EMEP’ten ret oyu açıklaması: “Kürt sorunu yok sayılmış, güven vermiyor”

GündemPolitika

🔴 EMEP ortak rapor taslağına, antidemokratik hazırlandığı, Kürt sorunu ve temel haklara yer vermediği, iktidarın siyasi yaklaşımını yansıttığı ve barış ile demokratikleşme için somut, güven verici adımlar içermediği gerekçesiyle hayır oyu verdi.

 

Süreç kapsamında Mecliste kurulan komisyon, bugün TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında 21’inci kez toplandı. Ortak rapor taslağı 47 kabul, 2 ret ve 1 çekimser oyla kabul edildi.

Ret oyu kullanan Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, “Rapor taslağını mevcut haliyle onaylamamız partimiz açısından mümkün değildir” dedi.

“Başından atılması gereken adımları dile getirdik”

Emek Partisinin komisyona yaklaşımını hatırlatan Bayhan, “Bilindiği gibi, işçilerin, emekçilerin çıkarlarını savunan bir parti olarak komisyonda yer aldığımızı sürecin en başından beri vurguladık” dedi.

“Kuruluşundan bu yana komisyon çalışmalarında Kürt sorununun barışçıl, demokratik çözümünü savunduk. Bunun için atılması gereken somut adımları dile getirmeye çalıştık” diyen Bayhan, “PKK’nin fesih ve silah bırakma kararını da bunun bir dayanağı olarak gördük. Türk ve Kürt uluslarından bütün işçi sınıfımıza ve emekçilere karşı sorumlu bir tutumla hareket etmeyi esas aldık” ifadelerini kullandı.

“Antidemokratik tutum rapor sürecinde de devam etti”

Bayhan, komisyon çalışmalarına katılan ve grubu olmayan partilerin karar alma süreçlerine katılımındaki “antidemokratik tutumu” eleştirdiklerini belirterek, bu tutumun rapor yazım sürecinde de sürdüğünü vurguladı.

“Talep ettiğimiz hâlde rapor yazım grubunun çalışmalarına katılamadık. Raporun taslak hâlini ise iki gün önce alabildik” dedi.

“Rapor, komisyonun birikiminden uzak”
Hazırlanan rapor taslağının 7 başlığından özellikle ilk 5’inin komisyon çalışmalarının ortaya çıkardığı birikimden uzak olduğunu belirten Bayhan, bunun “Esas olarak saray rejiminin ideolojik-politik hattını ve AKP-MHP tarafından sunulan raporların yaklaşımını yansıtıyor” olduğunu söyledi. “Bu 5 başlıktan oluşan bölümlerin yerine, komisyon başkanının görevlendirdiği uzmanlar tarafından hazırlanan analiz raporunun konulması bile daha gerçekçi olurdu” dedi.

Bölümler arasındaki tutarsızlığı da vurgulayan Bayhan, “Silah bırakma ve yapılacak yasal düzenlemelere ilişkin öncelik ve eş zamanlılık bağıntısı rapora çelişkili bir şekilde yansıyor. 5’inci başlığın iki ve üçüncü paragrafı ile 6’ncı başlığın ikinci alt başlığının ilk iki paragrafı bunu somut olarak gösteriyor” diyerek rapordaki tutarsızlıklara dikkat çekti.

 

“Kürt sorunu ifadesi bir kez bile geçmiyor”

 

Bayhan konuşmasında, “Raporda Kürt sorunu ifadesi bir kez bile geçmiyor” diyerek, “Metinde problem deniyor, sorun deniyor, mesele deniyor, kök nedenler var deniyor ama sorunun adı ve nedenlerin kendisi yok” ifadelerini kullandı. “Yetmiyor, bir de terör sorunu ve ‘terörsüz Türkiye’ asıl hedef olarak ifade ediliyor” dedi.

Bayhan, “Bırakalım ana dilinde eğitimi, ana dili hakkı bile kavram olarak geçmiyor” derken, Türkçenin resmi dil statüsünün özellikle vurgulanmasını eleştirdi.

“Her şeyi terör parantezine alarak izah etmek doğru değildir”

Bayhan, “Bütün ulusal inkâr ve baskı politikalarına, türlü provokasyonlara rağmen Türk ve Kürt halklarının kardeşlik duygusu bozulmamıştır. Halklar düşmanlaştırılamamıştır. Ancak bu gerçek, Türk ve Kürtlerin eşit haklara dayalı, bir arada, barış içerisinde yaşaması konusunda devlet yönetiminin ve hükümetlerin bugüne kadar izlediği yanlış politikaları ortadan kaldırmıyor” dedi.

“Her şeyi sadece terör parantezine alarak izah etmek doğru değildir. Ülkeyi de ilerletmez” diyen Bayhan, faili meçhul cinayetler, gözaltında kayıplar ve yargısız infazlara ilişkin tek bir cümlenin bulunmamasını önemli bir eksiklik olarak değerlendirdi.

