Bundandır ki, Kürt siyaseti ve siyasal yapıların sosyalist, demokratik toplumcu bir kimliğe bürünmesi imkansız değil ancak hayli zordur. Hatta bu zorluk, devletin yarattığı zorlukla her alanda yarışır…
Not: Kürt orta sınıfına karşı değilim. Hatta emekleri katkıları hayli fazladır. Zamanında güçlükler de yaşamış, zindan da görmüş, büyük sermaye kaybı da yaşamıştır. Mağdur olanlar da hayli fazladır. Bu fedakarlıklarına rağmen siyasal güç arayışları ve Kürt siyasetine yön vererek, “nemalanmak” istemeleri caiz değildir.
Siyaset; ekonomik güç işi, rant işi değil; ondan önce fikir işi, akıl işi, bilgi işi, bilim işidir. Beklentisiz katılım işidir. Beklenti, istek, tamah, hisse, şu bu, demokratik siyaseti bozar; yozlaştırır. Demokratik Siyaset karşılık beklenmeden yapıldıkça, kişiselleştirilmedikçe her kese ve her kesime açıktır.
* * *
Bugün Kürt siyasetinin dayandığı sosyal yapı ağırlıkla yoksullar ve emekçiler gibi görünse de; pratikte bu yapı tasfiye olmuş, ağırlığı kalmamıştır. Orta sınıf Kürt siyasetine ve siyasal “demokratik” yapılarına çoğunlukla hakim olmuştur. Esas sorun Kürt orta sınıfının hayli büyümüş olması ve bu sınıfın geliştirdiği ikili güç ilişkileridir.
Kürt orta sınıfının, devlet/iktidarla 90’lı yıllara benzer çelişkileri yoktur. Ekonomik- kültürel entegrasyon ve bunun yarattığı imkanlar sistemle olan çelişkilerini minimal düzeye çekmiştir. Kürt siyasal mücadelesinin yarattığı “iktidar zemini” kendileri açısından çekici olsa da; hakim cephede de hayli geniş alanlar bulmuştur. Bu alanda buldukları “ekonomik güç ve konfor alanlarını” korumak temel öncelikleridir. Bu hususun toplumsal hak ve özgürlüklerden önce geldiğini belirtmek gerekir. Dolaysıyla “düzen kaygıları” güçlüdür. Bu da bir tür tutuculuk yaratarak kendilerini “istikrardan yana” bir düzleme çeker…
***
Orta sınıfı yöneten ekonomik kaygılardır. Kürdistani hissiyatları ya da demokratik duyarlılıkları çoğunlukla bu kaygıların başladığı yerde biter.
Ekonomik güç oluşlarının bir diğer sonucu ise, Kürt siyaseti üzerinde etkili oluşları ya da olabileceklerini varsaymalarıdır. Refah düzeyleri İktidara karşı rahat oluşlarını sağlarken, Kürt siyasal zemininde ise “pay kapma” arayışına itmiştir.
***
2000’li yıllardan bu yapı karakter değiştirmiştir. “Destek unsur” konumundan çıkarak “pay isteyen”, bu yolla Kürt siyasetini doğrudan etkileyen konuma çekmiştir. Orta sınıf sadece sisteme değil aynı zamanda Kürt siyasetine ve siyasal yapılarına da entegre durumdadır. Kendi çıkarlarını önceleyen bir basınç uyguladıkları gibi, siyasal yapı içinde orta sınıf çıkarlarını gözeten hatta temsilini yapan bir eğilim de oluşmuştur.
Bundandır ki, Kürt siyaseti ve siyasal yapıların sosyalist, demokratik toplumcu bir kimliğe bürünmesi imkansız değil ancak hayli zordur. Hatta bu zorluk, devletin yarattığı zorlukla her alanda yarışır…
/Bu yazı munzurpress.com sitesinden alınmıştır/











