Delil Karakoçan: Ortadoğu zihinlerin ve kavramların da yeniden çizildiği bir alan

GenelGündem

*Savaşlar, krizler, çözülen dengeler ve yeniden kurulan ittifaklarla sarsılan bir coğrafyada yaşıyoruz. Ortadoğu, sadece haritaların değil, zihinlerin ve kavramların da yeniden çizildiği bir alan artık. 

 *Devrim ve değişim küçük akıllıların işi değildir. Akıl; algı açıklığına, enerjiye, muhakeme yetisine, tavra ihtiyaç duyar. Yürekli olman, kararlı ve iradeli olman, yiğit olman yetmez. Ortadoğu gibi “kurtlar sofrasında” bir de kıvrak zekaya, öngörüye, doğru okumalara ihtiyaç vardır. Öngörülü olamazsan, tasfiye olursun! Başaramazsan ölürsün! Bu kadar basit. Akla, bilgiye, bilime yatırım yapmanın, bilgiyle yürümenin zorunluluğudur bu…

Muzur Press’ten gazeteci Mehmet Bidav, yazar Delil Karakoçan ile Ortadoğu’daki son gelişmeleri konuştu.

Munzur Press’te yayınlanan söyleşinin ilk bölümü şöyle:

Şartlanmış aklın problemi: Süreç okumaları…

Savaşlar, krizler, çözülen dengeler ve yeniden kurulan ittifaklarla sarsılan bir coğrafyada yaşıyoruz. Ortadoğu, sadece haritaların değil, zihinlerin ve kavramların da yeniden çizildiği bir alan artık. Bu değişim ortamında, Kürt siyasal aklının ne kadar hazırlıklı olduğu, süreci nasıl okuduğu ya da okuyamadığı temel bir tartışma konusuna dönüşmüş durumda.

Mehmet Bidav: Bu kadar felsefe, düşünce, kavram, teorik tespit, politik-pratik yoğunlaşma neden? Bu entelektüel bir eksersiz mi yoksa gereklilik mi?

Delil Karakoçan: Elbette gereklilik. Demagoji ya da lafebeliği değil. Bilgi sınanmıyor. Ona duyulan ihtiyaç ve bu ihtiyacın her geçen gün daha yakıcı tarzda kendini hissettirdiği açıkça görülüyor. Değişen hayat ve ihtiyaçlar kavramsal ve tanımsal bağlamda da yeniden inşayı gerektiriyor…

MB: Yeni akıl yürütmeler mi gerekli?

DK: Evet. Genellikle teori, ideolojik belirlemeler ve bu belirlemelerin öngördüğü politikalar pratiğin önündedir. Pratik hep bir adım geriden gelir. Ancak bazı durumlarda tersi olur. Pratik gelişmeler, teorinin önüne geçer, onu aşar. Böylesi durumlarda kaos-karmaşa oluşur. Teori, pratik durumu tanımlamada yetersiz kalır. Bu da önlemi alınmazsa politik-örgütsel çöküş ve çözülüşlere yol açar.

MB: Burada akıl, yani fikir ve muhakeme mi devreye giriyor?

DK: Kesinlikle… Akıl hazinedir. Bilgi, bilim, saptama, muhakeme, tahlil, tavır akılla gelişir. Akıl, çarpan kalp gibidir. Durdu mu her şey biter. Şartlanmış akıl, muhakeme, saptama yetisini kaybeden akıldır. Mutlak biçimde şartlandığı şeye odaklanır ve orada kalır. Çevre algısı, hareket ve değişim algısı yoktur. Statiktir; güncellenmez. Sadece kendi zamanını bilir ve bu zamandan asla çıkmaz, çoğunlukla geçmişte yaşar.  Başka zamanlara ilgi duymaz. Bundandır ki genellikle kaybeder. İçe kapandıkça daralır ve küçülür.

Şunu söylemeye çalışıyorum: Devrim ve değişim küçük akıllıların işi değildir. Akıl; algı açıklığına, enerjiye, muhakeme yetisine, tavra ihtiyaç duyar. Yürekli olman, kararlı ve iradeli olman, yiğit olman yetmez. Ortadoğu gibi “kurtlar sofrasında” bir de kıvrak zekaya, öngörüye, doğru okumalara ihtiyaç vardır. Öngörülü olamazsan, tasfiye olursun! Başaramazsan ölürsün!Bu kadar basit. Akla, bilgiye, bilime yatırım yapmanın, bilgiyle yürümenin zorunluluğudur bu…

MB:Öcalan bu boşluğu mu dolduruyor?

DK: Öcalan bence Ortadoğu’da sobelenmeyen, tuzak kurulamayan, kurulu tuzakları iyi bozan tek oyuncu… İyi okumalar yapıyor ve herkesin “yolun sonu” dediği anlarda ya bir yol buluyor ya da kendisi bir yol açıyor. Teori ile pratiğin ayrıştığı hatta çeliştiği durumlarda Öcalan’ın devreye girdiğini görüyoruz. Devreye giriyor ve teorik değerin pratikle olan çelişkisini, uymazlığını çözüyor… 

Ama sorun Öcalan değil. Öcalan’a güzellemeler yapmanın anlamı da yok. Sanırım ihtiyacı da yok. Kürt siyasetçiliği bir yönüyle de güzelleme siyaseti” olduğu için akıl, algı, fikir, muhakeme, saptama becerileri gelişmedi ya da sınırlı kaldı… Yani Öcalan büyük bir avantaj ancak tüm akıl yürütmeleri sadece ondan beklemek büyük handikap. Kürt siyaset sınıfının önemli bir handikabı. Sadece handikabı da değil, aynı zamanda en zayıf noktası…

MB: Kürtler Öcalan’a yanlış mı yaklaşıyor. Söylemek istediğiniz bu mu?

