“Ülkece, adalet duygumuzun her geçen gün daha fazla örselendiği, vicdanlarımızın sınandığı bir dönemden geçiyoruz. Eşim Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşları başta olmak üzere, tutuksuz yargılanması gereken pek çok insan, 100 günü aşkın süredir iddianame bile olmadan hukuki belirsizliğe terk edilmiş durumda. Anayasal haklarını kullandıkları için tutuklanan, özgürlüklerinden mahrum bırakılan, sevdiklerinden koparılan gençler ve yurttaşlar var. Yeni gözaltılar ve tutuklamalarla birlikte, hukukun evrensel ilkelerinden uzaklaşan uygulamaların yaygınlaştığına üzülerek tanıklık ediyoruz.
Unutulmamalıdır ki; geciken adalet, yargılama olmadan yapılan cezalandırmalar yalnızca içerideki insanlara değil — onların çocuklarına, ailelerine ve toplumun adalete olan inancına da zarar veriyor. Hep birlikte, toplumsal bir çöküşe sürükleniyoruz: vicdan sarsılıyor, güven eriyor, umut kırılıyor. Adalet; gecikmeden, taraf gözetilmeden işletildiğinde toplumda güven yeniden filizlenir. Hukukun üstünlüğü, yalnızca mahkeme salonlarında değil; evde, okulda, yaşamımızın her alanında, vicdanlarda hayat bulur.
İnanıyorum ki; Türkiye Cumhuriyeti’nin köklü kurumları ve ülkemizin geleceğini dert edinen milyonlar, adaletin ve umudun yeniden yeşermesi için omuz omuza duracak; bu karanlık dönemi birlikte aydınlığa taşıyacaktır.”









