Delil Karakoçan: ‘Siyasal rant’; Sorumlu kim?

Genel

Özgür Politika’dan bir manşet: “Siyasi alan rant peşinde!” 

Herkes biliyor! Biliyor da Deve Kuşu gibi başını kuma gömüyor…

Basın-yayın, Kültür-Sanat, Siyaset, Sivil toplum örgütleri, Kurumlar, siyasetçiler herkes…

Görüyor da konuşan, yazan, eleştiren pek olmaz.

Çünkü dengeler var. Hesap-kitap sevenler bu dengelere oynuyor!

Bir: Öcalan faktörü ve bunun oluşturduğu denge.

İki: Kürt siyasal merkezi ve buna dayalı denge.

Dolaysıyla herkes bu dengelerin gereğini yapıyor. Referans alıyor. Siyasal duruş ve tutumunu ona göre belirliyor. Kendi gerçek kimlik ve düşüncelerini sakınma gizleme yoluna gidiyor…

Hadise bu…

* * *

Ortaya çıkan şu: Dengeleri gözet ve kendini yaşa! Biraz Öcalan’ı biraz Kürt siyasal merkezini izle, nail ol! 

Görme, eleştirme, yorumlama; “bu senin işin değil”!

* * *

Aslında öyle bir paradoks ki: Bunlar Öcalan’ı da Kürt siyasal merkezini de, geliştirdikleri paradigmayı da pek bilmezler. “Öcalan şunu dedi, bunu dedi, Kürt siyasal merkezi şöyle söyledi…”

Hepsi bu!

Kendilerine ait tek sözcük tek cümle kurmazlar. 

Aslında tam bir “yalan siyaseti” hatta “aldatma siyaseti”!

Bu siyasetin kendilerini nereye götüreceğini, hangi mevkilere taşıyacağını, hangi kapıları açacağını çok iyi biliyorlar. 

Bazıları diyor ki, bu alanda “rant ne gezer?”

“Savunur gibi görün, güven oluştur yetkiyi mevkiyi kap”!: Al sana rant!

* * *

Aslında burada “suçlu” olan bireyler değil, oluşan politik sistemin kendisi!

Sistem böyle işliyor. Yetki siyaseti, icazetli siyaset, dayatmacı siyaset, talimatçı siyaset, egosantrik siyaset, akıl, tutum nerede yok ki? 

Böyle olunca “üste iyi görün, iyi geçin; altta  kendini örgütle ve yaşa”  gibi bir pratik ortaya çıkıyor. 

Dahası, bir çok alanda yöneten-yönetilen ilişkisi gelişiyor gelişmekle de kalmıyor; atanmış bir çok kişi, daha yetersiz donanımsız olduğu halde; güçlü donanım, bilgi birikim gerektiren alanları yönetiyor. 

Siyasetten anlamaz, siyasal alanı yönetir. Kültür sanatı bilmez, Kültür alanını yönetir. Yerel yönetimi bilmez, belediyeleri yönetir. 

Ağır atamacı mantık me merkezi kontrol anlayışı, alan yapılarını çökertmiştir.

Sorumlu kim?

DEM, sivil toplum örgütleri, yerel dernek ve inisiyatifler değil sorumlu olan. 

Günahı zayıflara yükleyip sevabı kendi hanesine yazandır sorumlu olan!

Tüm bunlardan oluşan sistem ve sistem anlayışı sorumlu…

* * *

Bu yapılar içinde onlarca yüzlerce emekçi, devrimci, kimlikli, kişilikli insan var. 

Herkes böyle” denemez! 

Ancak sistem böyle, çark böyle işliyor!

Maddi ranttan ziyade önemli olan, kişilik ve davranış özelliğine dönüşmüş siyasal rant. 

Daha öncede çok yazdım: Bu anlayış kendi içinde örgütleniyor, gruplar, çevreler oluşturuyor. 

Yerellik gelişiyor. 

* * *

Yeni bu sistem üzerine inşa edilemez.

Mevcut sistem (yapı) arınmadıkça yeninin öncüsü olamaz.

Neden mi?

Çünkü tüm siyasal, kültürel ve sosyal yapılar bu anlayışla oluşturulmuş… Tekçi, atamacı mantık hala çok hakim. Yapılar, belli birey ya da eğilimlerin izini taşıyor. 

* * *

Dolaysıyla….

Her alanda ayrışarak birleşmek şart.

Özgürleşerek kendi olmayı başaran bir siyasal anlayışa ve yapıya ihtiyaç var.

İdeolojiye (paradigmaya) olduğu gibi siyasete de yeniden ve yeni baştan giriş ihtiyaca yanıt olabilir.

 

 /Munzurpress.com/

 

İlginizi Çekebilir

Ali Engin Yurtsever: Yeni Döneme Doğru
Tahliyesi engellenen 31 yıllık hasta tutsak İvrendi: Ölmemi istiyorlar

Öne Çıkanlar