimize yeter. Özgürlük mücadelesini bayrak yapıp yere düşürmeyenlerin ayağına taş değmesin. Kürt halkının barış umudunu yapanların ayağına taş değmesin. Onların sayesinde hukuku, demokrasiyi ve özgürlükleri konuşuyoruz.”
‘ORTAK YAŞAMI HEDEF HALİNE GETİRİYORLAR’
Süreç devam ederken iktidarın Suriye’ye dönük yürüttüğü politikalara işaret eden Çiğdem Kılıçgün Uçar, konuşmasına şöyle devam etti:
“Ülkenin Dışişleri Bakanlığı Suriye’den çıkmıyor. Derdi ne? Kuzey Doğu Suriye’nin yıllarca tırnağıyla ilmek ilmek ördüğü ortak yaşamı hedef haline getiriyor. Halkların bir arada yaşamasını hedef haline getiriyor. Siz bugüne kadar Kürdistan’da Türkiye’de bomba patlatan, insanları katleden DAİŞ’e parmak salladınız mı? Bu ülke HTŞ ile komşu olmayı kabul ediyorken, Kürt halkıyla niye sınır komşusu olamıyor? Rojava kimsenin test alanı değildir. Araya sınır koysanız da Kürt halkının kalbi 4 parça Kürdistan’da bir atar. Kürtler bugün bir güç. Demokrasinin, özgürlüğün, kadın özgürlük mücadelesini, ‘Jin, jiyan, azadî’ sloganıyla evrenselleştiren bir güç. Ama görün ki sabah akşam Suriye’de başka şeyler yapılmaya çalışıyor. Israrla Rojava’yı, Kuzey Doğu Suriye demokratik güçlerini Türkiye halklarına, Ortadoğu halklarına düşman gösterme çabası var. Kürt halkı hiçbir zaman yaşadığı coğrafyadaki halklara düşman olmadı. Tam tersine düşmanlık yapanların karşısında durdu. Düşmanlık yapanların elinden bütün kozları aldı. Rojava’da açığa çıkan ortak yaşam iradesi, demokrasi iradesi her birimizin savunacağı temel parametrelerden biridir.”
KOMİSYON
Süreç kapsamında Meclis’te kurulan komisyona da değinen Çiğdem Kılıçgün Uçar, komisyonun en çok ihtiyaç duyduğu şeyin cesaret olduğunu kaydetti. Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Ne devlet ne de iktidar aklı ideolojik sınırlar çizmemeli. Barış demokratik toplum dediğimiz şey herkesin aynı şekilde düşünmesi, aynı dili konuşması, aynı partiye oy vermesi demek değildir. Barış ve demokratik toplumun temelinde özgürlükler ve hukuk vardır. Türkiye’deki siyaset gündeminde sahte diploma var. Siyaset alanını o kadar kirlettiler ki demokrasi, özgürlükler adına iş yapan bir mekanizma olmaktan çıkardılar. Demokratik siyasetin öncülüğünü yapan kim. Bizleriz. Türkiye’de ve Ortadoğu’da demokratik siyasetin Kürt sorununun çözümünde en güçlü anahtar olduğunun tespitini yapan, bunun mücadelesini veren bizleriz. Kürtler bu topraklara demokratik siyaseti armağan etmiştir. O yüzden yeni dönemin ruhu demokratik siyasettir, barış ve demokratik toplumdur. Kurucusu olduğumuz bu coğrafyada Türkiye’nin kuruluş aşamasında, anayasasından Meclisi’ne Kürtlerin varlığına dair kurulan sözleri, yapılan antlaşmaları kim ortadan kaldırdıysa; bugün ülkenin demokratikleşmesini engelleyenler onlardır. O yüzden diliyoruz ki komisyonda yer alan siyasi parti temsilcileri bu süreci sahiplenir. Kaybedilecek bir yüz yılımız daha, değerlerimiz yok” ifadelerini kullandı.