DK: Tam olarak değil. Kürt siyaset sınıfı kendine akli rol biçmiyor demek daha doğru.  “O söyler biz yaparız gibi bir kabullenmişlik var. Atalet var. Teorik düşünsel alana hiç girmiyor. Girmek de istemiyor. Mesela Ortadoğu denkleminde Kürtlerin en iyi, en avantajlı konumda olduğu hakikati var. Eğer bir akıl tutulması olmaz, doğru okumalar yapılırsa bu avantajlı durumdan somut sonuçlar çıkarmak/elde etmek mümkün olabilir. Klasik manadaki “devrim durumu”ndan çok daha değerli bu.  Önü/yönü açık. Denir ya, “Allah yürü ya kulum demiş” o kadar açık. Ancak önemli olan yürümek değil, nasıl yürümek gerektiğidir.  İşte burada statik bilgi, kalıplar, klişeler değil; yeni tarih, çağ ve toplum tahlilleri devreye giriyor.

MB: Kürtler dezavantajlı mı yani?

DK: Evet. Ziyadesiyle öyle. Burada Kürtler açısından belli dezavantajlar var.

Birincisi, öngörüsüzlüktür. Süreç okumaları ya hiç yok ya da değişen durumla eş zamanlı değil. Teorik tespit ve tezler pratiğin çok gerisinde. Güncel ihtiyaçlar ve bu ihtiyaçların politik hattı iyiden iyiye tıkaması durumlarında irdelenme başlanıyor. Öncesinde değil, sonrasında yani.

İkincisi, ulus-devlet “sempatisidir.” Aslında koşullanmışlık demek daha doğrudur. Ulus-devlet-iktidar perspektifinden kutulamayan, daha doğrusu teorik ana plana bunu koyan ciddi bir politik-sosyal kesim var. Son derece geri ve demokratik moderniteden uzak. Devlet-İktidar oluşumunu, demokrasiden, demokratik kolektif toplumdan daha değerli; daha önemli ve ileri gören bir anlayışa dayanıyor. Bu anlayışın, doğru ve yaratıcı akıl yürütmeler kadar, demokratik kolektif toplum için de ayak bağı olduğunu söylemek gerekir.

MB: Avantajları yok mu? Ulusal ya da uluslararası planda yeni imkanlar oluşuyor gibi?

DK: Doğrudur. İlki, Kürtler hakkında ulusal, bölgesel ve uluslararası planda oluşan algı değişikliğidir. Bu değişim, “Kürt inkarı”na dayalı politik-egemen kararlaşmaların Orta doğu ölçeğinde, özellikle de klasik egemenlik düzleminde kırılması sonucu açığa çıkmıştır.  İnkâr eşiğinin aşılması, sadece yeni bir siyasal sürece işaret etmez, aynı zamanda ulusal baskıdan kurtulma koşullarının oluştuğuna da işaret eder. Yüzyılın olayıdır bu.

MB: Sömürgeci siyasetin sonu mu? Yerel ve küresel ölçekte böyle yorumlayabilir miyiz? 

DK: Onu belirtecektim. Birincisi inkâr eşiğinin aşılması olurken, ikincisi de bunun müstemlekeci siyasetin sonuna işaret ediyor oluşudur. Sonudur demiyorum. Sonuna işaret ediyor diyorum.

Kesintisiz mücadelenin Kürtlere karşı oluşturulmuş bölgesel ve Küresel blokun dağılmasına yol açtığını söylenebilir. Bugün klasik karşı güç ya da bloklardan bahsetmek doğru olmaz.  Lozan çökmüştür. Kürtleri dışarıda bırakan ya da karşıya alan klasik ittifaklar, sözleşmeler dönemi de kapanmış gibidir. Ya da kolay olmayacaktır. Kürtler Ortadoğu’ da önemli bir denge/ittifak unsurudur artık. Ali Duran Topuz’un “Öcalan’ın perspektifi ve PKK’siz Kürt ulusu” adlı makalesinde Kürtleri, iç ve dış ittifaklar zemininde belirleyici unsur gören şu cümlesi belki biraz iddialı gibi ama yerindedir: “Türkiye seçimlerinde Kürtler kimden yanaysa o kazanmaya yakın olur, tıpkı Ortadoğu’da Kürtlerle kim iyi anlaşıyorsa onun kazanmaya yakın olacağı gibi… Ancak durum bu basit aritmetikten ibaret değildir. Daha kapsamlı daha derin sosyo politik, kültürel sonuçları var…

MB: Peki bunlar görülmüyor mu. Görülüyorsa bunca telaş endişe neden?

DK: Başlangıçta görülmedi tabii. Kürt ve Türk aydınları, Kürt hadisesine ilgi duyan çevreler bir anda boşluğa düştü ya da kendilerini boşluğa düşmüş sandılar. Bu da tedirgin etti tabii. Kanımca eskisi kadar olmasa da bu endişe hala var.  Giderek azalıyor ama var. Doğru akıl yürütmeler geliştikçe yani teorik hat oturdukça telaş da kaybolacak, değişim kararının yarattığı “boşluk” sarsıcı olmaktan çıkacaktır. Bir diğer ifadeyle yaratıcı akıl yani teori, politik pratiğin ardılı olmaktan kurtuldukça her şey yerine oturacaktır…

 

İlginizi Çekebilir

Neçirvan Barzani, İran Dışişleri Bakanı Erakçı ile görüştü
Avrupa Birliği, Rus doğal gazını tamamen yasaklamak istiyor

Öne Çıkanlar