Delil Karakoçan: 12 Eylül: Darbe mekaniği ve Sisifos döngüsü’nün sonu…

Yazarlar

Hiçbir darbe şafağa yakalanmak istemez. Şafak işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin zamanıdır çünkü… Tütün toplayan emekçiler, fabrika yolunu tutan kadınlar, tarlaya giden reçberler şafakla hayata dahil olur. Devrimciler doğacak günü selamlar…

Bu nedenle darbeler genellikle şafak vakti, doğan güne/güneşe karşı yapılır. “Vatanın birliği ve bütünlüğü için yönetime el konur. Hükumetler feshedilir. Yasalar, anayasalar askıya alınır. Sokaklar boşalır; “halkın can güvenliğini sağlamak” üzere üniformalılar sert adımlarla sokağa iner. Yasaklar, sınırlamalar, genelgeler, kanun hükmünde kararnameler birbirini izler. Partiler, sendikalar, okullar, dernekler, sivil örgütler kapatılır. Gözaltılar başlar;  devrimciler, öğrenciler, aydınlar, yazarlar, sanatçılar, ilericiler,  siyasi partililer, sendikacılar tutuklanır. Kelepçeler, prangalar, demir parmaklıklar günlük hayata geri döner. Muhalefet susturulur. İşkence temel uygulama haline gelir. Birlik, dayanışma, yardımlaşma “terör faaliyeti” sayılarak insanların bir araya gelmesi yasaklanır. Kitaplar, kasetler, dergiler yakılır.

* * *

Evet doğru tahmin ettiniz: Darbe mekaniğidir bu. 12 Eylül ya da başka bir tarih ne fark eder. Hak ve özgürlükler sıfırlanırken, ince at kuruğuna bağlı Demokles  kılıcı halkların tepesinde sallanır durur. Korku bir salgın gibi toplumu sarar. Kılıç, her sosyal kabarışta halkları biçer. Müdahaleler mekaniği bir başka döngü yaratır: “Sisifos döngüsü.” Bu döngüyü bilirsiniz: “Sisifos ölümle cezalandırılır. Ölüler Ülkesi tanrıları onu sonsuza dek bir taşı bir tepeden yukarı yuvarlamaya mahkum ederler; hedefe her yaklaşmada taş yine aşağıya düşer.”  Sisifos her defasında başarısız olur, ancak umutludur; taşı tepeye çıkarma amacından vazgeçmez.

İnkarcı, yasakçı şiddetin özgürlükle olan problemidir bu. Bu kavganın bir ucunda Erk, öteki ucunda ezilenler ve tüm bir toplum vardır. Demokratik aydınlanmanın, birliğin ve sosyal kabarışın yükseldiği her dönemde darbe mekaniği farklı biçimlerde devreye girmiştir. Bu bağlamda halklar, 12 Eylül’den gümümüze yaklaşık yarım asırlık zamanda darbe mekaniğinin içinde tutulmuştur. Sıkıyönetimler, OHAL’ler, KHK’lar, Genelgeler ve tüm bunlara dayalı uygulamalar darbe mekaniğini tüm zamana yayılmış biçimde genişletmiştir. Bunun en yalın biçimleri siyasal tasfiye operasyonları ve kayyum atamalarıdır.

* * *

12 Eylül geleneği, Erk açısından önemli siyasal ve idari dayanaklar oluşturuyor olsa da,  “Sisifos döngüsü” önemli oranda kırılmış, taş tepeye oturtulmuştur. Demokratik mücadeleler “sil baştan” kurtulmuştur. Bugün ciddi sorunlar yaşasa da döngüden çıkmış, gerici rejimlerin kendisi döngüye hapsolmuştur.

Bu bağlamda rejim sorunsalı çok daha derinleşmiştir. Bundan çıkarılacak sonuç şudur: Darbe mekaniği devam ediyor! 12 Eylül, oluşan darbe mekaniği ve yarattığı sonuçlar ciddi bir eleştiriye tabi tutulup tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmadıkça, problem devam edecektir.

/munzurpress.com/

İlginizi Çekebilir

Kenan Azizoğlu: İçten Süzülen…
Mecit Zapsu: Van’ın Gölgelerinde Bir Günbatımı…

Öne Çıkanlar