Diyarbakır’da hukukçular ‘Umut hakkı’ için yürüdü

Uncategorized

Umut hakkı”nın hayata geçirilmesi talebiyle yapılan yürüyüşte, “Meclis’i ve Adalet Bakanlığı’nı, ‘umut hakkı’nı güvence altına alan ve özgürlüğü hukukun merkezine yerleştiren yasal düzenlemeleri gecikmeksizin hayata geçirmeye çağırıyoruz” denildi.                

                         Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), “Umut hakkı derhal uygulansın” şiarıyla Diyarbakır’da yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşe, Kürdistan ve Türkiye kentlerinden cübbeleriyle katılan avukatların yanı sıra, siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı. Sûr ilçesindeki Ulu Cami önünden “Umut hakkı derhal uygulansın” pankartı ardından yapılan yürüyüşte “Halkların umudu umut ilkesi”, “Mafe heviye mafe gelane” dövizleri taşındı. Yine yürüyüş boyunca  “’Umut hakkı’ engellenemez”, “Barışın elçisi İmralı’dadır”  ve “Biji berxwedanan zindanan” sloganları atıldı.  Yürüyüş Diyarbakır Adliyesi önünde son buldu. 

 Yürüyüş sonrası açıklama yapan ÖHD Eş Genel Başkanı Serhat Çakmak,  “umut hakkı” için adım atılması durumunda, bu topraklarda barış, huzur ve onurlu bir yaşamın sağlanacağına dikkat çekti. Bu nedenle “umut hakkı” için birçok başvuru yaptıklarını belirten Çakmak, bu hakkın halkın gündemine, sorumluların gündemine koymak istediklerini kaydetti. 

Ardından ÖHD Eş Genel Başkanı Ekin Yeter, tarafından okunan açıklamada şunlara yer verildi:

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde Abdullah Öcalan/Türkiye No.2 kararının verildiği 18 Mart 2014 tarihinden bu yana gündemimizde olan umut hakkı, Kürt sorununun siyasi barışçıl yöntemlerle çözümüne odaklanan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin merkezine oturmuş durumdadır. 

 BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM SÜRECİ                                                    

Sayın Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde startını verdiği Barış ve Demokratik Toplum Süreci, bugün birinci yılını geride bırakmıştır. Son bir yıl içerisinde atılan tarihi adımlar, yaşanan somut gelişmeler, Sayın Öcalan ile özdeşleşen ‘umut hakkı’ konusunda artık yasal adımların atılmasının gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Kendisi de 13 Ekim 2025 tarihli avukat görüşmesinde; ‘Umut ilkesi devletin atması gereken bir adımdır. Bu binlerce insanı etkileyen bir meseledir’ diyerek hukukun, politikanın ve adaletin bunu gerektirdiğini söylemiştir. Süreçten dolayı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonundan bir heyet, 24 Kasım 2025 tarihinde İmralı F Tipi Ada Hapishanesi’nde Sayın Öcalan’ı ziyaret etmiştir. Kamuoyuna yansıyanlardan anlaşılmıştır ki; Bu görüşmede Sayın Öcalan, Kürt halkının olgusal varlığını, tarihsel geçmişini ve bugünkü siyasi pozisyonunu ortaya koymuş, demokratik çözümün siyasi ve hukuki gerekliliklerini dile getirmiştir. Kürtlerin hukuk dışı bırakılmış olmasının ülkenin en büyük demokrasi açığı olduğunu ifade etmiştir.

TAAHHÜTLER YERİNE GETİRİLMEDİ               

Meclis Komisyonunun yürüttüğü çalışmalar neticesinde hazırladığı ortak raporu, TBMM Meclis Başkanlığı, tüm siyasi partiler ve kamuoyu ile paylaşılmıştır. Umut hakkına doğrudan yer verilmeden AİHM kararlarının icrası başlığı altında değerlendirildiği görülmüştür. Siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve toplumun önemli bir kesimi rapora dair görüş ve beklentileri ile eleştirilerini dile getirmiştir. Sayın Öcalan (2014), Sayın Kaytan(2015), Sayın Gurban(2015) ve Sayın Boltan (2016) hakkında verilen umut hakkı kararlarının icrası, 2016 yılından bu yana Gurban Grubu/Türkiye adıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından takip edilmektedir. Daha önce eylem planlarının sunulmasını talep eden Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, umut hakkının derhal uygulanması için 2021 yılından bu yana doğrudan Türkiye’ye yazılı çağrılarda bulunmuştur. Ancak Türkiye tarafından Sözleşme’nin 46. maddesi gereği üstlenilen taahhütler yerine getirilmemiştir. Türkiye, mevcut siyasal sürecin gerisinde olduğu gibi anayasal ve uluslararası hukukun da gerisinde durmaktadır. Bunun değişmesi, pozitif gelişmelere evrilmesi gerekmektedir.

