Çağımız “teknik/dijital iletişim çağı” olabilir ancak “ilişki çağı” değildir. Sosyal muhtevası yok gibidir. Kolektif amaçtan düştükçe, iletişim ve ikna yeteneğimiz köreliyor. Teorik konular kadar GÜNCELİ bilimsel ve amaca dönük tartışmaktan kopmuş oluyoruz. Çünkü egosantrik davranışlarımızın hayli sevdiği yalana yöneliyoruz. Yalan, çağa adını veriyor: “Yalan ve aldatma çağı”!
Yalan, yanıltmakla kalmaz yaratıcı beyni de tembelleştirip köreltir. Böylece insan kolektif doğayı kaybederek, kendi “yarattığı dünyanın” şövalyesi değil şarlatanı olur. Kâinata bir bakın: Kâinat da “kral benim”, “bilge benim” diyen “egosantrik”lerle doludur… Egosantrik ya da Egosantrizm (beniçincilik) de, “her şeyi kendine bağlamak, kendine indirgemek, kendiyle açıklamak, her şeyde kendi görüş açısından hükümde bulunmak, kendini esas almak” gibi “benmerkezciliği” ifade eder.
Her birimiz tanımın içindeyiz. Politik sosyal kaygılarımız “tarihsel doğruların” çürütülebileceği olasılığından çok; birey olarak, bir diğeri tarafından “aşılacağımız” korkusundan kaynaklanıyor. Bundandır ki “müsamere talebeleri” gibi “yengi”lerimizi istifleme gayreti içindeyiz. Eklektizm ve anlamsızlığın girdabında debelenip duran fikirlerimiz ve ondan beslenen tartışmalarımız, “doğrultu oluşturmak” gibi politik entelektüel kaygılardan hayli uzak duruyor. Tuhaf ve ucuz “üstün gelmeler” feyz aldığımız tek şey olarak davranışlarımıza yön veriyor. Sorunsalımızı oluşturan da hakikati bulma arayışından çok “kaybolmuşluğumuz”dur.
Hakikat şu ki: Ötekiyle köprüleri çoktan atmış “kendini görünür kılma” telaşının yarattığı bencilliğin tahtına kurulmuş garip ve paranoit korkular yaşıyoruz. “Kendi olamama”nın açmazında semirtmiş, bilimi, bilgiyi, doğruyu tekeline almış tatminsiz ve egosantrik yığınlar gibiyiz! Negatif yanlarımızın yarattığı “kendini beğenmişlik” yeni çağın teolojik prototiplerini yaratıyor…
Kolektiften kopmuş aklın beslediği öznelliğin ve ona karşıt olgulara sığınmış nesnelliğin eklektik alı(a)şımı gibiyiz. Endüstriyel kapitalizmin sosyolojik karşılığı olan bireyciliğin mutasyona uğramış sol sosyalist versiyonları gibi tel teliz…
Şunu biliyoruz: Sosyal kimliklerin bireysel zeminde ufak parçalara bölünmesi her bireyi toplumsal değer ve amaçla çatıştırır hale getirir. Anomi sadece Erk’in haksız yönetimi sonucu oluşmaz, politik hareketlerin yanlış çelişkili yönetimi de aynı sonucu yaratır. Problemin birinci basamağında egosantrizm varsa ikinci basamağında anomi vardır.
Burada birey ile siyasal merkezlerin negatif tutumu birleşerek aynılaşır. Yatay gelişme ve derinlik kazanma sorunsalının odağında da bu iki negatifin yarattığı barikat vardır. Akılcı ve akıcı olamayan demokratik siyasetin handikabıdır bu… Öncelik bu handikabın aşılmasıdır.









