Erzincan’ın Tercan ilçesi yakınlarındaki Surp Davit (Abrank) Manastırı kaderine terk edilmiş durumda. Abrank Ermeni Manastırı Tercan’ın Üçpınar köyü yakınlarında, Vank Dağı’nda bulunuyor. Anadolu’nun en sağlam Ermeni manastırlarından biri olarak tarif edilen Abrank Manastırı’nın dört bir tarafı hazineciler tarafından delik deşik edilmiş durumda.
Abrank Manastırı’na dair internette arama yapınca, belirli aralıklarla “Erzincan’da defineciler tarihi yok ediyor” haberlerinin yapıldığını görmek mümkün. Ancak buna rağmen manastır hâlâ korunmuyor.
Evrensel’e konuşan Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı, Elâzığ Temsilcisi Mustafa Balaban, Abrank Manastır ve Kilisesi için “Yitik hale getirilen kültürel miras” tanımlamasında bulunarak, bu tür yapıların özgün kimliği ile korunması gerektiği vurgusunu yaptı.
‘Hoyratça yitirmenin üzüntüsünü yaşıyoruz’
Anadolu tarihinin en önemli birikimi olan zengin kültürel mirası ve varlıklarını hoyratça yitirmenin üzüntüsünü duymamanın mümkün olmadığını söyleyen Balaban “Özellikle kırsalda bulunan birçok tarihi yapı, arkeolojik alan adeta talan edilmekte. Tabiri caizse yangın yerine dönen bir coğrafyada bu mirasa sahip çıkamamak büyük kayıplara neden olmaktadır” dedi.
Abrank manastır ve kilise yapılarının da bu yıkımdan nasibini aldığını söyleyen Balaban “Tescilli bir kültür varlığı olan bu yapıların 2863 No’lu Kültür Varlıkları Koruma Kanunu’na göre korunması ve ivedilikle restorasyonunun yapılması gerekmekte. Bu sahiplenme olmadığı içinde maalesef kırsaldaki miras, definecilerin talanı ve yıkımı ile karşı karşıya kalmakta” ifadelerini kullandı.
‘Somut adımlar atılması gerekiyor’
Ülkenin dünya coğrafyasında sahip olduğu en önemli zenginliklerinden birinin, sahip olduğu farklı dönemlere ait mimari yapılar ile arkeolojik alanlar olduğunu söyleyen Balaban şöyle devam etti: “İçinde bulunduğumuz yüzyılın küresel ölçekte bize sunduğu imkanlar dikkate alındığında bu yapıların bize ve ülke insanına katkısının çok önemli olduğu söylenebilir. Özellikle Doğu Anadolu bölgesinin turizm zenginliği ve bunun getireceği ekonomik katkı düşünüldüğünde bu mirasın yitirilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Ülkemizde bulunan tüm kültürel varlıklar gibi Abrank Manastır yapısı ve Kilisesi ile tarihi mezarlık alanları ivedilikle korunmalı ve restore edilmelidir. Artık kaybedecek tek bir mimari yapımız ve eserimiz olmamalıdır. Bölgeden sorumlu olan tüm kamu, yerel ve sivil toplum örgütlerinin bu yapıların koruma konusunda bir araya gelerek somut adımlar atması gerekmektedir.”
Manastıra dair
Surp Davit Manastırı’nın ana kilisesi ve diğer binaları yüksek duvarlarla çevrilmiş bir avlunun içinde bulunuyor. Manastırın üstündeki tepede etrafı duvarlarla çevrili bir şapel ve onun biraz uzağında da ikisi ayakta duran biri de yere devrilmiş, üç haçkar var. Uzaktan kaleyi andıran manastırın duvarlarının önündeki düzlükte de bir pınar akıyor.
19. yy’da Tercan yöresinin piskoposluk merkezi olduğu bilinen Surp Davit Manastırının bu dönemde onarıldığı ya da yeniden inşa edildiği kilisenin duvarlarına kazınmış Ermenice yazıtlardan anlaşılıyor. Ancak geçmişinin en azından 12.yy’a uzandığı sanılıyor; zira manastırın üzerindeki tepede bulunan haçkarlar 12.yy’a tarihleniyor.
Surp Hovhannes Kilisesi’nin giriş kapısının sağında, duvara kazınmış 1854 tarihi görülüyor. Bu tarihin kilisenin inşa tarihi olduğu düşünülüyor.
Kaynak: Evrensel