                    AK BK ÇAĞRISI                                                                         

 Komite 17 Eylül 2025 tarihindeki son açıklamasında, tespit edilen ihlalin giderilmesi için gerekli tedbirlerin, belli bir asgari süreden sonra gözden geçirme imkanı ve serbest kalma olanağı tanıyacak bir mekanizmanın hayata geçirilmesine bağlı olduğunu belirtmiştir. AİHM kararlarında yer verildiği gibi Komite de, uluslararası hukukta ağırlaştırılmış müebbet cezalarının en geç 25 yıl sonra gözden geçirilmesini öngören bir eğilimin bulunduğunu kaydetmiştir. Gerekli yasal ve diğer tedbirlerin halen alınmamış olmasından derin üzüntü duyduğunu ifade etmiş, daha fazla gecikmeksizin yetkililere gerekli tedbirleri almaları çağrısını yapmıştır. 

Söz konusu yasal engeller yapısal bir sorun teşkil ettiğinden, sistematik ihlaller doğurduğundan dolayı herkesi ilgilendirmektedir. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin ve Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Komitesinin Türkiye’ye ömür boyu hapis cezaları ile ilgili veri paylaşımı talebi karşılıksız kalmıştı. Ancak 2024 Cenevre BM CAT oturumlarında hükümet yetkililerince verilen oransal bilgi, meselenin binlerce mahpusu ilgilendirdiğini gözler önüne sermiştir. 

 ‘Umut hakkı’nın uygulanması; tahliye olanağını mutlak engelleyen (5237 sayılı yasanın 47, 5275 sayılı yasanın 25, 107/16, Geçici Madde 2, 3713 sayılı yasanın 17/4. Maddeleri) yasal düzenlemelerin koşulsuz bir şekilde kaldırılması, ardından infaz ve koşullu salıverilme sürelerinin değiştirilmesi, bu cezaların uluslararası standartlara göre en geç 25 yılın sonunda gözden geçirilmesini gerektirmektedir. Yasal ve uygulamadaki engeller dolayısıyla gözden geçirme mekanizması yeni, yargısal, bağımsız ve tarafsız, şeffaf, düzenli ve etkili olacak şekilde oluşturulmalıdır.

 UMUT HAKKI DERHAL İCRA EDİLMELİ’                                           

 Bakanlar Komitesi özellikle, Barış ve Demokratik Toplum sürecine atıfla yasama değişiklikleri önermekle yetkili Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ndan yararlanılması ve bugüne kadar meclise sunulan yasa değişikliği tekliflerinin kabul edilmesi önerilerinde bulunmuştur. Meclis komisyonunun ortak raporu sonrası mecliste sürece özgü yasa tartışmaları başlamıştır. Somut gelişmelerin Ramazan Bayramı sonrasında olacağı ifade edilmektedir. AİHM kararlarının uygulanması için geçiş yasanın beklenmesinin gerekli olmadığı, derhal hayata geçebileceği belirtilmiştir. Ortak raporda da bu hususa yer verilmiştir. AHİM kararlarına konu olan umut hakkı ile ilgili düzenlemelerin geçiş yasası tartışmalarına ötelenmesi hukuk düzenine uygun olmayacaktır. Umut hakkı da diğer kararların icrası gibi herhangi bir gelişmeye bağlı kalmadan, AİHS madde 46 ve Anayasa madde 90 gereği derhal icra edilmeli, yasalar evrensel standartlara uyumlu hale getirilmelidir.

