Özel Haber: Bekir Güneş
Doç.Dr. Ahmet Yıldırım, Diyarbakır’daki tarihi kar afetini Ankara’da 31 ülkeden katılımcının yer alacağı Uluslararası Bilimsel İncelemeler Kongresinde anlatacak.
Ankara’da Uluslararası Bilimsel İncelemeler ve Araştırmalar Kongresi yapılacak. 31 farklı ülkeden 171 sunum yapılacak. Diyarbakır’dan da Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Yıldırım, Prof. Dr. Sabri Karadoğan, Prof. Dr. Ruşen Meylani, Prof. Dr. Canan Seyfeli sunumlar yapacak. Kongrede sosyal bilimler, fen bilimleri, mühendislik, sağlık bilimleri ve eğitim bilimleri başta olmak üzere çok disiplinli bir akademik çerçevede yürütülen güncel ve özgün araştırmaların bilim dünyasıyla paylaşılması amaçlanıyor.

Kongre kapsamında sunulan tüm bildiriler, uluslararası akademik yayın standartları ve bilimsel etik ilkeler doğrultusunda çift kör hakemlik sistemi ile değerlendirildi. Değerlendirme sürecinde çalışmaların özgünlük düzeyi, yöntemsel sağlamlığı, literatüre katkısı ve bilimsel niteliği titizlikle incelendi. Bu kapsamlı akademik değerlendirme süreci sonucunda 68’i Türkiye’den olmak üzere 31 farklı ülkeden toplam 171 bildiri kabul edilmiştir.Kabul edilen bildiriler, ISBN ve DOI numaraları ile kayıt altına alınarak yayımlanacak olan bildiri kitabında yer alacak; böylece çalışmalar uluslararası ölçekte erişilebilir, kalıcı ve atıf yapılabilir bir akademik kaynak niteliği kazanacaktır.
KAR KALINLIĞI 39 SANTİMETREYİ BULDU
Diyarbakır’da 29 Aralık 2025 ile 17 Ocak 2026 arasında yağan yoğun kar yağışının geçmiş yıllara meteorolojik verilerle mukayeseli vaka analizini Doç. Dr. Ahmet Yıldırım anlatacak. Küresel iklim değişikliğinin etkilerine dikkat çeken Yıldırım, meteorolojik verilere dayanarak Diyarbakır’da bu kış yağan kar yağışının 1929’dan bu yana en yoğun kar yağışlarından biri olduğunu vurguluyor.

Kentte kar kalınlığının 39 santimetreyi bulduğu günlerde hayat durma noktasına gelmiş Diyarbakır valiliği tarafından hafta süren resmi tatil ilan edilmişti. Yoğun kar yağışının yağdığı günlerde birçok tartışma yapılırken Ahmet Yıldırım, Gazete Emek’e yaptığı açıklamada bu durumu ‘Meteorolojik bir Doğal Afet’ olarak değerlendirmişti. Yıldırım’ın “meteorolojik afet” olarak nitelendirdiği ve sempozyum bilimsel hakem kurulu tarafından kabul edilen bu akademik sunumunun bir bölümü şu şekilde:
“Bu çalışma, Diyarbakır ili örneğinde, uzun vadeli ısınma ve kuraklaşma trendlerine tezat oluştururcasına meydana gelen ekstrem kar yağışı olaylarını (1972, 2022 ve 2026 örneklemleri üzerinden), şehirleşme ve afet yönetimi perspektifiyle incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 1929’dan günümüze uzanan uzun yıllık verileri ile 2026 yılına ait anlık veriler kullanılarak sıcaklık, yağış ve kar kalınlığı parametreleri analiz edilmiştir.
DİYARBAKIR’IN GELECEĞİ İNŞA EDİLİRKEN BU DURUM DİKKATE ALINMALI
Bulgular, bölgede genel bir sıcaklık artışı ve yağış düzensizliği olduğunu doğrulamakla birlikte; atmosferin su tutma kapasitesinin artmasına bağlı olarak ani ve şiddetli yağış anomalilerinin yaşandığını ortaya koymaktadır. Özellikle 1972 yılındaki 65 cm’lik tarihi kar kalınlığı rekoru ile Ocak 2026’da gözlemlenen ani kar birikimi ve -17.6°C’ye varan ekstrem soğuklar karşılaştırılarak, meteorolojik karakterdeki değişimler irdelenmiştir.
Ayrıca yoğun betonlaşma ve şehirleşmenin karın yerde kalma süresi ve erime dinamikleri üzerindeki rolü tartışılmaktadır. Meteorolojik bir olayın, altyapı yetersizliği ve koordinasyon eksikliği nedeniyle nasıl bir kentsel afete dönüştüğü; ulaşım, sosyo-ekonomik yaşam ve kriz yönetimi bağlamında değerlendirilmiştir. Diyarbakır’ın gelecekteki kentsel planlamasında sadece kuraklık değil, bu tür ekstrem kış koşullarının da dikkate alındığı,
dirençli ve esnek altyapı sistemlerinin geliştirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
“BU ŞEHRE KAR YAĞMIYOR” YAKLAŞIMI TERK EDİLMELİ
Bulgular, meteorolojik olayın kendisi kadar, kentsel yapı ve afet yönetimindeki yetersizliklerin de afetin boyutunu belirlediğini göstermektedir. Yoğun betonlaşma kar erimesini yavaşlatırken, ekipman eksikliği, kurumsal iletişim eksikliği ve koordinasyon zafiyetleri, 2026 olayını “meteorolojik afet”ten “kentsel afete” dönüştürmüştür. Ulaşım felci, vatandaşların yollarda mahsur kalması ve sosyo-ekonomik kayıplar, sadece hava koşullarının
değil, aynı zamanda planlama ve hazırlık eksikliklerinin sonucudur. Diyarbakır gibi yarı kurak geçiş iklimine sahip bir kentte, gelecekteki kentsel dirençlilik açısından sadece kuraklık ve sıcak dalgaları değil, ekstrem kış koşulları da dikkate alınmalıdır. İklim değişikliği, “beklenmedik” olayları daha sık ve şiddetli hale getirmektedir. Bu nedenle klasik “Bu şehre kar yağmıyor” yaklaşımı terk edilmeli, risk temelli ve esnek bir planlama anlayışı benimsenmelidir.