“Devlet ve hükümetlerin yanlış politikalarına ilişkin eleştirel ya da özeleştirel tek bir cümle bile raporda yer almıyor. Türk’ün gururu her vesile ile gözetilirken, Kürt’ün onuru kardeşlik tarihi ve kardeşlik hukuku içerisine sıkışıp kalıyor” sözleriyle eleştirisini sürdürdü.

“Rapor, güven artırıcı nitelikte değil”

Bayhan, işçi ve emekçiler arasında iki eğilimin öne çıktığını belirterek, raporun bu kaygıları giderecek bir içerik taşımadığını ifade etti: “Önemli bir kesimi Saray iktidarının ve Cumhur İttifakı’nın bu süreci kendi siyasi çıkarları için değerlendirdiğini düşünmekte, barış ve demokratikleşme konusunda somut adım atılacağına inanmamaktadır. Önemli bir kesimi de PKK’nin silah bırakma kararının ciddiyetine inanmamakta, fesih kararının pratikte karşılığının olmayacağını düşünmektedir.”

Komisyon raporunun bu kaygıları giderecek ve barışın sağlanacağına olan güveni artıracak bir içerik ve somutluk taşımadığını belirten Bayhan, “Özellikle ilk 5 bölümü bizim açımızdan bu nitelikten oldukça uzaktır” dedi.

Genel af ve eve dönüş

“Silah bırakan PKK üyeleri ve bugüne kadar Kürt sorununun çözümünü savunduğu için terörist ilan edilip cezaevine konulan bütün yurttaşlarımızın bu raporu okuduğunda, eve dönüş konusunda yasal düzenlemelerin yapılacağı güvenini elde etmesi gerekir. Siyasi bir genel af konusunda güven duyması gerekir. Bunu başından beri vurguladık” diyen Bayhan, raporun böyle bir özellik taşımadığını söyledi.

AİHM, AYM, umut hakkı, kayyım
Raporda AİHM ve AYM kararlarına uyulması yönünde ifadeler bulunduğunu belirten Bayhan, “Umut hakkının zikredilmesinden kaçınılması tamamen politik bir tercihtir. Bu konu 10 yıllardır hapishanelerde tutulan çok sayıda mahpusu doğrudan ilgilendirmektedir ve bu nedenle ‘hak’ olarak tespiti dahi elzemdir. Yapısal sorunlardan kurtarılmayan infaz hukuku, hapishanelerde yaşanan hak ve özgürlük ihlallerinin temel sebebidir. Bu hususta, ihlalleri giderecek fiili düzenlemelerin ve yasal iyileştirmelerin hızla yapılması şarttır” sözleriyle eleştiride bulundu.
Rapor taslağının kayyım konusunda mevcut durumdan daha ileri bir düzenleme içerdiğini belirten Bayhan, bunun sınırlı da olsa olumlu olduğunu ifade etti. Ancak atanmışların seçilmişler üzerindeki vesayetini değiştirecek demokratik düzenlemelere ihtiyaç olduğunu söyledi.

Rapor sermayenin yatırım ve teşviklerini temel alıyor

Bayhan, raporun bölgenin kalkınması konusunda işçilerin, emekçilerin, köylülerin ve küçük üreticilerin çıkarlarını temel alan bir anlayıştan uzak olduğunu ifade etti. “Sermayenin yatırım ve teşviklerini temel almakta, mevcut kapitalistleri ve yenilerini zengin etmeyi öncelemektedir” dedi.

“Mevcut haliyle kabul etmemiz mümkün değil”

Konuşmasının sonunda Bayhan, “Rapor taslağını mevcut hâliyle onaylamamız partimiz açısından mümkün değildir. Onun için hayır oyu kullanacağız” ifadelerini yineledi.

Bununla birlikte, raporun 6. ve 7. maddelerindeki yasal düzenleme önerilerini önemli bulduklarını belirterek, kalıcı barış ve demokratikleşmeye hizmet edecek düzenlemeler için Mecliste atılacak en küçük somut adımı destekleyeceklerini ifade etti.

“Birlik, dayanışma ve mücadeleyi büyütelim”

Bayhan son olarak, “Bölgede barış, içeride, Türkiye’de gerçek bir demokrasi ihtiyacı her geçen gün artmaktadır” diyerek tüm milliyet ve inançlardan işçi ve emekçilere seslendi.

“Ekmek, adalet, barış ve özgürlük mücadelesi etle tırnak gibidir. Barış ve demokratik haklar, ekmek gibi, su gibi bir ihtiyaçtır. Bunun için birlik, dayanışma ve mücadeleyi büyütelim” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

/Kaynak: Evrensel/

İlginizi Çekebilir

Erdoğan: Önce Terörsüz Türkiye’yi, ardından terörsüz bölgeyi kuvveden fiile çıkaracağız
Belçika-ABD-İsrail hattında diplomatik gerginlik sürüyor

Öne Çıkanlar