Delil Karakoçan: Bir fotoğraf; Tepkiler ve nedenleri…

Yazarlar

Yoğun ve çözümlemeli siyasal alan eleştirisi yaptığımı herkes bilir. Sorun eleştiri yapmak değil, doğru-çözümlemeli eleştiri yapmaktır. Yoksa bir anlamı olmaz; kimse ciddiye de alamaz.

Mesele “öldürmek” de var olanı “yaşatmak” da değildir. “Doğru geliştirmektir.”  Zira öldürmek inkara, yaşatmak tutuculuğa götürür. Ben öldürmek ile yaşatmak arasındaki evrimsel sürece inanırım. Evrim geçirmekte olan her şey her güç umut vericidir.

* * *

Tüm zaaf ve eksikliklerine rağmen DEM, mevcut koşullarda evrimleşerek değişim geçirecek tek güçtür. Umut verici olmasa da bu potansiyeli vardır.  Bu rolü oynayabilecek halihazırda başka da bir güç, yapı  ya da inisiyatif yoktur!  Elbette bu iyi bir şey değildir ancak konumuz da değildir.

DEM’in, Erdoğan ile oluşturduğu ve yoğun “tepki” alan fotoğrafa buradan bakıyorum. Öncelikle şunu belirteyim: Fotoğraftaki mimikler, bakışlar, duruşlar üzerinde durulacak, kılı kırk yararak orası burası mıncıklanacak, üzerine derin analizle yapılacak bir şey değildir. Yok “el pençe durmuşlar”, “Erdoğan’ın gözlerinin içine hayranlıkla bakmışlar”, şunu bunu yapmışlar… Tüm bunlar anlamsız, önemsiz şeylerdir. Zira analiz değildir; analitik hiç değildir.

O zaman önemli olan nedir?

Birincisi, böyle bir tablonun oluşmuş olmasıdır. Yani, iki problemli politik ucun bir biçimde ve yoğun uğraşlar sonucunda bir araya gelmiş olmasıdır. Yeni Türkiye inşası da  bu bileşim ve daha başka eklenecek tablolar üzerinden gerçekleşebilir.

İkincisi, Kürtler, Paulo Freire’nin “Ezilenlerin Pedegojisi”nde tanımladığı “Ezilenler özgürleşmenin değil, karşı kutupla -ezenlerle- özdeşleşmenin özlemini çekmektedir”  eşiğini önemli oranda aşmıştır.  Bilinçaltları tamamen temizlenmemiş de olsa eleştiriyi buraya odaklamak doğru değil gibidir. Aynı biçimde Robert S. Robins ve Dr. Jerrold M. Post’un tanımladığı “nefretin psikopolitiği”ne dayalı karşıtlığı da yıkmak, aşmak çabası içindedir.

* * *

Bundandır ki, benim için fotoğrafın “haber değeri” yoktur. Derin çözümlemelere konu edilecek bir husus hiç değildir. Aslında fotoğrafın değil, ondan önce bu sert, iç boşaltıcı tepkilerin analize ihtiyacı vardır.

İddia ediyorum: Bu olay geçmiş zaman dilimlerinden birinde yaşanmış olsaydı bırakın tepki toplamayı, haber bile olmazdı! Hatta araştırın bakın yaşanmış ancak dikkat dahi edilmemiş benzer bir çok görsel bulabilirsiniz.

Öyleyse neden?

Söyleyeyim: Birincisi, yeni çözüm sürecine ve çözüm biçimine bir çok birey kesim ve yapı tepkilidir. Meselenin doğrudan sorumlusu olmasa da, açık-gizli tepkilerin odağına DEM oturtulmuştur. İkincisi, Kürt demokratik güçlerinin büyülü gizemini yitirmiş olmasının yarattığı sıradanlık ve geliştirdiği Türkiye siyasetinin benimsenmeyişi tepkileri besleyen bir diğer olgudur. Üçüncüsü, AKP’nin Kürt meselesindeki olumsuz pratiği ve bunun yarattığı derin güvensizliktir.  Dördüncüsü, bir çok kesimin; “diyalog”, “siyaset” ve “siyasal diplomasi”yi geleneksel değerler üzerinden okuyor oluşudur. Beşincisi, daha çok egemen yapılarda görülen ancak ezilen halklarda da rastlanan “nefretin psikopolitiği”dir. Karşılık’ın Karşıtlık’a dönüşümü öfke ve nefret söylemini  politik dil haline getirmiştir.

Hepsi bu…

Ancak bir çok şey aşıldığı gibi bu da aşılacaktır…

 

/Kaynak: MunzurPress.Com/

İlginizi Çekebilir

Aşırı ekran süresi çocukları tehdit ediyor: Çözüm ebeveynlerin elinde
Ali Engin Yurtsever: Sessizliğin Sonu

Öne Çıkanlar