🔴 30 yılı aşkın süredir gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini soran Cumartesi Anneleri, TBMM’de kurulan komisyonun kabul ettiği raporda taleplerine ve anlatımlarına yer verilmediğini belirtti. Kayıp yakınları, “Toplumsal barış inkârla değil, hakikatin kabulüyle mümkündür” diyerek rapora tepki gösterdi.
Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek için Galatasaray Meydanı’nda 1995 yılından beri oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri, TBMM’de kurulan süreç komisyonunun hazırladığı taslak rapora tepki gösterdi.
PKK’nin fesih süresinde atılacak yasal adımları planlamak için TBMM’de kurulan komisyonun hazırladığı taslak rapor, Komisyon’da 2 ret ve 1 çekimser oya karşı 47 oy ile kabul edildi.
Yıllardır gözaltında kaybedilen çocukları için tüm engellemelere rağmen adalet talebini kamuoyuna duyuran Cumartesi Anneleri, komisyonda dinlenmelerine rağmen yaşadıkları hakikatin ve taleplerinin raporda yer almadığını vurguladı.
Kayıp yakınlarının açıklamasında “Demokratikleşme ve toplumsal barış iddiasıyla hazırlanan bir raporda, zorla kaybetmeler gibi ağır, sistematik ve süreklilik arz eden insan hakları ihlallerinin yok sayılması; bu iddianın kendisiyle açık bir çelişki içindedir” ifadelerine yer verildi.
Toplumsal barışın yalnızca hakikatlerin kabulüyle mümkün olduğunu ifade eden Cumartesi Anneleri’nin açıklaması şu şekilde:
‘GERİDE BIRAKILAN HAYATLARI ANLATTIK’
“Cumartesi Anneleri olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda dinlendik. Yıllardır Galatasaray Meydanı’nda taşıdığımız acıyı, hakikatimizi ve adalet taleplerimizi bu kez Meclis kürsüsünde dile getirdik. Kayıplarımızın isimlerini, hikâyelerini ve geride bırakılan hayatları anlattık.
‘NE HAKİKATLERİMİZE NE TALEPLERİMZE YER VERİLMİŞ’
Ancak büyük bir hayal kırıklığıyla gördük ki Komisyon’un hazırladığı raporda ne hakikatimize ne de dile getirdiğimiz taleplere yer verilmiş. Demokratikleşme ve toplumsal barış iddiasıyla hazırlanan bir raporda, zorla kaybetmeler gibi ağır, sistematik ve süreklilik arz eden insan hakları ihlallerinin yok sayılması; bu iddianın kendisiyle açık bir çelişki içindedir.
‘HER SESSİZLİK, CEZASIZLIĞI BÜYÜTÜYOR’
Kayıp yakınlarının beyan ve taleplerini resmi kayıtlardan dışlamak; acıyı derinleştiren, yas hakkını gasp eden ve adalet talebini bastıran anlayışın sürdürülmesidir. Bu tutum, kayıplarımızın akıbetini karanlıkta bırakan şiddetin yalnızca geçmişte kalmadığını; inkar ve yok sayma yoluyla bugün de devam ettiğini göstermektedir. Görünmez kılınan her söz, uzatılan her sessizlik, cezasızlığı büyütmektedir.
‘TOPLUMSAL BARIŞ, HAKİKATIN KABULÜYLE MÜMKÜN’
Biz biliyoruz:
Toplumsal barış inkârla değil, hakikatin kabulüyle mümkündür.Dayanışma mağdurların sesini kısmakla değil, onların adalet talebini sahiplenmekle güçlenir.Demokrasi ise eleştirel hafızayı dışlamakla değil, geçmişle cesurca yüzleşmekle kök salar.
‘MÜCADELEMİZ, RESMÎ METİNLERE İHTİYAÇ DUYMAYACAK KADAR GÜÇLÜ’
Sözlerimizin ve taleplerimizin resmi bir raporda yer bulmaması, yalnızca bize değil; adalet arayan, hakikat talep eden tüm topluma yapılmış bir haksızlıktır. Komisyon raporunda yer verilmemiş olabilir. Ancak mücadelemiz resmi metinlere, resmi onaylara ihtiyaç duymayacak kadar meşru ve güçlüdür. 30 yılı aşan ısrarımızla söylüyoruz: Biz buradayız. Kendi tarihimizi, kendi hafızamızı ve kendi hakikatimizi yazmaya devam edeceğiz. Kayıplarımızı unutturmayacağız.”
TALEPLER SIRALANDI
Cumartesi Anneleri, komisyon raporunda yer verilmeyen şu talepleri bir kez daha kamuoyu ile paylaştı:
• Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları eksiksiz uygulansın.• Galatasaray Meydanı’ndaki keyfi yasaklamalar son bulsun.• TBMM bünyesinde, gözaltında kayıpları araştırmak üzere bağımsız ve etkili bir Hakikat Komisyonu kurulsun.• Devlet, gözaltında kaybetme suçundaki sorumluluğunu kabul etsin.• Gözaltında kaybedilenlerin akıbetleri açıklansın; kalıntıları ailelerine teslim edilsin.• Fail ve sorumluları koruyan cezasızlık uygulamalarına son verilsin; etkin ve tarafsız soruşturmalar yürütülerek adalet sağlansın.• Gözaltında kaybetme fiili insanlığa karşı suç olarak düzenlensin; zamanaşımı cezasızlığın aracı olmaktan çıkarılsın ve bir daha hiç kimse gözaltında kaybedilmesin.• Türkiye, BM Tüm Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Sözleşme’yi ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni kuran Roma Statüsü’nü imzalasın, onaylasın ve uygulasın.
/Kaynak: Birgün/








