Eski Kongo Demokratik Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Joseph Kabila, Yüksek Askeri Mahkeme tarafından idama mahkum edildi. Mahkeme, Kabila’yı ”isyancı grupları desteklemek ve ülkeye ihanet etmekle” suçladı.
*
Emperyalist Müdahalelerin ve Sınıf Mücadelesinin Gölgesinde Bir Yargı Oyunu Kinshasa, Kongo Demokratik Cumhuriyeti – Eski Cumhurbaşkanı Joseph Kabila, askeri mahkeme tarafından gıyabında idama mahkum edildi.
Suçlamalar, doğu Kongo’daki M23 isyancı grubuna destek vermek, vatana ihanet, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar üzerine kurulu. Bu karar, Kongo’nun mineral zengini bölgelerindeki çatışmaları, Rwanda’nın vekil savaşlarını ve Batı emperyalizminin sömürü döngüsünü bir kez daha ifşa ediyor.
Özgürlükçü sol bir perspektiften bakıldığında, bu yargılama Tshisekedi hükümetinin siyasi rakiplerini tasfiye etme aracı olarak görülüyor – halkın yoksulluğunu ve emperyalist yağmayı gizleyen bir perde.
Mahkeme, 30 Eylül 2025’te Kinshasa’da verdiği kararda Kabila’yı “vatana ihanet”, “isyancı hareketi örgütleme”, “savaş suçları” (kasten adam öldürme, tecavüz, işkence, sürgün) ve “insanlığa karşı suçlar”dan suçlu buldu. Yargıç General Joseph Mutombo Katalayi, “Askeri Ceza Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca en ağır ceza olan idam cezası uygulanmıştır” diyerek kararı açıkladı.
Kabila ayrıca yaklaşık 50 milyar dolar tazminat ödemeye mahkum edildi; bunun büyük kısmı devlet ve mağdurlara, kalan kısmı ise Kuzey ve Güney Kivu eyaletlerine ayrıldı. Ancak mal varlığına el koyma talebi reddedildi, ki bu da kararın seçici ve siyasi niteliğini vurguluyor. Al Jazeera, bu kararı “siyasi gerilimleri alevlendirebilecek bir adım” olarak nitelendiriyor ve Kabila’nın tutuklanmasının “muhtemel görünmediğini” belirtiyor.
Kabila neden “hapiste” değil? Karar gıyabında verildi ve Kabila’nın yeri bilinmiyor. 2023’te Güney Afrika’ya yerleşen Kabila, Mayıs 2025’te M23 kontrolündeki Goma’da ortaya çıktı ve “doğudaki krize çözüm” için dini liderlerle görüştü.
Bu ziyaret, Tshisekedi hükümeti tarafından isyancılara destek kanıtı olarak kullanıldı. Kabila, mahkemeyi “baskı aracı” ve “keyfi” olarak eleştirdi, duruşmaya katılmadı. Savcı General Lucien Rene Likulia, idam talebinde bulunarak Kabila’yı “M23’ün patronu” olarak tanımladı: “C’est lui, le boss [du M23].” (O, M23’ün patronu.)
Guardian, bu ifadeyi Tshisekedi’nin “muhalifleri susturma taktiği” olarak yorumluyor, ancak radikal sol bir bakışla bu, emperyalist destekli hükümetlerin iç hesaplaşması olarak görülebilir.
M23 İsyancıları Kim ve Neden Önemli?M23, 2012’de kurulan, ağırlıklı Tutsi kökenli askerlerden oluşan bir grup. Adını 2009 barış anlaşmasının tarihinden alıyor. Doğu Kongo’da (Kuzey ve Güney Kivu) aktif, Rwanda tarafından desteklendiği BM raporlarında belirtiliyor.
Bu yıl Goma ve Bukavu gibi şehirleri ele geçirdiler, binlerce ölüme ve yüz binlerce yerinden edilmeye yol açtılar. Reuters, M23’ün “Rwanda ordusunun kritik rolüyle” bağlantılı olduğunu aktarıyor.
M23 Rwanda’nın Kongo minerallerini (kobalt, koltan, altın) sömürme aracı olduğu da iddialar arasında; Batı şirketleri (Apple, Glencore) bu kaynakları ucuz emekle kullanıyor. Le Monde, bu çatışmanın “mineral laneti”ni emperyalist müdahalelere bağlıyor.
Jacobin’in eski Kongo analizleri (örneğin 2017’de Kabila’nın iktidar uzatmasını eleştiren makaleler), bu tür grupların emperyalist vekil savaşlarının ürünü olduğunu ima ediyor.
Kabila’nın Arka Planı ve Siyasi BağlamJoseph Kabila, 2001’de babası Laurent-Désiré Kabila’nın suikastı sonrası iktidara geldi. İki dönem seçildi, ancak 2016’da süresi bitmesine rağmen seçimleri erteleyerek kaldı – bu, halk protestolarına yol açtı. 2018’de Tshisekedi’ye devretti, ancak ittifak bozuldu. Senato, Mayıs 2025’te dokunulmazlığını kaldırdı.
The Nation’ın eski makaleleri, Kabila’yı “savaş lordu siyaseti”yle eleştiriyor; Le Monde Diplomatique, Kongo’nun “devlet başarısızlığı”nı yabancı sömürüye bağlıyor ve ölüm cezasının Mart 2024’te geri getirilmesini eleştiriyor – bu, Kabila davasının siyasi araç olduğunu destekliyor.
Kongo, Belçika sömürgeciliğinden beri kaos içinde; 1990’lar savaşları milyonlarca ölüme yol açtı. Bugün 120+ silahlı grup, 7 milyon yerinden edilmiş insan var. Batı şirketleri çocuk emeğiyle maden çıkarıyor, Rwanda vekil gruplarla pay kapıyor. Bu karar, Tshisekedi’nin ABD destekli barış anlaşmalarını (Haziran 2025’te imzalanan ateşkes) güçlendirme girişimi olabilir, ama şiddet sürüyor.
Guardian, kararın “bölünmeleri derinleştireceğini” uyarıyor; Al Jazeera, NGO eleştirilerini aktarıyor: “Sivil ölümler tüm tarafların suçu, ama adalet tek taraflı.”
Le Monde Diplomatique benzer davaları “siyasi araç” olarak eleştiriyor.
Sonuçta, Kabila’nın idamı Kongo’nun emperyalizme karşı mücadelesinde bir aşama, ama halkların gerçek ihtiyaçlarına uygun değişim henüz ufukta görünmüyor.
Not : Araştırmalarımız, Jacobin, The Nation, CounterPunch, Monthly Review ve World Socialist Web Site gibi radikal sol yayınlarda bu olay hakkında henüz doğrudan bir yorum veya makale olmadığını gösteriyor; olay 30 Eylül 2025’te gerçekleştiği için, bu yayınlar muhtemelen henüz derinlemesine analiz yayınlamamış.
Bunun yerine, mevcut liberal-sol eğilimli kaynaklardaki bilgileri (Al Jazeera, Guardian, Le Monde gibi) kullanarak, emperyalizm eleştirisiyle zenginleştirilmiş bir derleme sunuyoruz.
Editör: A. Haluk Ünal- Derleme : Grok 4









