Çingene/Roman halkı yalnızca öldürülmedi; gettolara sürüldü, zorla çalıştırıldı, tıbbi deneylere maruz bırakıldı, zorla kısırlaştırıldı. Çocukları okullardan, büyükleri işlerinden koparıldı. Yahudi halkıyla birlikte Romanlar da Nürnberg Yasaları ile vatandaşlıktan çıkarıldı, Nazi faşizminin ırkçı “temizlik” politikasının hedefi haline getirildi.
Nazi faşizmi, Almanya’da 1500’lü yıllardan beri devam eden Roman nefretini devam ettirerek, Çingene halkını da “yok edilmesi gereken ırk” olarak gördü. Faşizmin vahşeti sadece Yahudileri değil, yüzyıllardır ayrımcılığa, yoksulluğa ve dışlanmaya maruz kalan Çingeneleri de hedef aldı. Irkçılığın kurumsallaştığı, insanlık onurunun yok sayıldığı o yıllarda, Avrupa’nın dört bir yanında bir halk suskunluğa mahkûm edildi.
2 Ağustos’ta yalnızca yas tutmuyoruz; hesap soruyoruz!
Bugün hâlâ Avrupa’da ve dünyanın dört bir yanında Romanlara yönelik açık ya da örtük ırkçılık, antigypsyism sistematik olarak devam ediyor. Nefret, dışlanma, yoksulluk ve yok sayılma bir halkın hayatını kuşatmaya devam ederken, biz hafızamızı diri tutuyor; ırkçılığa, faşizme ve ayrımcılığa karşı sesimizi yükseltiyoruz.
Nazi faşizminden bugüne, Çingenelerin tarihi bir var oluş ve direniş tarihidir. Yok sayılmaya karşı varlığını, baskıya karşı onurunu, soykırıma karşı yaşamını savunan bir halkın tarihidir.
2 Ağustos Çingene Soykırımı Anma Günü’nde bir kez daha haykırıyoruz:
Bir daha asla!”