EŞİTLER ARASI İLİŞKİ KURULMALI 

 Kuşkusuz Sayın Öcalan’ın pozisyonunun AİHM kararları ile sınırlı ele alınmasının yeterli görülmesi mümkün değildir. Bu konuda atılacak adımlar hukuk düzenine bağlılık ve hukuki öngörülebilirlik açısından dikkate değerdir.  Sayın Öcalan dünyanın ilgiyle takip ettiği bu süreçte de en az yüz yıllık tarihi geçmişi olan Kürt Sorununu, teorik ve pratik gücüyle çatışmalı zeminden çıkarmıştır. Mezopotamya, Anadolu, özcesi Ortadoğu’da halklara dayatılan savaş ve kan deryasının kader olmadığını ilan etmiş, alternatif siyasi ve demokratik yaşamın yolunu göstermiştir. Bunun tarihi önemi hesaplanamaz düzeydedir.  Fakat barış yalnızca çatışmalı sürecin ve şiddetin geride bırakılması değildir. Mevcut zeminin kalıcı hale gelmesi, toplumsal uzlaşı, barışçıl yol ve yöntemlerin hayata geçmesi açısından oynayacağı rol tarihseldir. Diyalog ve müzakere, doğası gereği özgürlük temelinde eşitler arası bir ilişkinin kurulmasını gerektirmektedir. 

SAYIN ÖCALAN’IN ROLÜNÜ OYNAMASINA İHTİYAÇ VAR 

Barışın, demokratik çözümün ve toplumsal adaletin hukuki zemini kurulmadan; Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun derinleşen siyasal, toplumsal ve insani krizlerden çıkması mümkün değildir. Bugün ihtiyaç duyulan; hukukun istisna değil kural, keyfiyetin değil insan haklarının belirleyici olduğu bir düzenin inşa edilmesidir. Kardeşlik hukuku temelinde dayanışmanın ve ortak yaşamın somutlaşması; Kürt halkının eşit yurttaşlık temelinde siyasi ve kolektif haklarının tanınması ve güvence altına alınmasıyla mümkündür. Bin yıllık bir geçmişe sahip tarihsel bu gerçekliğin demokratik bir forma kavuşması için de Sayın Öcalan’ın yeni bir zeminde rolünü oynamasına ihtiyaç vardır. Bu rol ve mücadele; toplumsal katılımı ve bütünleşmeyi güçlendirecek, yüz yıllık demokrasi açığını kapatacak ve toplumu çağdaş demokratik normlarla uyumlu bir düzeye taşıyacak potansiyel barındırmaktadır. 

BARIŞIN TEMEL KOŞULU

 ‘Umut hakkı’nın hayata geçirilmesi; Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması; Kürtlerin ve tüm toplumsal kesimlerin hukuk dışı bırakılmasına son verilmesi ve demokratik entegrasyon hukukunun inşa edilmesi, gerçek ve kalıcı barışın temel koşuludur. Özgürlük İçin Hukukçular Derneği olarak; belirttiğimiz tüm bu nedenlerle TBMM’yi ve Adalet Bakanlığı’nı, umut hakkını güvence altına alan ve özgürlüğü hukukun merkezine yerleştiren yasal düzenlemeleri gecikmeksizin hayata geçirmeye çağırıyoruz.” 

 BARO BAŞKANI: UMUT İLKESİ UYGULANSIN 

 Açıklamanın ardından konuşan Amed Baro Başkanı Abdulkadir Güleç, “’Umut hakkı’ sadece bir kişinin hakkı değil. İnsan hukuku hakkıdır. Sadece Sayın Öcalan için değil, ömür boyu hapis cezası alan herkes için. O yüzden Türkiye’nin AİHM kararını uygulaması gerekiyor. Hükümete çağrımız var: bir an önce ‘umut hakkı’ için ceza infazında değişiklik yapılsın. Bu sorunlar ortadan kalksın. Bu sorun hukuk yoluyla sağlansın. Umut hakkı ve umut ilkesi uygulansın, Sayın Öcalan’ın özgür çalışır koşulları sağlanmalı ” şeklinde konuştu.

/Kaynak: Mezopotamya Ajansı/

İlginizi Çekebilir

Diyarbakır’da bir yılda 86 kişi silahlı olaylarda hayatını kaybetti
CHP’den Erdoğan’a: “Diploma polemiğini bitirin”

Öne Çıkanlar